Ankara’da bir gelenek daha yaşatılıyor. 23-27 Ekim 2025 tarihleri arasında, 11. Uluslararası Ankara Kukla Festivali kapılarını açıyor. Tiyatro TEMPO ve KUKSADER’in özverili çalışmalarıyla hayata geçirilen bu festival, çocuklardan yetişkinlere kadar her yaştan izleyiciye kukla sanatının iyi örneklerini sunmayı amaçlıyor.
Kolay değil, bu tür festivalleri düzenlemek. Özellikle de çok az kurumsal destekle ve zorlu koşullarda… Ama sanatın gücüne inananlar için imkânsız diye bir şey yok. Haluk Yüce ve Marina Yüce’nin hem Tiyatro TEMPO hem de KUKSADER şapkalarıyla üstlendikleri bu büyük sorumluluk, aslında sanat adına verilen sessiz ama çok kıymetli bir mücadele.
Festivalde bu yıl Bulgaristan’dan Burgaz Gençlik ve Çocuk Tiyatrosu Erik Çöpü (3 yaş ve sonrası), Moldova’dan Prenses Benek (3 yaş ve sonrası), Kazakistan’dan Küçük Prens (8 yaş ve sonrası), Özbekistan’dan Çayhana (7 yaş ve sonrası), Türkiye’den Alanya Belediye Tiyatrosu, Yaşlı Adam ve Deniz (16 yaş ve sonrası), Mavrigan Yapım, Durgun Göldeki Maskara (3-9 Yaş), Fareler Tiyatrosu, Oyuncakçı (6 yaş ve sonrası) ve son olarak ev sahibi Tiyatro Tempo, Hokus Pokus Bir Öykü (3 yaş ve sonrası) ile Karagöz-Cadılar ve Hint Fakiri (4 yaş ve sonrası) oyunları yer alıyor.
Festivalin mimarlarından biri olan KUKSADER (Kukla, Karagöz, Gösteri ve Sahne Sanatları Derneği), Türkiye’de kukla sanatının gelişimine katkı sunmak için akademisyen ve sanatçılar tarafından kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu. Özellikle yoksul, hasta ya da tiyatroya ulaşamayan çocuklara ücretsiz gösteriler düzenlemeleri, kukla ve mask atölyeleri gerçekleştirmeleri, sanatın sosyal bir sorumluluk olarak da yaşatıldığını gösteriyor.
Tiyatro TEMPO ise 1984’ten bu yana kukla tiyatrosunu odağına almış bir ekip. Yerli ve yabancı festivallerde onlarca oyun sergilemiş, pandemi döneminde bile kukla festivalini dijitale taşıyarak izleyiciyi sanatsız bırakmamış bir tiyatrodan söz ediyoruz. Dede Korkut’tan Karagöz’e, geleneksel motiflerle çağdaş tiyatroyu harmanlayan bir çizgiye sahipler. Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil ettikleri gibi, yurt içinde de birçok sosyal ve kültürel projede aktif rol alıyorlar.
Bu festival, sadece bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda bir direniş ve bir hatırlatma. Kukla tiyatrosunun sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap ettiğini, bu sanatın evrensel bir dil taşıdığını gösteriyor. Yurt dışından gelen kukla toplulukları, Türk izleyicilerle buluşarak kültürel bir köprü kuruyor. Sanatın evrensel dili burada hem eğlendiriyor hem düşündürüyor.
Neden Desteklemeliyiz?
Bu festival, bir avuç insanın kişisel çabalarıyla büyüyor, gelişiyor ve kalıcı bir gelenek haline geliyor. Ama sürdürülebilir olması için daha fazla desteğe, daha fazla görünürlüğe ihtiyacı var. Bu sadece bir tiyatro etkinliği değil, aynı zamanda çocukların hayal dünyasına açılan bir kapı, gençlerin estetik bakış açısını geliştiren bir alan ve yetişkinler için kültürel bir nefes alma fırsatı… Bu yönleriyle tam anlamıyla bir kültürel eğitim ortamı ya da sanat yoluyla eğitim süreci olarak da değerlendirilebilir.
Sanat, mutlaka büyük salonlarda değil, bazen bir kuklanın küçük ellerinde hayat bulabilir. İşte bu yüzden, Ankara’nın bu özel tematik festivalini hep birlikte yaşatmak zorundayız. Ekim ayının son haftasında, kuklaların dünyasına bir yolculuğa çıkmak isterseniz, yolunuz Uluslararası Ankara Kukla Festivali’ne düşsün.
Unutmayın, bir kuklanın gözünden bakınca dünya biraz daha umutlu görünebilir.