Bir Dost
Ders
Tüccarlardan biri,
Ticaret yapmak üzere,
Hindistan’a gitmek için,
Hazırlık yapıyormuş..
Kölelerine
Ve
Hizmetçilerine tek-tek,
Hindistan’dan istedikleri bir şey olup olmadığını sormuş..
Hepsine de isteklerini yerine getireceğine dair sözler vermiş.
En son olarak da,
Evindeki tuti kuşuna,
Yani papağanına da sormuş ki;
"Hindistan’dan bir şey ister misin?”
Kuş'u meğer kafeste yaşadığı için,
Özgürlüğün özlemini çekiyormuş
Ve
Sahibi tüccara demiş ki:
Oradaki papağanlara selamımı söyle,
Onlara halimi anlat
Ve
De ki;
“Siz çayırlarda,
Ormanlarda özgürce geziyorsunuz,
Benim ise burada kafeste olduğumu belirt.
Benim bu halime bir çare bulsunlar,
Eğer çare bulamıyorsa da,
Hiç değilse beni çokça yâd etsinler ki,
Kafesimde de olsam,
Bir nebze mutlu olayım..”
Denilenleri
Ve
Dilekleri dinleyen tüccar,
Hindistan’a varmış.
Bir su kenarından geçerken,
Birkaç tuti kuşu görmüş
Ve
Onlara seslenerek;
Evindeki tuti kuşunun dileğini,
Olduğu gibi anlatmış ama
Bu dileği
Ve
Selamı dinleyen kuşlardan bir tanesi,
Bu sözleri duyar-duymaz titremiş
Ve de
Orada düşüp ölüvermiş..
Bu tüccar,
Kuşun ölümüne sebep olduğu düşüncesiyle,
Vicdan azabı içinde,
Yoluna devam etmiş..
Herkesin hediyelerini almış
Ve
Memleketine geri dönmüş..
Hizmetçilerine
Ve
Kölelerine,
Hediyelerini dağıtırken,
Sıra papağanına gelince,
Tüccarı bir üzüntü kaplamış.
Çünkü yolda rast geldiği kuşa olanlar aklına gelmiş
Ve
Vicdan azabı yeniden tazelenmiş..
Papağanı onun bu halini görünce meraklanmış,
Olan biteni anlatmasını istemiş
Ve
Demiş ki;
“Güzel efendim,
Kıymetli sahibim!
Niye üzgünsünüz,
Neden pişmansınız,
Niçin öfkelisiniz?”
Efendisi yolda rastladığı papağanlara selamını söylediğini ama,
İçlerinden bir tanesinin düşüp ölüverdiğini anlatmış..
Bunu dinleyen papağan ise,
Tıpkı tüccarın anlattığı kuş gibi,
Aniden titreyip düşmüş
Ve
Gözleri önünde,
Orada ölüvermiş..
Tüccar, başına gelen bu ikinci hadisenin ardından,
Ah-vah edip feryat figan içindeyken,
Kendi-kendine bir ağıt yakmış;
"Vah benim evimin şenliği,
Güzel sesli kuşum,
Sırdaşım,
Neşe kaynağım,
Nasıl da yazık oldu sana,
Ben sensiz nasıl yaparım!”
Diye figan eylemiş..
Böyle ağlayıp sızlanırken,
Ölü kuşunu kafesinden çıkarmış,
Tam onun için,
Bir gömme merasimi yapmaya hazırlanırken,
Kuş canlanmış
Ve
Pırrrlanarak kanatlanıp uçuvermiş..
Kuş yakınlarda bulunan,
Yüksek bir dala gidip konmuş.
Tüccar kuşunun ölmediğini anlayınca,
İçini bir merak kaplamış
Ve
Devamında da,
Kuşuna seslenerek;
"Ne oldu,
Neler oluyor,
Nedir bu durum?"
"Ben sana ne anlattım da,
Böyle oldu,
O kuş sana,
Nasıl bir mesaj verdi,
Bu mesajıyla,
Sana ne öğretti ki,
Bana böyle bir oyun oynadın?"
"Bugüne kadar,
Aklına gelmeyen,
Ne oldu da,
Birden aklına geldi?” diye söylenerek öfkelenmiş..
Papağan sahibine,
Bilgiç bir tavırla,
Cevap vermiş
Ve
Demiş ki;
"O kuş,
Orda sana yaptıklarıyla,
Bana nasıl yapmam gerektiği hususun da,
Akıl vererek
Ve
Taktik öğreterek,
Mesaj gönderdi.
Hâlâ anlamadın mı?
Yani düşüp,
Ölme taktiği yaparak,
Bana demek istedi ki;
"Seni kafese sokan,
Senin yeteneğindir.
Öyleyse marifetlerinle beraber,
Güzelliğini de gizle.
Eğer ki,
Tohum olursan,
Bütün kuşlar seni yemek ister.
Kendine bir sığınak bul ki,
O sığınak,
Musa’nın deniz'i
Ve
İbrahim’in de,
Ateşi gibi olsun..”
Demek istedi,
Diyerek uçup,
Kayıplara karışmış..
*
"Hayattaki en büyük ders,
Bazen aptalların bile,
Haklı olabileceğinin,
Farkında olabilmektir.."
*
Gün, özlem gidere????