Kahvenin kalp çarpıntısına neden olup olmadığı uzun süredir tartışılan konular arasında. Yapılan değerlendirmelere göre kafein, vücuda girdikten sonra sinir sistemini uyararak kalp atış hızını kısa süreli olarak artırabiliyor. Bu durum, özellikle hızlı metabolizmaya sahip kişilerde ritim hızlanması, göğüste hafif baskı, iç sıkıntısı veya geçici çarpıntı hissi olarak kendini gösterebiliyor.
KAFEİNİN ETKİSİNİN KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞMESİNDE BİRKAÇ FAKTÖR ÖNE ÇIKIYOR:
Günlük tüketim miktarı,
Kafeinin türü ve yoğunluğu,
Aç veya tok tüketilmesi,
BİREYİN KAFEİNE KARŞI DOĞAL HASSASİYETİ
Bazı değerlendirmeler, özellikle yüksek kafeinli filtre kahveler, soğuk kahveler ve yoğun espresso bazlı içeceklerin hassas bünyelerde çarpıntıyı tetikleme ihtimalinin daha yüksek olduğunu işaret ediyor. Üstelik aç karnına tüketilen kahvenin kafein emilimini hızlandırması, bu etkilerin daha belirgin hissedilmesine neden olabiliyor.
Kafeinin olası etkilerini artıran diğer etkenler arasında uykusuzluk, stres, yorgunluk, nikotin kullanımı ve enerji içecekleriyle birlikte tüketim de yer alıyor. Bu durum, kahve kaynaklı çarpıntının sanılandan daha sık görülmesine yol açabiliyor.
METABOLİZMASI DAHA HASSAS OLAN KİŞİLERDE KAFEİNİN:
Titreme,
Huzursuzluk,
Baş dönmesi,
Ani sıcak basması gibi etkiler yaratabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Okurken bile “Bu kadar etki beklemiyordum” dedirtecek detaylar da bunlar.
Bu nedenle, kahve sonrası çarpıntı yaşayanların günlük tüketimlerini azaltması, kafein türünü değiştirmesi veya kahveyi tok tüketmesi öneriliyor. İçmeden önce nasıl tepki verdiğini gözlemlemek ise en önemli adım olarak gösteriliyor.