Çevre Bakanı Özhaseki: O pankart rezillik...
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki pankarta böyle bir çirkinlik olabilir mi? dedi.
Geçtiğimiz günlerde Sinop’ta katıldığı bir mitingde, bir çocuğun eline verilen ve üzerinde "Hükümeti indireceklermiş, siz benim donumu bile indiremezsiniz" yazan bir pankartın önünde gülümseyerek fotoğraf çektirmesi büyük tepki toplayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "O pankartı da fotoğraf çekildikten sonra gördüm. Çocuğun babasına, “Bu nedir böyle? Bu çocuğun eline neden verdin sen bunu?” dedim. Kızdım. Sonra yolumuza devam ettik" dedi. Özhaseki, "Böyle bir rezillik, böyle bir çirkinlik olabilir mi? Keşke olmasaydı. Üzgünüm. Başka diyecek bir şeyim yok" ifadesini kullandı.
Sinop’taki mitingde, bir çocuğun eline verilen “Hükümeti indireceklermiş, siz benim donumu bile indiremezsiniz” pankartının önünde gülümseyerek poz vermeniz büyük tepki topladı. Neden böyle bir şey yaptınız?
'Ben o gün Sinop’taydım. 5 ilçeye 1’er, 2’şer saat arayla götürdüler. Oradan oraya... Sinop’ta bazı ilçeler belki hayatlarında ilk kez bakan görüyordu, insanlar hep sokaklardaydı. Anneler-babalar, çocuklarını getirip resim çektiriyorlardı. Resim çektirmekten vallahi yoruldum. O pankartı da resim çekildikten sonra gördüm. Çocuğun babasına, “Bu nedir böyle? Bu çocuğun eline neden verdin sen bunu?” dedim. Kızdım. Sonra yolumuza devam ettik. Sinop’un bir köyünden tüm Türkiye’ye yayılacağı aklıma gelmedi. Farkında değildik meselenin büyüdüğünün.'
'ŞEHİRLERİN KİMLİĞİ YOK'
Eski binalar yenilenirken yerine yeni çirkin binaların yapılması hakkında bir yasa çalışması yaptıklarını söyleyen Özhaseki Şehircilik Şûrası’nı toplandığını belirtti. ' Hocalarımız, sivil toplum örgütleri, belediyeler, kamu kurumları hepsi bir arada kentsel dönüşüm üzerine çalışıyorlar. Şehirler insanların aynasıdır. Şöyle uzaktan baksanız, o şehirde kimler yaşıyor, ilişki biçimleri nedir, inanışları, örf ve âdetleri nedir, yaşam tarzı nasıldır; bunlar hakkında kanaat sahibi olursunuz. Oysa bizim şehirlerimize bakınca bunu anlama imkânınız var mı? Asla yok. Kimliği yok binalarımızın. Bizde arabesk bir kimlik var. Bir tane gökdelen, yanında bir tamirhane, iki tane gecekondu, onun yanında modern bir alışveriş merkezi. Sonra bakıyorsunuz, yanında bakkal amca. Böyle garip, kimliksiz bir yapı var. Şehircilik Şûrası’nın bir alanında özellikle bunu çalışıyoruz.'
'KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MÜTHİŞ HATALAR VAR'
'İstanbul'da kentsel dönüşümde müthiş yanlışlıklar yapılıyor. Belediyeler bir yeri tespit edip bin tane evin olduğu yeri ‘Burası çürük alan, yıkılması lazım’ diye tespit ettikten sonra bize müracaat ediyorlar. ‘Tamam. Peki nasıl dönüştüreceksiniz?’ diye soruyoruz. ‘Efendim, 2 bin tane ev yaparak bu işi çözeceğiz’ diyorlar. Bin tane evi vatandaşa verecekler, kalan bini de müteahhide verecekler. Eskiden bin tane evin olduğu yerde 10 metre park, 10 tane okul, 10 tane otopark, 1 tane saat kulesi varsa yine bunlar aynı duruyor ama konut sayısı iki misline çıkmış oluyor. Orada yaşayan nüfus 5 bin kişiyse 10 bin kişiye çıkıyor. Böyle olunca mahalle yaşanmaz hale geliyor. Sonra da yığınlar üzerinde yığınlar ve çirkin bir yapılaşma ortaya çıkıyor. İstanbul’daki mantık böyle çalışmış. Bunu böyle sürdüremeyiz. Bu doğru değil. Bakın, İstanbul’da bir de bir deprem gerçeği var. Hocalar ‘2030’a kadar İstanbul’da müthiş bir deprem olacak’ diyor. Ben AK Partili ve CHP’li bütün belediye başkanı arkadaşları çağırdım. ‘Deprem geldiğinde içinde kim varsa götürüyor. A partili, B partili diye ayırmıyor. Bakın size net vaatte bulunuyorum. Bütün partili arkadaşlar, CHP’liyiz diye girmezlik etmeyin’ diyorum. ‘Efendim, rantsal dönüşüm olmasın’ diyorlar. Vallahi olmasın. Çok doğru söylüyorsunuz. Size göre doğru dönüşüm neyse, alın gelin ya! Ne olur slogan atıp geriye çekilmeyin. Bu iş slogan işi değil...”