Ülkelerindeki savaştan kaçtılar, ülkemize sığındılar. Türkiye’deki nüfuslarıyla ilgili, belirli bir sayı vermek oldukça zor. Adapte olabildiler mi? O da meçhul. Peki, biz onlara adapte olabildik mi? İşte bu sorunun cevabı da pek parlak değil…
Ülkemize sığınan Suriyelilerden bahsediyoruz. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ve gazetemiz yazarı Süleyman Kılıç, İstanbul’a yerleşen Suriyelilere ziyaret etti. Gürsel Tekin, özellikle yoğun olarak yaşadıkları Fatih ilçesinin sokaklarında dolaştı, evlerine gitti, çocuklarını sevdi, onları dinledi…
İstanbul Fatih’teki ziyaretleri sırasında konuşan Gürsel Tekin, öteki İstanbul’u kimsenin görmediğini ve bu yüzleşmeyi kendisinin yaşamak istedi- ğini belirtti.
Seçimlere de yansıdı
Türkiye’ye göçen o insanların turist olmadığı vurgusunu yapan Tekin, Havalimanı ve Reina katliamlarını da hatırlattı ve şunları söyledi:
“Yaşadığımız iki acı olay var. Havalimanı ve Reina katliamlarının failleri Tarihi Yarımada’da oturuyorlardı. Böylesi bir manzara karşısında, hükümet bir duyarsızlık içinde. Bu olay seçimlere de yansıdı. İktidarı en çok şaşırtan İstanbul’daki çeşitli ilçelerdeki düşüş- lerdi. Bunlardan bir tanesi de Fatih’tir. Esnafla da konuştuk. Bu manzaradan rahatsız olduklarını söylüyorlar.”
Adeta Şam’daymışsınız gibi
2012’den bu yana İstanbul’a Ortadoğu’dan gelenlerle ilgili inceleme yaptığını anlatan Gürsel Tekin, her milletin kendi gettosunu oluşturduğunu anlattı.
Tekin sözlerine şöyle devam etti: “Yerleşik kimse kalmadı herkes evini taşımak zorunda kaldı. Vatandaşımız güvenliği için yerini-yurdunu terk ediyor. Bizim Mehmetçikler şehit olurken onlar burada zenneler eşliğinde oynasın. Kendi yoksullarını da istemiyorlar.Girdiğinizde adeta Şam’daymışsınız gibi dola- şıyorsunuz.Bizle beraber yaşamayı istemiyorlar. Bu yüzden kavgalar oluyor. Bizim kendi vatandaşlarımız kendi evlerinden göç ediyor.
DENETiM mekanizması iŞLiYOR MU?
BİR entegrasyon sistemini geliştiremezseniz çok ciddi zarar görürüz. Ev sahipliği yapmasını biliriz ama belli süre sonra misafir olmaktan çıkıp sosyal yapınızı bozar vaziyete gelirlerse, hem oradaki yerleşik insanlar için sorun olur, hem de buraya sığınan yurttaşlar için sıkıntı olur. Faşist dü- şünen insanlar değiliz ve “Neden buradalar?” diye sormuyoruz. Bizim sorularımız net: Bir entegrasyon yapılıyor mu? Denetim mekanizması işliyor mu? Ne kadar insan girip- çıkıyor? Avrupa Birliği’nin ayırdığı fonlar nasıl ve kimler için harcanıyor?
Buradaki dramı gören yok!
BİR insanlık ayıbı yaşıyoruz. Bu ayıbın mimarları bu sorunu çözmek zorundadır. Sadece bu Türkiye’nin tek başına çözeceği bir sorun değil. Külfet kalmış sırtı- nızda, yardımalar da kapalı devre. O yardımlar nereye harcanıyor biliyor değiliz. Allah aşkına, bu insanlar uzayda mı yaşıyor? Buradaki dramı gören yok. Bu şehirde her gün kaç cinayet, kaç hırsızlık, kaç gasp oluyor? Öteki Türkiye’yi kafama taktım. Bu işin sonuna kadar gideceğim.