Suyu yanlış içiyormuşuz!

Suyu yanlış içiyormuşuz!

Su tüketimiyle ilgili bildiğimiz kurallar değişti…

 

Son yıllarda devasa su mataraları, sağlık fenomenlerinin teşvikiyle adeta birer aksesuar haline geldi. Parlayan bir cilt, daha iyi çalışan bir beyin ve yüksek atletik performans için sürekli su içmemiz gerektiği söyleniyor. Ancak her gün litrelerce suyu mideye indirmek gerçekten şart mı, yoksa bu işin bir sınırı var mı?

Kaliforniya'daki dünyanın en zorlu ultramaratonlarından biri olan Western States Endurance Run'ın tıbbi araştırma direktörü fizyolog Tamara Hew-Butler, yirmi yılı aşkın süredir hidrasyon üzerine çalışıyor. Hew-Butler, su tüketimiyle ilgili kemikleşmiş efsaneleri bilimsel bir süzgeçten geçirdi.

Hemen her yerde duyduğumuz "günde en az 2 litre veya 8 bardak su" kuralı aslında bilimsel bir zorunluluk değil. İhtiyaç duyulan miktar kişiden kişiye değiştiği gibi, aynı kişinin günlük aktivitelerine göre bile farklılık gösterir. Masa başında oturan 45 kiloluk bir bireyin su ihtiyacıyla, güneş altında antrenman yapan 100 kiloluk bir sporcunun ihtiyacı bir tutulamaz. Vücudumuz bu dengeyi sağlamak için mükemmel bir mekanizmaya sahip: Susuzluk hissi. Beyin sürekli kan değerlerini örnekler ve suya ihtiyaç duyduğunda içme isteği yaratır. Susadığınız an vücudun alarm verdiği iddiası ise pek doğru sayılmaz; bu sadece sistemin biraz takviye istediği noktadır. Genelde sadece susayınca içmek, insanların büyük çoğunluğu için yeterli bir strateji olarak kabul edilir.
 

Pek çok kişi kahvenin idrar söktürücü (diüretik) etkisi nedeniyle vücudu susuz bıraktığını düşünse de gerçek biraz farklı. Kahve içtiğinizde tuvalet ihtiyacınızın gelmesi kafeinden ziyade içeceğin sıvı içeriğinden kaynaklanır. Yani sabah içilen bir fincan kahve, vücudun sıvı ihtiyacına katkı sağlar. Su ihtiyacını sadece saf su içerek karşılamak zorunda değilsiniz. Gün içinde tüketilen çorbalar, meyveler, sebzeler ve smoothie’ler de ciddi oranda su içerir. Ancak alkol bu konuda bir istisna teşkil eder; gerçek bir diüretik olduğu için vücuttan sıvı atılımını hızlandırır.
 

İhtiyaçtan fazla su içmenin cilt sağlığına, kabızlığa veya bağışıklık sistemine doğrudan iyi geldiğine dair net bilimsel kanıtlar bulunmuyor. Vücut su seviyesini sıkı bir şekilde denetlediği için fazladan içilen miktar genelde idrarla dışarı atılır. Ancak aşırıya kaçmak ciddi riskleri de beraberinde getirebilir. Kandaki sodyum oranının aşırı düşmesiyle ortaya çıkan hiponatremi tablosu, beyin ödemine ve hayati tehlikeye yol açabilir. Özellikle bir saat gibi kısa bir sürede 3-4 litre su tüketmek; baş ağrısı, mide bulantısı ve şişkinlik gibi belirtilere neden olur.