Cübbeli Ahmet seçim günü Fatih Altaylı'yı neden aradı? Altaylı'ya göre Kılıçdaroğlu seçimi bu yüzden kaybetti

Gazeteci Fatih Altaylı, Aposto'nun sorularını yanıtladı. Altaylı, Kılıçdaroğlu'nun seçimi kaybetmesi ve 'doğru' adayın kim olduğuna ilişkin konuştu. Altaylı, Cübbeli Ahmet'in seçim günü kendisini aradığını ve kendisine ne söylediğini de anlattı.

Habertürk'ü bırakan Gazeteci Fatih Altaylı, Aposto'nun sorularını yanıtladı. Altaylı seçim sürecine dair muhalefetin pozisyonuna, Kılıçdaroğlu'nun adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cübbeli Ahmet'in kendisini aradığını da söyleyen Altaylı özetle şunları söyledi:

CÜBBELİ AHMET'TEN ALTAYLI'YA TELEFON

Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan'ın kampanya süreçlerini karşılaştırdığınızda hangi tarafın daha başarılı olduğunu düşünüyorsunuz?

"Erdoğan doğru düzgün kampanya bile yapmadı aslında. Hatta bu rahatlığı şaşırtıcı idi. Sadece son iki haftada sahaya inmek zorunda hissetti kendini. Kılıçdaroğlu ise herkese göre başarılı bir kampanya yürüttü. Kendinden beklenmeyecek kadar iyiydi ama bir hata vardı. Gergin ve kamplaşmış bir topluluğa pozitif kampanya yaptı. 

Oysa yapması gereken terörün AKP döneminde hortladığını hatırlatmak, açılım sürecine vurgu yapmak, terörle AKP'yi özdeşleştirmekti. Erdoğan’ın milliyetçiliği ayaklar altına aldığı konuşmaları hatırlatmaktı. Mesela Canan Kaftancıoğlu bu tür bir kampanyanın daha doğru olduğunu genel merkeze sürekli söyledi ama genel merkez çiçek-böcük-kalp kampanyası yapmayı tercih etti. 

Erdoğan’ın kampanyası ise daha çok yapabilme kabiliyeti üzerineydi. Bir yandan muhalefeti terörle özdeşleştirdi diğer yandan muhalefetin vaatlerini iktidarın gücü ile önden gerçekleştirme adımları attı. Cübbeli Ahmet seçim günü beni aradı mesela ve “Fatih Bey, deprem bölgesinde Tayyip bey kazanacak çünkü herkes o evleri bitirip teslim edecek olanın Tayyip bey olduğuna inanıyor” dedi. Durum tam da buydu.

"KILIÇDAROĞLU İÇİN HEZİMETTİR"

Seçim sonuçlarına bakıldığında sizce net bir şekilde kazanan ve kaybeden taraf olduğunu söylemek mümkün mü? Seçimleri Erdoğan için bir zafer, Kılıçdaroğlu için bir hezimet olarak görüyor musunuz?

Kemal Bey’in çevresinde toplanan yüzde 48 muhalefeti çok da önemsememek lazım. Sonuçta erk Erdoğan’da kaldı. Yine bildiğini okuyacak, istediğini yapacak. Evet siyaset sosyolojisi açısından bu oranlarla iktidarın istediğini yapması çok kolay değildir. Ancak Yeniden Refah ve HÜDA PAR gibi iki ekstrem parti var iktidarın yanında. Eğer Erdogan bu partilere uyup, radikal uygulamalara yönelirse toplumsal barış büyük zarar görür. Ciddi olaylar olabilir. Yeni ve daha yaygın ‘Gezi’ler görebiliriz. 

Hezimet meselesine gelince. Evet Kılıçdaroğlu için hezimettir. Kaybettiği 12. seçim. Üstelik de kazanma ihtimalini egosuna ya da çevresinde egosunu okşayanlara yenik düşerek heba etti. Çok açık bir hezimettir. Bu seçimi bile kazanamayan bir siyasi lider hangi seçimi kazanabilir ki!

"KILIÇDAROĞLU YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİK VE TERÖR KORKUSU NEDENİYLE KAYBETTİ"

Erdoğan açısından seçimin kazanılmasını sağlayan, Kılıçdaroğlu açısından da kaybedilmesine neden olan faktörler sizce nelerdi?

Yükselen milliyetçilik, terör korkusu. Kimse itiraf etmese de, mezhep meselesi. Ve tabii CHP’nin önemini kavrayamadığı göçmenler meselesi. Seçim güveliği ve iktidarın seçimlerde güç kullanımı zaten yıllardır süren bir etken.

"AK PARTİ MUHALİFLERİNİ DE KENDİNE BENZETTİ. TAM BİR YİNG YANG DURUMU VAR"

Seçimin tamamlanmasının ardından Halk TV, Sözcü TV, TELE1 gibi muhalif medya kuruluşları hakkında RTÜK tarafından inceleme başlatıldı. Siz de 14 Mayıs'tan sonra Habertürk'ten ayrıldığınızı açıkladınız. Önümüzdeki dönemde medya ve ifade özgürlüğüne baskı artacak mı? Özellikle muhalif medyayı ve gazetecileri nasıl bir dönem bekliyor? Ana akım medyanın zayıflayacağı, sosyal medyanın ağırlığının artacağı bir döneme mi giriyoruz?

Kış kışlığını, RTÜK de RTÜK’lüğünü yapacaktır. Elbette ki baskı artabilir. Ama medyanın da dönüp kendine bakması lazım. A Haber’i eleştirip onların yayıncılığının benzerini yapmak da doğru değil. İktidar yandaşlığını eleştiren gazetecilerin mesleki ve ekonomik ikballerini muhalif partilere bağlamasının, partileri iş ve iş bulma kurumu gibi görmesinin de akıl alır tarafı yok. 

AK Parti ne yazık ki, muhaliflerini de kendine benzetti. Tam bir Yin Yang durumu var. İki taraf birbirinin yansıması. İktidar değişse, muhtemelen şimdi ezilenler ezen olacaktı. Ve bu durum Türkiye’ye has değil. Avrupa hariç, dünyada da durum bu. Her yerde yükselen milliyetçilik, ırkçılık, baskıcı rejimler. Medyada müthiş bir taraf tutma hali. Aklın ve bilginin önemsizleşmesi. Lümpenizm dediğim bir yeni akım tüm siyaseti esir aldı. 

Sosyal medya da sonuçta medya ve üstelik de sorumsuzluk açısından geleneksel medyanın ötesinde bir rezalete batmış durumda. Ama yine de sorumluluk sahibi yayıncıların baskıya karşı elini bir nebze de olsa güçlendiriyor. Bağımsız ama sorumlu yayıncılara alan açıyor. Ancak bu alan bile sınırsız bir özgürlük değil."

Gündem Haberleri

DEVA Partili Danış: “Türkiye’nin Asıl İhtiyacı Temiz Siyaset”
Kılıçdaroğlu’nun iddialarının araştırılması Meclis ve yargı gündeminde
Kılıçdaroğlu MYK Listesini yarın açıklıyor: A Takımı'nda Kimler Var?
Kılıçdaroğlu'ndan milletvekillerine yazı: Talimatım olmadan grup toplantısı yapılmayacak
Bayramda sofralara dikkat: 'Kontrolsüz et tüketimi kalp krizi riskini artırabilir’