Sosyalist Enternasyonal, Yeni Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Uluslararası Konumu

Muratcan Işıldak

Türkiye’de son günlerde yaşanan siyasi gelişmeler yalnızca iç politikayı değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşık bir asırlık uluslararası temsilini de doğrudan etkilemiştir. Özellikle Sosyalist Enternasyonal’in ve Avrupa sosyal demokrat hareketinin yeni kurulan partiye yönelik yaklaşımı, CHP’nin uluslararası kimliği ve gelecekteki konumuna ilişkin önemli soruları beraberinde getirmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin kurucu partisi olmasının yanı sıra, uzun yıllardır uluslararası sosyal demokrat hareketin en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Sosyalist Enternasyonal üyeliği, Progressive Alliance ve Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ile kurduğu ilişkiler sayesinde CHP, Türkiye’deki sosyal demokrat geleneğin uluslararası alandaki en güçlü temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Ancak son gelişmelerle birlikte uluslararası sosyal demokrat kuruluşların önemli bir bölümü, siyasi meşruiyet tartışmalarında seçilmiş siyasi kadroları esas alan bir yaklaşım benimsemiştir. Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sánchez tarafından yayımlanan destek mesajında, Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’nin “umut verici yeni bir başlangıç” olduğu ifade edilmiş ve yeni oluşuma açık destek verilmiştir. 

Benzer şekilde Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Genel Başkanı Lars Klingbeil de yayımladığı açık mektupta, ilişkilerin Yeni Parti ile sürdürüleceğini açıklamış ve Özgür Özel’in girişimini “cesur ve tarihî bir başlangıç” olarak nitelendirmiştir. Bu açıklama yalnızca sembolik bir dayanışma mesajı değil; Avrupa sosyal demokrat ailesinin muhatap olarak kimi gördüğüne ilişkin güçlü bir siyasi işaret niteliği taşımaktadır. 

Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus, uluslararası sosyal demokrat örgütlerin kararlarını yalnızca hukuki statülere göre değil, demokratik meşruiyet, seçilmiş organlar ve fiilî siyasi temsil üzerinden vermeleridir. Nitekim CHP Genel Başkanı Özgür Özel de daha önce yaptığı açıklamalarda Sosyalist Enternasyonal, Progressive Alliance ve PES’in ortak hareket etmesi yönünde uzun süredir diplomatik çalışmalar yürüttüklerini ifade etmişti.

Bu gelişmeler CHP açısından tarihî bir kırılma potansiyeli taşımaktadır. Yaklaşık yüz yıllık geçmişe sahip bir partinin uluslararası temsil gücünün zayıflaması, yalnızca dış ilişkiler açısından değil; Avrupa’daki kardeş partilerle yürütülen siyasi diyalog, ortak politika üretimi, uluslararası meşruiyet ve diplomatik etki bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.

Bununla birlikte hukuken Sosyalist Enternasyonal üyeliği ile fiilî siyasi temsil aynı kavram değildir. Bir siyasi partinin üyelik statüsü devam etse bile, uluslararası kuruluşların siyasi muhatap olarak farklı bir yapıyla çalışmayı tercih etmesi pratikte çok daha belirleyici sonuçlar doğurabilir. Nitekim son açıklamalar, Avrupa sosyal demokrat hareketinin ağırlık merkezinin Yeni Parti ile çalışmaya yöneldiğini göstermektedir. 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde şimdi yalnızca iç örgütsel bir yeniden yapılanma değil, aynı zamanda uluslararası sosyal demokrat aile içerisindeki tarihî konumunu yeniden tanımlama süreci bulunmaktadır. Çünkü modern siyasette uluslararası meşruiyet, yalnızca parti tüzüklerinden veya üyelik kayıtlarından değil; demokratik temsil, siyasi meşruiyet ve uluslararası aktörlerin fiilen kimi muhatap aldığı üzerinden şekillenmektedir.