Selçuk Şirin 16 Eylül 2018 tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki bir yazısında Harvard Innovation Lab’den Toni Wagner’in bir çalışmasına gönderme yaparak çocukların bugünün dünyasında rekabet edebilmek için 7 temel beceriye sahip olması gerektiği görüşünü savunmaktadır. Bu beceriler “Eleştirel düşünme ve problem çözme becerisi, Hayatın farklı katmanları arasında işbirliği kurma becerisi,  Zihinsel çeviklik ve esneklik, İnisiyatif alma ve girişimcilik, Sözlü ve yazılı iletişim, Bilgiye ulaşma ve işleme becerisi, Meraklanma ve hayal kurma becerisi” olarak sıralanmıştır.

ABD merkezli Ulusal Üniversite ve İşverenler Derneği’nin yayınladığı bir başka araştırmaya göre ise işverenlerin yeni mezunlarda aradıkları yetkinlikler 5 madde de toplanmıştır:

1- Eleştirel düşünce / problem çözme: Durumu analiz etme, karar verme ve problem çözümü.

2- Sözlü ve yazılı iletişim: Söz konusu alanda toplum içinde konuşma yeteneği öne çıkıyor.

3- Takım çalışması/işbirliği: Gençlerin çalışma arkadaşlarıyla uyumlu bir ilişki kurarak işbirliğine yatkın olup olmadığına bakıyor.

4- Dijital teknoloji: Dijital teknolojileri etik ve etkin bir şekilde kullanabilme yetkinliğine bakılıyor. Yeni teknolojik gelişmelere adapte olabilme özelliği bu noktada çok değerli.

5- Liderlik: Ortak hedeflere ulaşabilmek için çalışma arkadaşlarının güçlü olduğu taraflardan faydalanma, kişilere koçluk yaparak diğerlerinin de gelişmesini sağlama bu noktada önem kazanıyor. Bu konuda yetkin kişiler, çalışma arkadaşlarının davranış ve duygularını anlayarak yönetebiliyor, empati kurma yetenekleri üst seviyede oluyor.

Becerilerin bir kısmının aynı ya da benzer tümcelerden oluştuğu görülür. “Bu becerileri bir eğitim sisteminde çocuk ve gençlerde nasıl geliştireceğiz?” sorusu elbette önemlidir.  Bu sorunun yanıtını hemen herkes kendi uzmanlık alanlarına göre verebilir.

Eğitimde drama veya Yaratıcı drama adıyla bilinen bu yöntem ve alanın sahip olduğu özellikler bu becerileri rahatlıkla gerçekleştirebilecek bir yapıya sahiptir. Yaratıcı dramanın temel amacı, çocuk ve gençleri yaşama hazırlamaktır, çünkü drama yaşamın provasıdır.

Yaratıcı drama, gücünü ve etkisini oyun ve doğaçlamaya dayalı canlandırmalardan alır. Bu canlandırmalar spontane olarak gerçekleştirilmeli ve -mış gibi yapmaya dayalı olmalıdır. Böylece bu süreçten geçen çocuk ve gençlerin her şeyden önce hayal dünyaları ve yaratıcılıkları gelişebilir, bir estetik eğitim süreci yaşanarak belirtilen bu becerilerin çoğu da gerçeklik kazanabilir. 

Bu nedenle Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) bir güzel sanat eğitimi alanı olarak eğitimde drama/yaratıcı drama alanına yer vermeli ve bu alanın lisans programının açılmasını sağlayacak anabilim dalının kurulmasının da öncülüğünü yapmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İhsan 2019-01-19 21:45:35

Hocam bu konuyu gündemde tuttuğunuz için çok teşekkürler. Alanımızın daha fazla kurumsallaşması ve kökleşmesi için üniversitelerde lisans programının açılması yaşamsal önem taşıyor. Yakın gelecekte güzel gelişmeler olacağına inanıyorum. Hep beraber başaracağız bunu.

Avatar
Sadık 2019-01-21 09:44:03

Bu görüşlerinizi YÖK ün duyması dilekleriyle

Avatar
Ceyhan Ozer 2019-01-21 16:17:45

Heyecanla lisans programının açılmasını bekliyoruz.