Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi tarafından bugün İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen ‘İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı Açılış Kongresi’ne katıldı.
Erdoğan, burada şöyle konuştu:
"İLK DEFA GÜÇLER AYRILIĞINI TAM MANASIYLA ÜLKEMİZDE TESİS ETTİK"
"Sivil yargı-askeri yargı ayrımını ortadan kaldırarak yargıda birliği temin ve tesis ettik. Ulusal Yargı Ağı Projesi UYAP’ı hayata geçirerek teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yargının hizmetine sunduk. Uzlaştırmacılık ve arabuluculuk sistemlerini kurarak taraflara kolaylık getiren alternatif çözüm yollarını uygulamaya koyduk. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkanı, lekelenmeme hakkı, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu gibi pek çok reformu hayata geçirdik. Yargının bağımsızlığı ile birlikte tarafsızlığını da anayasal güvenceye alarak hukuk sistemimizin önemli bir eksiğini daha gidermiş olduk. Tüm bunlara ilaveten, halkımızın takdir ve tensipleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek, tarihimizde ilk defa güçler ayrılığını tam manasıyla ülkemizde tesis ettik. Önümüzdeki yıl, yeni yönetim sistemimizin ilk dönem uygulaması ışığında, yürütmeyi daha etkin kılmanın yanında, yasama ve yargıyı da güçlendirecek yeni reformları ülkemize kazandırmak istiyoruz."
"FARKLI KESİMLERİN YAKINDAN TAKİP ETTİĞİ KİMİ HADİSELER ÜZERİNDEN YAŞANAN TARTIŞMALAR OLABİLİYOR"
"Elbette bu süreçte kamuoyunun farklı kesimlerinin yakından takip ettiği kimi hadiseler üzerinden yaşanan tartışmalar da olabiliyor. Ama bu tartışmaların her birinin, kendi mecrasında köpürerek sürdükten sonra hukuk devleti havuzunda durulup neticeye bağlanacağına inanıyoruz."
"REFORMCU RUHU DİRİ TUTMAKTA, SÜREKLİ GÜÇLENDİRMEKTE KARARLIYIZ"
"Adalet hizmetleri ve insan hakları başlıkları altında yapılanlar, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir zaman yeterli değildir. Hayatın sürekli değiştiği, değişimin beraberinde yeni sorunlar ürettiği bir iklimde hukuk sisteminin bunun dışarıda kalması düşünülemez. Devletin bu hususlarda kendini sürekli yenilemesi, şayet varsa eksiklerini gidermesi, varoluş gayesini ifa bakımından son derece mühimdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyan siyasetçiler olarak biz de meseleye böyle bakıyor, mevzuatımızı sürekli geliştiriyoruz. Özgürlük, güvenlik, bu dengeler üzerinde hak ve özgürlükleri ilgilendiren her meselede tavrımızı insan öncelikli olarak belirliyoruz. Bu süreçte önümüzü açan, bizlere ufuk kazandıran, hizmet standardını yükselten her eleştiriye, her fikre de kulak veriyoruz. Milletin hayrına olduğuna kanaat getirdiğimiz hiçbir konuda komplekse kapılmadık, kapılmayız. Artık 20 yılı geride bırakan iktidar yıllarımızın en önemli alameti farikası, hak ve özgürlük odaklı reform iradesini asla kaybetmemiş olmasıdır. Bunca yıldır bize rehberlik eden reformcu ruhu hep diri tutmakta, sürekli güçlendirmekte kararlıyız."
AYM BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN KUR'AN'DAN ÖRNEKLER VERDİ
Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ise şunları söyledi:
“Bilindiği üzere, anayasa yargısının temel işlevi, anayasanın üstünlüğünü sağlayarak bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktadır. Bu işlevi yerine getirebilmek için de toplum sözleşmesi maiyetinde olan anayasalarda yer alan adalet, hürriyet, eşitlik, hukukun üstünlüğü, kuvvetlerin ayrılığı gibi anayasal ilke ve değerlerin mutlaka hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu ilke ve değerler, zamana ve zemine göre farklı isimlerle adlandırılabilmekte, hatta uygulamaları da değişebilmektedir. Ama bu ilke ve değerlerin kökleri bütün medeniyetlerde ortaktır. Sözgelimi, adaleti ele aldığımızda, adaletin tarih boyunca tüm toplumlarda toplumsal ve siyasal hayatın temel erdemi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu böyledir, zira adalet olmadan toplumsal hayat, siyasal hayat olamaz; toplumun ve devletin varlığı ve devamı söz konusu olamaz. Adaletin gerçekleşmesinin aracı da hukuktur. Bu nedenle ideal topluma dair değerler manzumesi sunan tüm dinler, hukuku ve adaleti merkeze almışlardır. Nitekim Kur’an’da, adaletin gerçekleştirilmesi, iyinin varlık sebeplerinden biri olarak ifade edilmekte; insanların adaleti yerine getirmeleri için peygamberlerle birlikte, kitabın ve mizanın indirildiği belirtilmektedir. Buradaki mizan kelimesinin aynı zamanda terazi anlamına geldiği hepimizin malumudur. Hemen her toplumda adaletin sembolü olarak kullanılan terazi sayesinde insanların hukuku korunur, hakları eksiksiz olarak verilir. Bu sebeple adalet terazisini elinde tutanların sorumluluğu, onu doğru tutmak suretiyle hakkaniyete uygun davranmak, doğru ölçmek ve adil karar vermektir. Böylece insanlar arasında adaletin tesisinde yargının ve yargıcın ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu da ortaya çıkmaktadır.
Düşünce ve söylem olarak zengin bir müktesebatı olan medeniyetimizin adalet, eşitlik ve hürriyet gibi değerlerinin hayata geçirilmesi, sadece Müslüman coğrafyada değil, dünyada yaşanan sıkıntılara da çare olacaktır. Yaşanan sıkıntılar ise hepimizin malumudur. Şiddete ve istismara maruz kalan kadınlar ve çocuklar, eksilmesi gereken birer rakam olarak görülen mülteciler, açlık sınırının altında hayata tutunmaya çalışanlar, inançlarından veya düşüncelerinden dolayı cezalandırılanlar, bizim gibi olmadığı için dışlanan ve ötekileştirilen insanlar. Dünyamızdan bu insan manzaraları, ulusal ve uluslararası düzlemde karşı karşıya kaldığımız adalet açığının görünümleridir. Bu noktada belki de en büyük sorun, öteki ile, öteki olarak görülen ile sağlıklı bir ilişki kuramamaktan ve ötekinin de bizim gibi haklarının olduğunun tam manasıyla içselleştirilememesinden kaynaklanmaktadır."
ADALET VE HUKUK VURGUSU
"Yıllar önce İbni Haldun devletin devamı için insanların hak ve güvenliklerinin korunmasını vurgulamıştır. İnsanların haklarının ihlali zulüm kelimesiyle ifade edilmiştir. İbni Haldun'a göre zulüm, hak ihlalleri medeniyetin harap olmasına, son tahlilde devletin zarar görmesine neden olur. Bu sebeple devletin ve devlet organları arasında özelilkle Yargı'nın amacı zulmün giderilerek, adaletin tesis edilmesidir. Bu anlamda hakimin temel görevi insanların haklarını güvenceye almak, İbni Haldun'un temel ifadesiyle halkın hukukunu korumasıdır."