banner87

Birkaç gündür banka yöneticilerinin faizlerin yüksekliği ile ilgili yaptığı açıklamalar dikkatinizi çekmiştir. İş Bankası ile başlayan faiz açıklamalarına dün de hem Ziraat Bankası Genel Müdürü hem Bankalar Birliği Başkanı olan Hüseyin Aydın devam etti. Aydın, “Bankaların maliyetlerini de göz önüne alarak düşük faiz ortamı için çalıştıklarını” söyledi. Yazıyı kaleme alırken Başbakan Binali Yıldırım’ın da dün akşam saatlerinde faizi konuşmak üzere banka yöneticileriyle bir araya geleceğini öğrendik.
Faiz, konusu birkaç yıldır siyasetin gündeminde. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere tüm AKP yöneticileri bu konuda görüş açıklıyor, bankalara çağrı yapıyor. Artık iş çağrı boyutunu aşmış durumda, birebir markaja dönüştü. Önceki gün bir banka yöneticisiyle bu konuyu konuşurken şu bilgiyi verdi: BDDK, tüm bankaların faiz oranlarını bir çizelge haline getirmiş ve yüksek faiz uyguladığını düşündüğü bankaların yöneticileri bizzat arayıp örneğin “Mevduat faizleriniz çok yüksek, düşürün” diyor. Banka, “maliyetler yüksek, düşüremiyoruz” şeklinde bir yanıt verince de “Haftaya bankanızın yöneticilerini Ankara’ya bekliyoruz” talimatını iletiyorlar.
Ankara’daki toplantılarda da “telkin”de bulunuyormuş. Zaten bunu dün gazetecilerin “faizler konusundaki açıklamalarınız serbest piyasaya müdahale değil mi?” sorusunu yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli de “Banka faizlerini yakından takip ediyoruz. Bunu yaparken piyasalara müdahale etmeden, serbest piyasanın şartlarını ihlal etmeden, bankalar ve finans kuruluşları ile ikili temas ve görüşme şeklinde yürütüyoruz” yanıtını verdi. Görünen o ki, bankalar bu baskıya direnemeyip art arda faiz indirmeye devam edecek, tabi bu bankaların sermaye yapısı ve karlılığında nasıl bir etki yaratacak onu da göreceğiz.

 

Otelde kalanın vay haline!


Bankaların uğraştığı başka bir çetrefilli konu daha var. Özellikle de kredi kartları bölümlerinin… Gündüz rutin işlemlerini yapan kredi kartları bölümü, son günlerde gece mesaisinde. Nedeni de BDDK’dan gelen bir talep…
BDDK, Fetullah Gülen’in Pensilvanya’daki konutuna pergeli koymuş ve 10 km. yarı çapındaki tüm otelleri listelemiş. Listeyi de bankalara göndererek “Bu otellerde konaklayıp kredi kartıyla ödeme yapanların listesini bize gönderin” denmiş. Hangi tarih aralığının verildiğini tam olarak öğrenemedim ancak tahmin etmek zor değil, 17-25 Aralık sonrası olsa gerek.
Gülen cemaatiyle hiçbir ilginiz olmadığı halde, belirtilen tarihlerde Pensilvanya’ya iş, tatil, hastalık gibi bir nedenle gidip listedeki otellerden birinde kaldıysanız ve ödemelerinizi kredi kartıyla yaptıysanız, sizi uzun bir sorgu süreci bekliyor demektir. “O kadar da değil” demeyin, size yaşanmış bir olayı aktarayım. 2010 yılında KPSS sınavında ilk 100 arasına giren bir kişi, eşi ve çocuklarıyla yurtdışına çıkarken pasaportunun iptal edildiğini öğreniyor. Yaklaşık 20 gün araştırdıktan sonra ‘iptal’ kararını veren savcıya ulaşıyor. Savcı, “2010 yılında KPSS soruları cemaat tarafından çalındı, dereceye giren herkesin pasaportunu önlem olarak iptal ettik” yanıtını veriyor. Mağdur olan kişi “Ben 2011 yılında da ilk 100’e girdim ama hiçbir sözlü sınavı geçemedim dini gerekçelerle, dolayısıyla kamuda çalışmıyorum” yanıtını verince savcı “Yaa öyle mi?” deyip iptal işlemini durduruyor. Yani artık yargı sizin suçlu olduğunuzu kanıtlamıyor, siz “suçsuz” olduğunuzu kanıtlamak zorunda kalıyorsunuz.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.