banner87
Beşiktaş-Kiev maçından bir gün önce 2-2 biten Dortmund-Real Madrid maçını izledim. Maçın tümünü izlemek düşüncesinde değildim ama genç Dortmund takımının sahaya yayılımı dikkatimi çekti. 
21 yaşındaki önlibero Weigl’a top gelirken, takımın etrafında oluşturduğu pas opsiyonlarının çokluğu onun pas yüzdesinin yüzde 95’e ulaşmasını sağladı ama bundan önemlisi Dortmund, Real Madrid’e karşı 75 dakika üstündü. 19 yaşındaki sihirbaz Dembele aynı bizim Volkan Şen gibi pas zamanlama özürlü olmasa Zidane’ın karizması fena çizilebilirdi. Ya da takımının harika dizilimini sağlayan hoca Tuchel, Mario Götze’nin kötü oynadığına daha erken karar verebilse maçı 4-2 alacaklardı. 
 
Aslında Dortmund’ta pek bir şey değişmedi. Klopp, Liverpool’a gitti; Tuchel aynı anlayışa sahip bir dizilimle takımını oynatıyor. Takımın yaş ortalaması 24. Karşılarında ilk 11 değeri 570 milyon euro olan Real Madrid var. Ama siz hayranlıkla Dortmund’u izliyorsunuz.
 
Ligimiz standartlarının ve birçok Avrupa takımının çok ötesinde bir kadro kurdu Beşiktaş. Tolgay dâhil hangi önliberosu diğer tüm takımlarda 11 çıkmaz ki? Şampiyonlar ligindeki takımlar içinde ikili mücadele kazanma yüzdesi en yüksek olan takım: Beşiktaş. 
 
Ligimizde rotasyon manyağı iki hoca var: Şenol Güneş ve Mustafa Reşit Akçay. Kadroda huzursuzluk çıkmasınmış, sakatlık olmasınmış. Katılmıyorum ama hadi öyle olsun. En önemli olan şey, sahaya dizilimdir. Sizin kimi oyuncuların yerine oynattığınız futbolcular, yerlerini biliyor mu? Şablonumuz budur, takım boyu şudur, idman yap, koş kudur mu sizin taktik kapasiteniz? 
 
Beşiktaş, Kiev’i; Osmanlıspor 7 milyon Euro’luk ikinci lig takımı Zürih’i yenseydi de fikrim aynıydı, yazım hazırdı. 1-1 berabere kalınan Kiev maçının oynanmış olmasının bana hediyesi, oyuncuların ortalama pozisyonlarını gösteren istatistik çalışma oldu. Beşiktaş’taki 6 oyuncu neredeyse bir ip gibi hizada duruyor. Ne Adriano ne Talisca ne Quaresma denileni yapmış ya da ortada denilen, çalışılan bir şey yok! 
 
İstatistik görünüm bugün öyle çıkar yarın başka… Bir anlam ifade etmez diyebilirsiniz ama neden takımlarımızın maçları bize görsel bir şölen sunmuyor? Neden bizim tek futbolcuya verdiğimiz paraya kurulmuş en trış Avrupa takımı (!) bize kök söktürüyor? Neden taraftarı olduğumuz takımda iki çalım bir vole yapacak 10 numara özlemine hapsoluyoruz maç izleme şartı olarak? Premier ligde her takımda bir Alex mi var ki 0-0 biten maçı dahi pür dikkat izleyebiliyoruz? 
 
Kırklı yaşlardaki birçok Avrupalı hocanın takım dizilimleri, pas oyunları, oyun içinde oyunlarına hayranlıkla bakıyor ve üzülüyorum. Bizdeki 60’lık hocaların bilgi ve yaratıcılığı topun ardına geçmekle sınırlı. Ha bir de koşu mesafesi. 
 
Özetle kurduğumuz kadrolar, harcadığımız paralar, ya yaşı ya ruhu 60 olan hocaların çok ötesinde. En gözde (!) iki hocamızı seçtim bir şeyler anlatabilmek için...
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.