Üç haftadır yazmıyordum. Bu süre içerisinde kendi fiziksel durumuma odaklanmak zorunda kaldığım için, toplumca yaşadıklarımızı -biraz- buzlu bir camın arkasından izler gibiydim. Bu nedenle toplumsal yaşamın doğal akışına yoğunlaştığımda, şaşırtıcı şeylerle karşılaştım.

Bilimsel araştırmalar, fiziksel ya da ruhsal travmaların insanlara, hayvanlara ve hâttâ bitkilere bile, travmanın dozuna ve canlının sosyal, psikolojik, anatomik yapısına göre farklılıklar gösteren etkiler yaptıklarını göstermiştir.

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tekrarlanan seçimlerinde, ilk kazananın bu kez arayı çok açan bir farkla tekrar kazanması, ülkeyi yönetenlerin üzerinde farklı, farklı "post travmatik" etkiler göstermiş.

Örneğin, 31 Mart seçimlerinin neden yenilenmesi gerektiğini açıklarken, "Hiçbir şey olmasa bile, kesin bir şeyler oldu" deyişini siyaset jargonuna armağan eden AKP'li Ali İhsan Bey, ortadan kaybolmuş. Bir süredir nerede olduğu bilinmiyormuş. Buna post travmatik "Görünmeyen adam sendromu" diyorlar.

İçişleri Bakanı Süleyman Bey, başta CHP olmak üzere muhalefetin büyük beğenisini kazanmış. CHP ve diğer muhalifler, "23 Haziranda ulaştığımız 800 binden fazla oy farkına, tutum ve demeçleri ile büyük katkıda bulunan Süleyman Bey’i Allah başımızdan eksik etmesin. Darısı genel seçimlere" diye dua etmektelermiş. Durumu yeni kavrayan Reis'in ona konuşma yasağı getirdiği söyleniyor.

Damat Bey, "Siyasette kaybeden aşkta kazanır" diye bir inanışla kendini yatlara, denize ve aşka vurmuş. Ama aşk da ona, kayınbiraderin yumruğu aracılığı ile karşılık vermiş. Damat hem siyasette hem aşkta "çifte vurulmuşa" dönmüş.

Eski Başbakan Ahmet Bey, eski Bakan Ali Bey ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Bey "Post travmatik nostalji sendromu" yüzünden, eski güzel günleri arar gibi, "Bit pazarında" yeni parti arayışına başlamışlar.

En büyük post travmatik bulguları ise küçük ortak Devlet Bey’in gösterdiği anlaşılıyor. HDP'lileri ve genel olarak Kürt yurttaşlarımızı, Öcalan'ın direktiflerine uymamakla suçlayan Devlet Bey, beğenmediği her seçim sonrasında "erken seçim" diye tutturduğu halde bu kez, yeni bir seçimde silinip gideceğini fark ettiği için olsa gerek, "post travmatik şuur bulanıklığına" yakalanmış gibi, "erken seçim yok, erken seçim yok" diye yırtınmaktaymış.

Reisin maruz kaldığı "post travmatik stres sendromu" bu köşenin sınırlarını ve yazarın uzmanlık alanını çok aşıyor. Onun değerlendirilmesini bu işin üzmanlarına bırakmak gerekiyor.

Bunca "psikiatri uzmanı" ne güne duruyor?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal Devtürk 2019-07-08 02:19:28

Reis misin, şerif mi neysen: Daha bıkmadın mı bu Türkiye'nin meselelerinden!! Senden önce kaç başbakan, C.Başkanı, politik lider uğraştı Türkiye' nin sorunlarını çözmeye. daha da çoğalttılar aksine. Sana tavsiyem: Git emekli ol. Al aileni ve paralarını, çek git dostun bir ülkeye, Orada rahat edersin. Bak bu dertlerden o sevimli suratın ne hale gelmiş. Bırak bu işleri, git kafanı dinle. Hadi saygılar.