İhsan Eliaçık’tan CHP’ye Dikkat Çeken Mesaj: Tuzun Kokmaması Gerekir

Yurt Gazetesi Köşe Yazarı ve İstanbul Temsilcisi Abdullah Ağırkan, İlahiyatçı İhsan Eliaçık ile Özel Röportaj Gerçekleştirdi…

Yurt Gazetesi Köşe Yazarı ve İstanbul Temsilcisi Abdullah Ağırkan, İlahiyatçı İhsan Eliaçık ile Özel Röportaj Gerçekleştirdi…

YURT GAZETESİ – SORU: Belediyelere yönelik yargı süreçleri Türkiye siyasetinin önemli gündem maddelerinden biri. Bu gelişmeleri hukuk, demokrasi ve halkın iradesi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Türkiye'de yargı bağımsızlığı konusunda nasıl bir tablo var?

İHSAN ELİAÇIK – CEVAP: Başta İBB olmak üzere CHP-Yeni Parti’li belediyelere yönelik operasyonlar özü itibariyle siyasidir. Siyasi iktidar kendine rakip gördüğü bir partiyi ideoloji, eleman, kadro, aday potansiyeli gibi tüm yönlerden tasfiye etmeye çalışıyor. Ancak bunu rakiplerinin zaaflarını  kullanarak yapıyor. Yolsuzluk ve rüşvete bulaşanlar özellikle öne çıkarılıyor ve operasyonlar onlar üzerine kuruluyor. İddianamelerdeki deliller, MASAK raporları, HTS, BAZ kayıtlarına baktığımızda belediyelerde çok ciddi yolsuzluk ve rüşvet olayları olduğu görülüyor.

Bu noktada belediyelerde suça bulaşanlarla masumların birbirine karıştığını görüyoruz.  Tek tek suça bulaşanlar değil; suça bulaşanların bağlı olduğu kurum, parti topyekün hedef alındığı için suçlu takibi ile siyasi operasyon iç içe geçmiş haldedir.

Bence hem yargı darbesi hem de yolsuzluk ve rüşvet her ikisi de aynı anda var. İktidar yolsuzluk ve rüşvet olaylarını bahane ederek siyasi operasyonları ve yargı darbesini, muhalefet de siyasi operasyonları ve yargı darbesini bahane ederek yolsuzluk ve rüşvetleri görünmez kılmaya çalışmaktadır.

FETÖ denilenlerin darbe girişimi ile 17-25 yolsuzluk ve rüşvet olaylarının her ikisinin de aynı anda doğru olması gibi bir durum söz konusudur.

İktidar cenahının sadece rakiplerinin değil kendi çevresinin hatta ailesine varıncaya kadar tüm yolsuzluk ve rüşvet olaylarına bulaşmış olanların üzerine gitmesi gerekirdi. Aynı şekilde muhalefetin de kendi içindeki yolsuzluk ve rüşvet olaylarını bizzat kendisinin takip etmesi, arınmayı başkasına  bırakmadan rüşvetçileri kulağından tutup savcılığa teslim etmesi gerekirdi. Gerçek adalet böyle sağlanabilir.

Hatta artık 2019’den itibaren Türkiye’de kamu kaynaklarını kullanma, yetki, karar sahibi olma anlamında iktidar bloğunun % 70 AKP-MHP, % 30 CHP-Yeni Parti şeklini almıştır.

Ben artık iktidar ilişkilerine böyle bakıyorum. Antikapitalist ve hatta anarşist iktidar anlayışım bunu gerektiriyor. Dolayısıyla her 10 eleştirimden 7’si AKP-MHP cenahına, % 3’ü CHP-Yeni Parti cenahına gitmek durumunda. Aksi halde kendimle çeliSşmiş olurum. Benim iktidar muhalefet anlayışım böyle. Muhalefet kamu kaynaklarını hiç kullanmayan ve alternatif dünya gösterenlere denir.

YURT GAZETESİ – SORU: CHP'de son dönemde yaşanan parti içi tartışmaları, İstanbul örgütündeki gelişmeleri ve yönetim anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce CHP, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde nasıl bir sorumluluk üstlenmeli?

İHSAN ELİAÇIK – CEVAP: CHP’nin Türkiye’nin kurucu partisi olarak daha ideolojik ve ahlaki değerleri önceleyen bir yönde ilerlemesi gerekir. T.C’nin ideolojik, politik, ahlaki kurucu referansı olarak daima temiz kalması ve sürekli arınma içinde olması gerekir. Teşbihte hata olmaz mesela diğer partiler et ise CHP tuz gibidir. Tuzun kokmaması gerekir.

YURT GAZETESİ – SORU: Türkiye yaklaşık çeyrek asırdır muhafazakâr bir siyasi iktidar tarafından yönetiliyor. Ekonomik kriz, adalet tartışmaları ve toplumsal kutuplaşma üzerinden baktığınızda siyasal İslam'ın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Din ile siyaset arasındaki ilişki sizce nasıl olmalı?

İHSAN ELİAÇIK – CEVAP: En son fon kriziyle birlikte Türkiye’de 25 yıllık “Abdestli Kapitalizm” aslında çökmektedir. Çünkü kapitalizmin kriz üretmek, abdestli kapitalizmin de  kendi üzerine çökmesi ve kendini yok emesi özelliği vardır.

3Y (yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk) ile gelmişlerdi memleketi  3Y  ülkesi haline getirdiler. Yapılan hesaplamalarda görünen şu; Zengin ile yoksul arası fark 25 yılda ortalama 12. 9 kat artmış. Fark oranı 2002’de 10-11 iken 2025-26 ‘da 12.9’a çıkmış. Zengin daha zengin yoksul daha yoksul olmuş. 25 yıldır kapitalizme abdest aldırıyorlar.

2012’de 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet dalgası ile en son 2026 borsa fon dalgası iktidarı iki kez tarihe gömecek olaylar olmasına rağmen durumu kurtarmaya çalışmaktan başka bir iş yapmıyorlar.

İş tewet atanların tutuklanmasına kadar geldi. 25 yıllık yasaklar listesi nasıl bir 3Y ülkesine gelindiği açıkça gösteriyor.

YURT GAZETESİ – SORU: Türkiye'de milyonlarca emekli, işçi ve dar gelirli vatandaş ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Sizin savunduğunuz antikapitalist İslam anlayışından hareketle bugünkü ekonomik düzeni nasıl yorumluyorsunuz? Sol ve muhafazakâr kesimler sosyal adalet temelinde ortak bir mücadele geliştirebilir mi?

İHSAN ELİAÇIK – CEVAP: Cilalı taş devrinde insanların temel sorunu yeme içme barınmaydı. Şimdi de aynı. Binlerce yılda hiçbir şey değişmemiş görünüyor. Onca adil kral, peygamber, aydınlanma, onca sosyalist devrimlere rağmen hala insanların yeme içme barınma gibi temel sorunları değişmiyor. Bin yıldır üzerimizde yaşadığımız topraklarda yoksulun kaderi değişmiyor. Osmanlı döneminde zengin ailelerden gelenler yine zengin sınıf olarak devam ediyor.

Benci adına sosyal adalet, Antikapitalist İslam, demokratik sosyalizm, halkçı ekonomi vb. her ne denirse denebilir birilerinin gelip şu dört şeyi gerçekleştirmesi lazım; 1- Herkesin evi olmalı 2- Hereksin işi, aşı, geçimini sağlayabileceği mesleği olmalı 3- Kreşten üniversiteye eğitim ücretsiz olmalı 4- Sağlık ücretsiz olmalı 5- Herkes güvenliği sağlanmalı

Bence bunlar şu an dünyada evrensel dalga halinde büyümektedir. Newyork Belediye Başkanı seçilen Müslüman Demokratik Sosyalist olduğunu söyleyen Mamdani’den, Fransada lise öğrencilerinin gösterisine kadar 68 kuşağı gibi yükselen bir dalga var.

YURT GAZETESİ – SORU: Kürt meselesinden laiklik tartışmalarına, hukuk devletinden toplumsal kutuplaşmaya kadar Türkiye'nin önünde önemli sorunlar bulunuyor. Sizce Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca bir iktidar değişikliği mi, yoksa daha kapsamlı bir demokratik ve toplumsal dönüşüm mü? Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

İHSAN ELİAÇIK – CEVAP: Benim 2003 yılında çıkan Adalet Devleti diye kitabım var. “Devletin dini adalettir” ve “Adalet mülkün temelidir” gibi iki klasik İslam siyaset geleneği anlayışını çağımızdaki Demokratik Cumhuriyet perspektifiyle buluşturan bir anlayışı inşa etmeye çalıştım.

İslam, demokrasi ve  sosyalist değerleri birbirine karşı konumlandırmayı yanlış buluyorum. Bunlar bir arada olabilir, özü itibariyle aynıdırlar ve fakat bunu önyargılardan ve ideolojik körlüklerden sıyrılarak görmek gerekir.

Politika Haberleri

En düşük emekli maaşı ne kadar olacak? İşte 5 farklı zam senaryosu
CHP Sözcüsü Müslim Sarı'dan dikkat çeken açıklama: "Giden arkadaşlarımız geri gelecek"
Avrupa'da ücret dengesi değişiyor: 5 büyük ekonomiden 4'ünde düşüş bekleniyor
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever: Çocuklar çalışmak değil, yaşamak için büyümeli
Oğuz Kaan Salıcı’dan Özel’e Cemil Tugay eleştirisi: İzmir’e hesap vermelidir