Zamanın acımasızlığı !…
Zaman…
Şöhreti değil,
Emeği hatırlar…
Fotoğrafı değil,
Eseri yaşatır…
İsmi değil,
İzi korur …
Sanatçı,
Ölür…
Vitrin,
Söner…
Eser,
Kalır…
+++
Türk sanat musikisinde,
Bey’lerden,
Beyefendi’ye …
Hacı Arif bey,
Tamburi Cemil bey,
Rahmi bey,
Dede efendi,
Sadettin Kaynak,
Avni Anıl…
Daha nice,
Kimler geldiii,
Kimler geçti ?…
+++
Nevzat Atlığ
Yıl 1960
Türkiye’de yalnızca yönetim değişikliği değil,
Radyoların sesi de değişti…
Çünkü !
Darbelerin bazen ilk işi,
Silahtan önce,
Mikrofonu ele geçirmektir …
Musikinin beyefendisi,
Dr. Nevzat Atlığ’ın hikayesi burada başlar…
Radyo müdürü olarak…
Susturulmak istenen,
Mikrofona direndi, kayıtları korudu …
Öğrenciler yetiştirdi…
Musiki kültürünü ön plana çıkardı…
Bir doktorun,
Musikiye kulak vereniydi…
Şöhret değil,
Sorumluluk taşımanın adamıydı…
O yüzden…
Dr.Nevzat Atlığ beyefendiyi,
Bazen,
Bir makamın içinde…
Bazen,
Bir bestenin titreşiminde bulabilirsiniz…
Musikide,
Kendisini görünür kılan değil,
Kendisinden sonra,
Sanatın görüntüsünü sağlayan hocadır …
+++
Bugün…
Bir bant
Bir anons
Bir hafıza
İle geçmişi hatırlayayım dedim,
Karşıma
Nevzat Atlığ hoca çıktı …
Işıklarda uyusun …