CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin: "Partinin gerçek sahibi örgüttür"

Yurt Gazetesi'ne konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, parti içinde yaşanan tartışmalardan kurultay sürecine, Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilere kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Yurt Gazetesi'ne konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, parti içinde yaşanan tartışmalardan kurultay sürecine, Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilere kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Tekin, "CHP ancak birbirini tasfiye ederek değil, birbirini anlayarak büyür" dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Yurt Gazetesi'nin sorularını yanıtlayarak Cumhuriyet Halk Partisi'nde son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

CHP son yılların belki de en kritik iç tartışmalarından birini yaşıyor. Sizce bugün partide yaşanan krizin temelinde ne yatıyor? Bu sürece gelinmesinin temel nedenleri nelerdir?

Gürsel Tekin:

"Bugün yaşadığımız sorunların temelinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü kültürünü, mücadele geleneğini ve örgüt yapısını yeterince tanımayan kadroların yönetim anlayışı yatıyor. CHP sıradan bir siyasi parti değildir; 100 yılı aşan birikimi, örgüt disiplini ve kurumsal hafızası olan bir partidir. Bu hafızayı yok sayarak siyaset yapılmaya çalışıldığında doğal olarak ciddi kırılmalar ortaya çıkıyor.

Ne yazık ki son dönemde siyaseti bir hizmet alanı değil, kişisel kariyer ve ekonomik rant alanı olarak gören anlayışların güç kazandığını görüyoruz. Partinin emekleri, mücadele geçmişi ve örgütlerin fedakârlıkları yerine farklı hesapların öne çıkması, bugün yaşanan güven bunalımının en önemli nedenlerinden biridir.

Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman belli grupların ya da kişilerin çıkarlarını koruyan bir yapı olmamıştır. Bu parti, yoklukta mücadele etmiş örgüt emekçilerinin, mahalle temsilcilerinin, sandık görevlilerinin ve yıllarını bu davaya vermiş insanların omuzlarında yükselmiştir. Bu anlayıştan uzaklaşıldığında parti tabanıyla yönetim arasında mesafe oluşur.

Benim inancım şudur; CHP yeniden kendi kuruluş değerlerine, örgüt aklına ve katılımcı demokrasi anlayışına döndüğü gün, bugün konuştuğumuz krizlerin önemli bir bölümü de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Çünkü bu partinin gerçek gücü makamlar değil, örgütüdür; günübirlik hesaplar değil, Cumhuriyet’e olan bağlılığıdır.”

Son kurultay süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeler, parti içi demokrasinin işleyişi konusunda sizde hangi soru işaretlerini oluşturdu? CHP'nin demokratik gelenekleri açısından bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gürsel Tekin:

Son kurultay süreci ve sonrasında yaşananlar sadece ‘şaibe var mı, yok mu’ tartışmasına indirgenecek bir mesele değildir. Bu süreç, aynı zamanda parti içinde yıllardır biriken yapısal sorunların ve büyük bir yozlaşmanın dışa vurumudur.

Ben her zaman şunu söyledim; ortaya atılan iddiaların tamamı doğru olmak zorunda değildir. Ama bu kadar ağır iddialardan sadece bir tanesi bile doğruysa, CHP gibi yüz yıllık bir partinin yerinden oynaması, kendi içinde bunun hesabını sorması gerekir. Böyle bir konuda ‘hiçbir şey olmamış gibi’ davranamazsınız.

Bu mesele öncelikle yargının değil, bizim kendi vicdanımızın, parti kültürümüzün ve iç denetim mekanizmalarımızın konusudur. Cumhuriyet Halk Partisi geçmişte kendi sorunlarını kendi gelenekleri içinde tartışabilen bir partiydi. Biz bu sorgulamayı yapmayıp konuyu halının altına süpürmeyi tercih edince, bugün yaşadığımız tablo kaçınılmaz hale geldi.

CHP’de geçmişte de yarışlar oldu, itirazlar oldu, farklı ekipler oluştu. Ancak kurultay bittiğinde herkes aynı çatı altında yeniden buluşur, kol kola girer ve partinin başarısı için mücadele ederdi. Çünkü hiçbir ekip CHP’den daha büyük değildi.

Ne yazık ki ilk kez bu süreçte kurultay sonrasında kalıcı bir ayrışma ve kutuplaşma ortaya çıktı. Bunun sorumluluğunu sadece bir kesime yüklemek de doğru değildir. Hepimizin oturup samimiyetle özeleştiri yapması gerekiyor. Eğer CHP yeniden kendi demokratik geleneklerini işletir, eleştiriyi tehdit değil zenginlik olarak görürse, bu yaraları da saracak güce fazlasıyla sahiptir.

CHP'de karar alma mekanizmalarının yeterince katılımcı olduğunu düşünüyor musunuz? Özellikle delege sisteminin mevcut haliyle parti tabanının iradesini yansıttığı kanaatinde misiniz?

Gürsel Tekin:

Maalesef bugün karar alma mekanizmalarının yeterince katılımcı olduğunu söyleyemem. Hatta üzülerek ifade ediyorum ki, 12 Eylül öncesindeki CHP’de bile parti içi demokrasi, istişare ve örgütün söz hakkı bugünkünden daha güçlüydü.

Partinin temel taşı örgüttür. İlçe başkanları, il başkanları, delegeler ve üyeler partinin iradesini temsil eder. Ancak son yıllarda belediye başkanlarının parti üzerindeki etkisi giderek arttı. Belediyelerin siyasi gücü ile örgütün iradesi birbirine karıştırıldı. Bazı belediye başkanlarının kendilerini ilçe başkanlarının, hatta örgütün amiri gibi görmeye başlaması parti kültürüne zarar verdi.

CHP’nin geleneğinde belediye başkanları örgütün rakibi ya da amiri değildir; örgütle birlikte çalışan, örgütten güç alan ve örgüte hesap veren seçilmiş yöneticilerdir. Bu denge bozulduğunda, delege sistemi de doğal olarak tabanın gerçek iradesini yansıtmakta zorlanıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik son dönemde yapılan eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu eleştirilerin ne kadarı siyasi, ne kadarı parti içi hesaplaşmaların bir sonucu?

Gürsel Tekin:

Türkiye’de ana muhalefet partisine 13 yıl genel başkanlık yapmış, partiyi çok zor koşullarda ayakta tutmuş bir lidere yönelik kullanılan dil, ne CHP’nin siyasi kültürüyle ne de siyasi ahlakla bağdaşmaktadır. Eleştiri elbette olacaktır; siyasetin doğasında bu vardır. Ancak eleştiri ile hakaret, siyasi değerlendirme ile itibarsızlaştırma kampanyası birbirine karıştırılmamalıdır.

Ne yazık ki son dönemde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik söylemlerin önemli bir bölümü siyasi eleştirinin sınırlarını aşmış, parti kültürünü ve ortak hafızayı yok sayan bir noktaya gelmiştir. Bir dönem aynı masada oturan, aynı mücadeleyi veren insanların bugün en ağır ithamlarla hedef alınması kabul edilemez.

Ben bu eleştirilerin önemli bir kısmının siyasi olmaktan çok parti içi hesaplaşmaların ürünü olduğunu düşünüyorum. Çünkü fikirlerle mücadele etmek yerine kişiler hedef alındığında, aslında partinin geçmişi ve kurumsal hafızası da hedef alınmış olur.

CHP’nin geleneğinde görev yapan genel başkanlar ve yöneticiler birbirlerinin siyasi rakibi olabilir ama birbirlerinin itibarıyla oynayan insanlar olmamıştır. Bugün yeniden bu siyasi nezaketi, bu parti ahlakını ve birbirine saygıyı hâkim kılmak zorundayız. Birbirimizi yıpratarak değil, birbirimizin emeğine sahip çıkarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni büyütebiliriz.

CHP'nin örgüt yapısının son yıllarda zayıfladığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Örgütlerin etkinliğini yeniden artırmak için hangi adımlar atılmalı?

Gürsel Tekin:

Bu değerlendirmeye maalesef katılıyorum. CHP’nin en büyük gücü hiçbir zaman binaları ya da makamları olmadı; örgütü oldu. Bugün ise örgüt, karar alan değil kararları uygulayan bir yapıya dönüştürüldü. Oysa CHP’nin geleneğinde ilçe başkanı da, mahalle temsilcisi de, delege de söz sahibidir.

Örgüt yeniden siyasetin merkezine taşınmalıdır. talimatla değil ortak akılla çalışan bir parti yapısını yeniden inşa etmek zorundayız. Belediye başkanlarıyla örgüt arasındaki denge yeniden kurulmalı, hiç kimse örgütün üzerinde bir vesayet makamı gibi hareket etmemelidir. CHP ancak güçlü örgütle iktidar olabilir.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin emekçiler, işsizler, emekliler ve dar gelirli yurttaşlarla kurduğu ilişkinin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? CHP'nin sosyal demokrat kimliği sahada ne ölçüde karşılık buluyor?

Gürsel Tekin:

Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Emekli geçinemiyor, genç iş bulamıyor, işçi her geçen gün yoksullaşıyor. Böyle bir dönemde sosyal demokrat bir partinin en fazla konuşması gereken konu ekonomi ve adalet olmalıdır.

CHP’nin bu alanlarda önemli çalışmaları oldu ancak bunların toplumla buluşması konusunda eksikler yaşandı. Sosyal demokrasi sadece Meclis’te konuşarak değil, fabrikada, pazarda, kahvede, mahallede vatandaşın yanında olarak temsil edilir.

CHP yeniden emekçinin, çiftçinin, esnafın ve dar gelirlinin günlük hayatına dokunan bir siyaset üretmelidir. Vatandaş kendisini dinleyen değil, sorununu çözen bir CHP görmek istiyor.

Son dönemde parti içinde yaşanan ihraç ve disiplin tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklı görüşlerin ifade edilmesi ile parti disiplini arasındaki denge nasıl kurulmalı?

Gürsel Tekin:

CHP’de disiplin hiçbir zaman farklı düşünceleri susturmanın aracı olmamıştır. Disiplin; partinin ilkelerini, kurumsal yapısını ve ortak mücadelesini korumak için vardır.

Bugün ne yazık ki eleştirenle partiye zarar vereni aynı kefeye koyan bir anlayış oluştu. Oysa eleştiri, CHP’nin tarihinin en önemli zenginliklerinden biridir. Farklı fikirlerden korkan değil, onları dinleyen bir parti olmak zorundayız.

Elbette parti kararlarına herkes saygı göstermelidir. Ancak disiplin mekanizması kişisel hesaplaşmaların değil, adaletin temsilcisi olmalıdır.

Partinin çeşitli kademelerinde uzun yıllar görev yapmış bir siyasetçi olarak, örgütlerden size ulaşan en temel rahatsızlıklar ve talepler nelerdir?

Gürsel Tekin:

Türkiye’nin neresine gidersem gideyim bana söylenen üç temel konu var. Birincisi, ‘Örgüt artık dinlenmiyor.’ İkincisi, ‘Emek veren insanlar kendilerini dışlanmış hissediyor.’ Üçüncüsü ise, ‘Kararlar birkaç kişi tarafından alınıyor.’

İnsanlar makam istemiyor. Saygı görmek, fikirlerinin dinlenmesini ve emeklerinin karşılığını görmek istiyor. CHP’nin en büyük sermayesi örgüt emekçileridir. Eğer bu insanlar kendilerini değersiz hissederse, partinin enerjisi de zayıflar.

Parti içindeki kırgınlıkların ve kutuplaşmanın aşılması için nasıl bir yol haritası izlenmeli? Olası bir yeniden yapılanma sürecinde İstanbul'un 39 ilçesi özelinde nasıl bir örgütlenme modeli öngörüyorsunuz?

Gürsel Tekin:

Kırgınlıkların ilacı samimiyettir. Önce birbirimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz. CHP’de kimse düşman değildir. Hepimiz aynı çınarın dallarıyız.

İstanbul özelinde ise yeniden mahalle örgütlenmesini esas alan, ilçe başkanlıklarını güçlendiren ve belediyelerle örgüt arasındaki görev sınırlarını netleştiren bir modele ihtiyaç var. Her ilçe kendi siyasetini üretebilmeli, üyeler karar süreçlerine doğrudan katılabilmelidir.

İstanbul’u güçlü yapan sadece belediyeleri değil, her sokağa ulaşabilen örgüt yapısıdır. Yeniden o ruhu canlandırmak zorundayız.

CHP'nin çeşitli kademelerinde görev yapmış deneyimli bir siyasetçi olarak, bugün parti üyelerine, örgütlere ve CHP seçmenine vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Gürsel Tekin:

Hiç kimse umudunu kaybetmesin. CHP yüz yılı aşan tarihinde çok daha zor dönemlerden geçti ve her defasında ayağa kalkmayı başardı.

Bugün birbirimizi kırmanın değil, birbirimizi anlamanın zamanıdır. Bu parti kimsenin şahsi mülkü değildir. CHP, milyonlarca üyesinin ve Cumhuriyet’e inanan milyonların ortak evidir.

Geçmişe saygı duyarak, bugünü doğru okuyarak ve geleceği birlikte inşa ederek yeniden iktidar yürüyüşünü başlatabiliriz. Ben örgütümüze güveniyorum.

Eğer bugün CHP'nin geleceğine ilişkin tarihe yalnızca tek bir not düşme imkânınız olsaydı, o not ne olurdu?

Gürsel Tekin:

Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusundan aldığı mirası kişilere değil ilkelere borçludur. Bu parti, kurumsal hafızasına, örgütüne ve demokratik geleneklerine sahip çıktığı sürece hiçbir güç onu yolundan çeviremez.

Ben tarihe şu notu düşmek isterim: CHP, ancak birbirini tasfiye ederek değil, birbirini anlayarak büyür. Bu partinin gerçek sahibi ne genel başkanıdır ne yöneticileridir; gerçek sahibi örgütüdür, üyeleridir ve Cumhuriyet’e gönülden bağlı milyonlardır. O iradeye sahip çıkıldığı gün CHP’nin önünde hiçbir engel kalmayacaktır.

Politika Haberleri

CHP İstanbul İl Kongresi davasında ara karar: Gürsel Tekin görevine devam edecek
CHP'li Ali Fazıl Kasap: "CHP'de hukuksuz yapılanmalar tasfiye edilmeli"
Rusya'dan alınan S-400'ler üçüncü bir ülkeye satılıyor!
Erdoğan'ın hediye ettiği tabancayı hangi liderler ülkelerine götürmedi? İşte o isimler…
ABD'nin İran'a saldırılarında can kaybı 14'e yükseldi