nevşehir haber

Berkin terörist.. Başbakan kurban..

Berkin terörist.. Başbakan kurban..

Ayşenur Arslan

aysenur.arslan@yurtgazetesi.com.tr
14 Ağustos 2013, 17:33
Çok tehlikeli, çok ürkütücü bir süreçten geçiyoruz. “Birileri” sahte delil üretiyor.. Askerde çekilen fotoğrafları terör eğitimi diye servis ediyor. İtibarsızlaştırmada sınır tanımıyor.

Hayır. Balyoz ya da Ergenekon dosyalarından söz etmiyorum. Adını, ancak başına gelenleri duyunca öğrendiğimiz 14 yaşında bir çocuktan ya da “hepimizin gözleri önünde öldürülen” genç bir adamdan söz ediyorum. Berkin’den ve Ethem’den..

Aslında Ergenekon ve Balyoz’da her şey gözlerimizin önünde olup bitmedi mi! Sahte CD’ler sıradan hale geldi. Sicilinde adam öldürmekten yeğenini fuhuş yapmaya zorlamaya kadar her çeşit kirli suç bulunan sabıkalıdan “gizli tanık” üretildi. Yüzlerce sanık, binlerce söylenti / delil / karalama ile aklımız karıştırıldı. Sonunda anlayamaz, anlamadıkça da şaşırmaz olduk.

Yine de O’nu hatırlayacaksınız: Gencecik bir teğmen… Kara Kuvvetleri’nin Skorsky helikopter pilotlarından Mehmet Ali Çelebi. “Ergenekon adına Hizb-ut Tahrir örgütüne sızdığı ve Kara Harp Okulu içinde ‘hücre’ oluşturduğu” iddia edildi. Delillerden biri de, telefon rehberindeki “sakıncalı” isimlerdi. Sonra ortaya çıktı ki, meğer yanlışlık yapılmış! O isimler bir başkasının telefonundan “hem de Emniyet’te” ama “sehven” Çelebi’nin telefonuna yüklenmiş!

Sonuç mu? Bu işin sorumlusu polislere takipsizlik. Teğmen Çelebi’ye de “işi çok büyüttün” diye ekstra suçlama!

Müyesser Yıldız yazdı: Savcılara göre Çelebi, “bir maddi hata olan bu konuyu soruşturma ve dava sürecinde kara propaganda amaçlı kullanmış, dezenformasyon yapmış, esasa müessir olmayan maddi hataları öne çıkartarak, esası gözlerden kaçırmış, soruşturma makamlarını töhmet altında bırakma şeklinde örgütsel bir savunma tarzı” geliştirmişti.”

BERKİN’İN CEBİNDEKİ PATLAYICI


Yani, sizi tümüyle dayanaksız bir şeyle suçlayacaklar. Eğer siz bunu dile getirirseniz “ÖRGÜTSEL BİR SAVUNMA TARZI” ile “KARA PROPAGANDA” yapmış olacaksınız. 16 buçuk yıl ceza, az bile!!

Yavuz hırsız diyelim mi? Tamam.. Demeyelim.

Peki, kahvaltı için ekmek almaya bakkala giderken başından vurulan Berkin için yapılanlara ne diyelim!.. Berkin 14 yaşında. Sadece 14 yaşında. Evinin sokağında gaz bombası fişeğiyle vurdular. Derin komada yatıyor. Uyanır mı, uyanırsa eski Berkin olur mu.. Kimse bir şey söyleyemiyor.

Ama bu arada polis ne yapıyor, biliyor musunuz? Berkin için de “terörist” algısı yaratmaya çalışıyor.

Meğer, Berkin yaralı olarak hastaneye getirildiğinde cebinden “patlayıcı madde” çıkmış. Bir polisin imzaladığı tutanak böyle diyor. Patlayıcı madde neymiş? Çatapat mı yoksa C-4 mü? Tutanak söylemiyor. Polis, cebinde patlayıcı madde olduğunu anlamış da onun için mi doğrudan kafasına nişan almış, yazmıyor. Ancak belli ki, ilerde “lazım olursa” diye polis lehine delil “toplanıyor”. Berkin’den “o uyurken” terörist yaratılıyor.

Sadece o değil, ailesi de bu muameleyi görüyor. Annesi, basın açıklaması yapmaya kalkınca başına neler geldi, gördünüz. İtilip kakıldı. Açıklama yapmasına, soru sormasına izin verilmedi.. Bir dövülüp gözaltına alınmadığı kaldı.

Şaşırmadık. Ama unutmadık da. Tıpkı Ethem Sarısülük’ü vuran polisin serbest bırakılmasını unutmadığımız gibi.

BAŞBAKAN İYİ DE! ÇEVRESİ..


Ethem gözlerimizin önünde öldürüldü. Nasıl unuturuz! Askerlikte çektirdiği fotoğrafı kesip biçerek, kadrajlayarak “silahlı terörist” yaratan medyayı nasıl unuturuz!

AKP Kütahya Milletvekili Prof. İdris Bal, başkanlığını yaptığı AGAM tarafından hazırlanan bir rapor açıkladı. Raporun başlığı, “Taksim Olayları Analizi”.. Sonucu da özetle şöyle: Demokratik geleneklere göre davranılsa olaylar bu hale gelmezdi. Hata yapıldı. Başbakan Erdoğan da, YANLIŞ BİLGİLENDİRİLEREK olayın tarafı haline getirildi.

Sayın milletvekili, acaba Başbakan’ı “kimlerin yanlış bilgilendirdiğini” arayıp bulacak mı? Bulursa bizlere de açıklayacak mı? Bu arada, bir ülkeyi yönetmeye talip olanlar “gözlerinin önündekini göremiyorsa” bunda bir tuhaflık yok mu? Gezi olaylarında birileri Başbakan’a hata yaptırdı.. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ zaten Yüce Divan’da yargılanmalıydı.. Olmadı, “terör örgütü üyesi” olarak yargılanmamalıydı.. Olmadı, bu kadar büyük cezaya çarptırılmamalıydı.

Sanıyorum Esad’ın üç beş günde gitmemesinden de.. Bu yüzden bölgede işlerin sarpa sarmasından da.. Berkin’in haftalardır derin komada uyumasından da.. Hepsinden iç ve dış mihraklar sorumlu.. Zavallı Başbakan o mihrakların kurbanı.. Ah, o mihraklar ve biz olmasak var ya.. Ne güzel yönetirdi bu ülkeyi!

* * *

MARJİNAL GAZETENİN ASILSIZ İDDİALARI


YURT Gazetesi, önceki gün çok çarpıcı bir manşetle çıktı, “HASTANEDE MİYDİ?”. Başbakan Erdoğan’dan söz ediliyordu elbette. Bazı kaynaklar, günlerce ortalarda görünmeyen Başbakan’ın “yine” tedavi için hastaneye gittiğini söylemişti. Haber, yalanlandı. Doğrusu “evet, doğru” demelerini beklemiyordum. Bu yüzden şaşırmadım. Başbakanlık’tan yapılan açıklamadaki “marjinal” tanımına da pek güldüm.

Meğer, o iddiayı bazı marjinal yayın organları kasıtlı olarak uydurmuş. Yani, “Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre, YURT Gazetesi ve okuyucuları marjinaldir. Duyurulur.

Başüstüne!

Marjinal kimdir, neye denir, nasıl beslenir.. Bunlara girmeyeceğim. Sadece, manşetin hatırlattığı “ilk hastane vakası”nı paylaşacağım.

HABER KORKUSU


Kasım 2011.. Kanal D Haber’in Emniyet’ten çok iyi haber alan bir muhabiri, Mehmet Ali Birand’ı arıyor. Haber, çok çok önemli: “Erdoğan birkaç saat önce hastaneye yattı ve muhtemelen o sırada ameliyatta.”

Birand, her zamanki gibi “bomba haber” heyecanıyla yanıyor. Ama günlerden Cumartesi ve saat de bir hayli geç. Yani Kanal D’ye haber yapmak, hele “son dakika” diye vermek falan söz konusu değil. Hemen CNN Türk’ü arıyor. Elindeki bilgiyi paylaşıp “hazır olun” diyor.

Birkaç saat içindeki telefon trafiğinden anlaşılıyor ki, başka kanallar da öğrenmiş. Ancak bir sorun var: Hiçbiri vermeye cesaret edemiyor.

Hayır. “Yalan olabilir” diye değil. Çünkü artık doktorun adı bile öğrenilmiş. Ayrıntılara ulaşılmış. Buna rağmen veremiyorlar. Daha doğrusu “ilk yayınlayan” olmak istemiyorlar. Başbakan’ın gazabından korkuyorlar. Başbakan’ın en yakınlarına, hastanede oldukları için ulaşılamıyor. Partinin, hükümetin öteki yetkilileri ise ya telefona çıkmıyor ya da doğrudan yalanlıyor. Hatta bazıları “kim çıkartıyor bu dedikoduları” diye kızıyor.

Pazar günü de bekleyiş devam ediyor. Gazeteciler hastanenin yakınında konuşlanmış durumda. Merkezden “tamam” mesajı geldiğinde canlı yayına geçecekler. Hemen “ah bizde ne ayrıntılar var, neler neler biliyoruz” diye anlatmaya başlayacaklar.

O günün sonuna doğru, artık haber sitelere de yavaş yavaş düşmeye başlayınca, yine Başbakanlık’tan açıklama geliyor. “Mühim bir şey değil” tadında kısa bir bilgi notu yayınlanıyor. Birand’ın “veremediğimiz için resmen delirdim, kıvrandım” dediği haber artık verilebilir. Başbakan’ın yüksek müsaadeleriyle veriliyor!

* * *

AFORİZ-MAN

Bütün bu yaşadıklarımızdan sonra.. Bu toplum artık bir karar vermeli: Çocuklarımızın gelecekte “kimlerle” birlikte yaşamasını istiyoruz! Osman Yıldırımlarla mı yoksa Mustafa Balbaylarla mı? Öz ablasını öldürüp yeğenini fuhuşa sürükleyen insanların baş tacı edildiği bir ülkede mi yaşayacağız! Yoksa pırıl pırıl insanların onurlandırıldığı bir ülkede mi!

Sinan Arslan

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tolga Karanlık 1 yıl önce yorumlandı

toplum o kararı çoktan verdi sayın yazar, hatta sırf toplum değil erdoğan'ı iktidara getiren güçler de çoktan karar verdi. telaş buyurmayın, herkes layık olduğu yeri bulacak. olay sadece bir zaman meselesi artık. düşüş çoktan başladı...

Kişi beğendi.