İstanbul’da zaten üç buçuk yeşil alan kalmış. Kaç milyon olduğu bilinmeyen, kayıt dışı nüfuslu mega kent ahalisi soluk almak için yeşil alan ararken bağlar, bahçeler, bostanlar, parklar inşaat müteahhitlerine, ranta peşkeş çekiliyor. Son örnek İstanbul, Fatih’te, Vefa semti yakınlarındaki İstanbul Üniversitesine ait tarihi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi.

Üç bini aşkın canlı bitki türünü bünyesinde barındıran, Uluslararası Botanik Bahçeleri’ne kayıtlı iki bahçeden birisi olan Botanik Bahçesi, o alanda Osmanlı döneminde Şeyhülislamlık binası bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Müftülüğü’ne devrediliyor. Ne demekse? Acaba Müftülük dini imanı bir yana bırakıp bahçecilik ya da arboretumculuk mu yapmaya karar verdi?

Türkiye’de 1933’te üniversite reformu yapıldığında Atatürk’ün davetiyle İstanbul’a gelen Prof. Alfred Heilbronn ile Prof. Leo Brauner tarafından 1935’de oluşturulan İstanbul Üniversitesi Botanik Behçesi dünyada sayılı örneklerinden kabul ediliyor.

Haberi Birgün gazetesinde okuduğumda başımdan aşağı kaynar sular iniyor. Haber şöyle: Fatih Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Fazıl Uğur Soylu konuya ilişkin Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) Bir dilekçe yazıyor. CHP’li Soylu’ya Topkapı Emlak Müdürlüğü’nden gönderilen yazıda şu ifadelere yer veriliyor: ‘Bakanlığımızdan (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) alınan 03.06.2015 tarih ve 83889 sayılı muvafakat yazılarına istinaden söz konusu taşınmazın İstanbul Üniversitesi’ne tahsisli 14 bin 878 metrekarelik kısmının tahsisinin kaldırılması ve Botanik Ana Bilim Dalı Binası’nın yeniden inşa edilecek Biyoloji Binası’na taşınıncaya kadar süre verilmek kaydıyla Müftülük hizmetlerinde kullanılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsisinin uygun görüldüğü bildirilmiştir.’

Şimdi, burada esas soru Müftülüğün devasa bahçeyi ne amaçla kullanacağı?

Demin de sorduğum gibi dini imanı bir yana bırakıp bahçecilik, seracılık ya da arboretumculuk mu yapmaya karar verdiler?

Yok canım. Aynı soruyu CHP’li Belediye Meclisi üyesi Soylu da soruyor ve ardından devam ediyor: “Bahçede, Uluslararası Botanik Bahçeleri’ne kayıtlı dokuz adet sera ve yaşayan fosil bitkileri var. Bahçede Türkiye’nin ilk herbaryum’u (kurutulmuş bitkilerin sınıflandırılmış kütüphanesi) ve 40 bine yakın bitki kayıtları bulunuyor. Bahçe bugüne kadar doğadan zor şartlarla toplanan bitkilerden oluşmakta ve öğrenciler için uygulama alanı olarak hizmet vermektedir. Bu bitkilerin taşınması ve tekrardan tutmasının para olsa da pek mümkün olmadığı bilinmektedir. Müftülük bu 14 bin 878 metrekarelik dev araziyi hangi amaçlarla kullanacak? Atatürk’ün kurdurduğu, cumhuriyetimizin en eski Botanik Bahçesi Şeyhülislamlık mı olacak?”

Botanik Bahçesi’nde ağaç, çalı, otsu, tropik, subtropik yaklaşık beş bin bitki bulunuyor. Bitki çeşitliliği ve Türkiye’nin en eski botanik bahçesi olması niteliğiyle gerek yurt içi gerekse yurt dışında tanınıyor.

Botanik Bahçesi’nin bir özelliği de hem yurt içi hem yurt dışında 400 botanik bahçesiyle tohum alış verişi yapması.

Yeşilden nefret etme ve betona tapma dürtüsüyle yapılan bu tahsis umarım çok yakın bir zamanda geri alınır ve Botanik Bahçesi sundurma altında rant kapmayı bekleyenlere peşkeş çekilmez. Her zamanki gibi yanıltılmış olmalarını, bir an önce bahçenin kuruluş amacına uygun olarak yaşamını sürdürmesini ve Müftülüğün elinden alınmasını dilerim.

Maruzatım budur.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.