Dokuz Eylül’den uzaklaştırılan akademisyenler: Hakikatin hükmüne zalimlerin dünyasında yer yoktur

Barış için Akademisyenler’in bildirisine imza attıkları için önce haklarında soruşturma açılan ardından uzaklaştırma alan akademisyenler fakülte önünde yaptıkları açıklamada 'Hakikatin hükmüne zalimlerin dünyasında yer yoktur' dedi.

 İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Barış için Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza attıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılan 12 akademisyenin görevden uzaklaştırılması üzerine 29 Haziran’da üniversitede bir basın açıklaması düzenlendi.
TTB, SES İzmir Şubesi ve Eğitim Sen İzmir 3 Nolu Şube’nin çağrısıyla Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi poliklinikleri önünde bir araya gelenler sıcağa rağmen akademisyenlerle dayanışmak için oradaydı.

Prof. Dr. Cem Terzi’nin konuşması ve basın açıklaması sırasında sıklıkla “Susma, sustukça sıra sana gelecek!”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı. Basın açıklaması ve konuşmaların ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na doğru yüründü. Eylem, ertesi gün (30 Haziran Cuma) saat 12.30’da Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü önünde toplanma çağrısıyla sona erdi.

“Eşitlik, özgürlük ve barış isteyenler OHAL’le susturulmak isteniyor”

Ortak basın açıklamasında daha önce görevden uzaklaştırılan veya ihraç edilenler gibi, Dokuz Eylül’deki akademisyenlerin de iyi hekimlik değerlerini, akademik özgürlükleri savundukları, emek, barış ve demokrasi mücadelesi verdikleri için hedef seçildikleri belirtildi. Toplumun her alanında eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi isteyenlerin OHAL aracılığıyla susturulmak istendiğinin vurgulandığı basın açıklamasında “Ülkemizde umut kesilen adalet, büyük bir toplum kesimini harekete geçirmiş ve onu arayanları ortak bir hedefte birleştirmiştir” denildi.

“Hakikatin hükmüne zalimlerin dünyasında yer yoktur”

Basın açıklamasının ardından konuşan Cem Terzi hakikat ve barış yüzünden bugün uzaklaştırıldıklarını belirterek “Hakikatin hükmüne zalimlerin dünyasında yer yoktur” dedi. Terzi, bilim insanlarının da, vatandaşların da hakikat ile ilişkisinin aynı olduğunu belirterek ya sorumluluk duyulup gereğinin yapıldığını ya da inkar edildiğini vurguladı.

Adaletsizlik ve zulüm varken seyirci kalanların zulme ortak olduğunu ifade eden Terzi bu topraklara barışın da bu nedenle gelmediğini söyledi. “Hakikate değer vermemek, onunla yüzleşmemek zalimleştirir” diyen Terzi, zalimlerin bir arada yaşama iradesinin olamayacağını bir toplum oluşturamayacaklarını belirtti.

Cem Terzi’nin konuşması:

Hakikat ve barış yüzünden buradayız bugün. Hakikati söylemek ve barış talep etmek yüzünden bugün çalıştığımız üniversiteden uzaklaştırıldık. Bugünlerde bu ülkede yaşananlar, kendinden olmayana kendinden farklı düşünene, konuşana, yazana çizene, ne kadar zalimce davrandığımızı bir kez daha gözler önüne seriyor. Neden bu kadar zalim olduğumuzu konuşmamız gerek. Neden yaşantılarımız, değerlerimiz, duygularımız, kutsal saydıklarımız, edimlerimiz giderek birbirinden uzaklaştı? Nasıl ve neden zalimleştik? Hakikate değer vermemekle ve hakikatin peşinden koşmamakla zalimleşmek arasında çok derin bir ilişki var. Hakikatin hükmüne zalimlerin dünyasında yer yoktur. Bilim insanlarının da, vatandaşların da aslında hakikat ile ilişkisi aynıdır: Ya sorumluluk duyar gereğini yapar ya da inkar edersiniz… İnkar ettikçe kötülükten yana olursunuz. Nihayet kötü, ve zalim olursunuz. Hakikatten canımız öyle istiyor diye kurtulamayız. Yok saymakla, unutmakla kaybolacak bir hayalet değildir hakikat. Ve çok iyi biliyoruz insanlar arasında öyle temel bir dayanışma bağı vardır ki, her birimizi dünyadaki bütün haksızlık ve adaletsizliklerden ama özellikle bizim tanıklığımızda veya bilgimiz dahilinde işlenen adaletsizliklerden sorumlu kılar. Şayet bunları önlemek için elimizden geleni yapmazsak, biz de zalim oluruz. Adaletsizlik varken, zulüm varken eylemsiz, bir şekilde seyirci kalanlar, olana bitene ortak olur. Barış bu topraklara kolay kolay gelmiyor. Neden? Hakikatler ile barışamadığımız için. Hakikat ile yüzleşemediğimiz için birbirimizle de yüzleşemiyoruz. Öğretilen ezberleri, yalanları birbirimize anlatmayı konuşmak sanıyoruz. Kendi ezberlerimizi tekrarlıyoruz. Ötekinin ne düşündüğü umurumuzda değil. Ötekini dinlemeye, anlamaya dair hakiki bir arzumuz, irademiz yok. Düşünmüyoruz. Sorumluluk almaktan o kadar çok korkuyoruz ki düşünmüyoruz. İnsanların aşağılanmalarına, acı çekmelerine, inkar edilmelerine, sessiz kalabiliyoruz, Hep sorumluluktan kaçmanın bir yolunu buluyoruz, bir şekilde kendimizi masum hatta mağdur ilan edebiliyoruz ve her hakikat talebini öteki kabul ediyoruz, hatta suçluyoruz. Bu bizi yüzyıllardır bir kolektif yalan üretiminin parçası haline getiriyor. Bugün yaşadığımız her kötülüğün kökü toplumsal tarihimizdeki hakikatlerle yüzleşmeye cesaret edemediğimizden ve böyle bir geleneğimizin olmamasından kaynaklanıyor… Hakikate değer vermemek, onunla yüzleşmemek zalimleştirir. Zalimlerin ise bir arada yaşama iradesi olamaz. Zalimler bir toplum oluşturamaz… Unutmayın lütfen eğer bir toplum olmak istiyorsak sadece hakikat kurtarır bizi! Barış hakikat ile gelir. İnsan olarak bizi değerli kılan tek şey eşitlik için, özgürlük için, adalet için ve barış için ödemeye gönüllü olduğumuz bedellerdir. Barış talebi her tür bedeli ödemeye değer, biz bedel ödeyelim yeter ki analar ağlamasın. Yaşasın analar. Yaşasın bütün analar. Yaşasın hakikat! Yaşaşın hayat!

3. Sayfa Haberleri

Kadın, hemcinsinin üzerine yanıcı madde döküp ateşe verdi!
Alemdağ Spor Kulübü Başkanı kafede otururken başından vuruldu!
Fenerbahçe - Galatasaray tartışmasında kan aktı: 1 ölü
Tırların olduğu yolda indirilen çocuğa tır çarptı
Annesini satırla yaralayan zanlı tutuklandı