Sevmek demek,
Sevdiğimizle ilgili,
Dünya'ya gözlerimizi tamamen kapatmak demek,
Anlamında olmamalıdır..
Yine, sevmek demek,
Sevdiğimizi bütün insanlığın önünde tutarak,
Kendi insanlığımızı unutmak manasında da olmamalıdır..
Bir başkasına gönlümüzü açarken,
Özsaygımızı korumak,
Fedakârlık yaparkende,
Kendimizi yok etmemek
Ve
O'na bağlılık gösterirken de,
İrademizin bütününü tamamen ayaklarının altına sermek demek
Ve ya
Teslim etmek anlamını da taşımamalıdır..
Zira hiçbir sevda,
İnsanın kendi hayatını,
Değersizleştirmesini gerektirmez.
Belki de,
Günümüzün en büyük yanılgılarından biri,
Çok sevmeyi,
Kendinden vazgeçmekle;
Sevdiğimize sadakat demenin de,
O'na karşı her koşulda,
Susmak demek olduğunu,
Sanmış olmamız yanlışlığıdır..
Oysa gerçek sevgi,
İnsanı küçültmez.
Güçlendirir.
Sürekli kuşku içinde bırakmaz.
Huzur verir.
Korkuyla yaşatmaz
Ve ya
Korkuyla yönetmez
Ve
Güvenle büyür..
Elbette yaşamımızda,
Belki bir gün,
Bir ihanetin olabileceği ihtimalini,
Bütünüyle ortadan kaldıramayız.
Hiçbir söz,
Geleceğin bütün belirsizliklerini ortadan kaldırmaya yetmez.
Ama bu durum,
Beraberliklere dair
Ve ya
Sevmeye münhasır,
Bütün kapıları kapatmak gerektiği anlamını da içermemektedir..
Yapmamız gereken,
Kalbimizi taşlaştırmak değil;
Muhakkak şu yapılmalıdır ki,
Kalbimizin yanında,
Aklımızı da taşımaktır.
Çünkü güven,
Körü-körüne inanmak değil,
Tanıdıkça inanabilmektir.
Sadakat,
Bir kez söylenmiş söz değil,
Her gün yeniden,
Doğrulanan bir tutumdur.
İnsan, bütün hayal kırıklıklarına rağmen,
Sevebilmeyi sürdürdüğünde,
Geçmişin kendisine çizdiği sınırları,
Muhakkakki aşmayı başarır..
Gelelim o büyük söze;
*“Ölmek sanıldığı kadar zor değildir ama,*
*Uğrunda ölünecek birisini bulmak,*
*Artık öylesine zordur ki..”*
Belki de bu sözün içinde,
Çağımızın en derin yalnızlıklarından biri saklıdır.
Çünkü bugün insanların birbirine ulaşması kolaylaşırken,
Lakin birbirlerini,
Gerçekten biribirlerine ait hissedebilmeleri ise,
Aynı ölçüde kolaylaşmamaktadır..
Sözler hızla söyleniyor,
İlişkiler hızla kuruluyor,
Ama güvenin kök salması için;
Gereken zaman,
Emek
Ve
Sorumluluk,
Çoğu zaman ihmal ediliyor..
İnsanlar sevilmek istiyor;
Fakat sevginin sorumluluğunu taşımak,
Her zaman aynı ölçüde istenmeyebiliniyor..
Herkes bir limana sığınmak istiyor;
Fakat kaç kişi,
Bir başkasına liman olmanın,
Sorumluluğunu üstleniyor?
Herkes kendisine sadık kalınmasını bekliyor;
Pekikaç kişi,
Kendi sadakatini,
Zor zamanlarda bile koruyabiliyor?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Belki de uğrunda ölümü göze alabileceğimiz birini aramadan önce,
Hayatımızı güvenle paylaşabileceğimiz birini aramalıyız.
Çünkü ölüm,
Bir anın fedakârlığı olabilir;
Fakat hayat-yaşam,
Her gün yeniden verilen bir sözdür..
Birinin uğruna,
Ölümü göze almak,
Büyük bir iddia olabilir.
Ancak onunla birlikte yaşlanmayı,
Zor günlerinde yanında durmayı,
Anlaşmazlıklarda saygıyı korumayı,
Güvenini boşa çıkarmamayı
Ve
Sevgisini bir çıkar ilişkisine dönüştürmemeyi başarabilmek,
Çok daha uzun soluklu bir sınavdır..
Ve
Belki de,
Bugün asıl aradığımız insan,
Bizim için ölmeyi vadeden değil;
Bizimle yaşarken,
Bizi sadakatiyle,
Yarı yolda bırakmamaya özen gösteren insandır.
Öyleyse,
İhanetin çoğaldığına inandığımız bu Dünya'da,
Sevgiden vazgeçmeyelim ama,
Sevgiyi hak etmeyi de unutmayalım..
Güvenelim;
Fakat güvenin de,
Zamanla inşa edildiğini bilelim..
Sevelim;
Fakat kendimizi de sevelim..
Bir liman arayalım;
Fakat ilk gördüğümüz kıyıyı,
Güvenli liman sanmayalım..
Ve
Bir gün,
Gerçekten güvenebileceğimiz birine rastladığımızda,
Geçmişimizin korkularıyla,
Bugünün güzelliğini mahvetmeyelim.
Çünkü;
Her gemi;
Aynı limanda,
İhanete uğramaz,
Her insan,
Aynı hikâyeyi yazmaz
Ve
Her sevda,
Aynı sonla bitmez..
Belki de mesele,
Uğrunda ölünecek birini bulmanın zorlaşması değil;
Uğrunda yaşamaya,
Güvenmeye
Ve
Birlikte yaşlanmaya değer birini bulabilmenin,
Giderek daha büyük bir özen ihtiva ettiğini,
Bilmemizin gerekliliğidir..
Ve
Son olarak da;
Bir gün,
Başımızı yeniden,
Birinin dizine koyabilecek miyiz?
Evet, belki koyacağız..
Bir gün,
Gemimizi bir limana,
Demirleyebilecek miyiz?
Evet, belki demirleyeceğiz..
Bir gün,
Yeniden,
Sevdalanabilecek miyiz?
Evet belki de,
Bütün yaşanmışlıklara rağmen..
Ama bu kez,
Yalnızca kalbimizin heyecanına değil,
Karşımızdaki insanın karakterine de bakarakkk..
*Çünkü hayat,*
*Bizi bir kez,*
*Yaralayanların hikâyesini,*
*Sonsuza kadar,*
*Tekrarlamak zorunda olduğumuz,*
*Bir mahkûmiyet değildir..*
Ve
İnsan,
Bütün ihanetlere rağmen,
Güvenebileceği bir kalbin,
Var olabileceğine inanmayı,
Sürdürdüğü müddetçe,
Umudunu bütünüyle kaybetmeyecrktir
Ve
Muhakkak ki,
Müspet neticeyi sağlayabilecektir..
*"Zira Dünya'nın en büyük yoksulluğu,*
*Sevecek birini bulamamak değil;*
*"Dünya'nın en büyük yoksulluğu,*
*"Bir daha,*
*Hiç kimseye,*
*Güvenemeyeceğine,*
*Kendisini inanmasıdır..*
☆
Aşk;
Birisine,
Bizi yok etme şansını vermek,
Anlamını içerebilir ama,
Bizi iyileştirebileceğine dair de,
Şans vermiş olabileceğimize de,
Güvenle inanabilmektir.."
*
Gün, iyicesine iyi olabile????