banner54

AKP-Cemaat kavgasında açıklanmayan sır iddianame

10 Mayıs 2013 Cuma 11:35

AKP- Cemaat kavgası artık elle tutulur hale geldi! Fethullah Gülen ve Hüseyin Gülerce’nin Başbakan’ı hedef alan sözleri, Emniyet İstihbarat’a yapılan ‘böcek’ operasyonu... YURT, kavganın perde arkasını araladı ve Şubat 2012’de Savcı’nın MİT yöneticilerini ‘şüpheli’ olarak çağırmasının ardından hazırladığı iddianamenin ayrıntılarına ulaştı.

AKP-Cemaat kavgasında açıklanmayan sır iddianame
HABER MERKEZİ- Ve sonunda AKP- Cemaat kavgası gözle görünür hale geldi. Fethullah Gülen’in son sohbetinde Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik olduğu iddia edilen ‘Bazen kuvvet küstahlaştırır’ cümlesi, önceki gün de Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’nin Erdoğan’a “Çankaya’ya çıkma’ yazısı kavganın ne kadar şiddetli hale geldiğinin fotoğrafıydı.

Bu arada yaklaşık 20 gün önce Başbakanlık Müfettişleri’yle birlikte MİT yetkililerinin Emniyet İstihbarat Dairesi’nde, Başbakan’ın ofisinde çıkan böceklerle ilgili bazı dinleme kayıtlarına el koyması, İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak’ın geçen hafta görevden alınması da ‘sorunun’ bir başka ayağıydı!

‘GİZLİ OSLO SORUŞTURMASI’

Peki bu gelişmelerin perde arkasında ne var? Özellikle ‘İmralı süreci’yle birlikte başlayan süreçte, AKP- MİT- Abdullah Öcalan üçgeninde Cemaat’in ‘safdışı’ bırakıldığı iddiaları gündeme geldi! Cemaat’in önemli yazarları da süreçle ilgili ‘eleştirel’ yazılar kaleme almaktan çekinmedi. Bu arada 8 Mayıs’ta Cumhuriyet Gazetesi’nin yalanlanmayan “Başsavcı’yı MİT götürdü” manşetinde, Antalya’ya tenzili rütbe ile atanan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş’in İstanbul’dan bağımsız olarak Ankara’da Başbakan Tayyip Erdoğan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili yürüttüğü ‘gizli Oslo soruşturması’ ortaya çıktı.

APAR TOPAR GÖREVDEN ALINDI

Yurt, AKP- Cemaat arasında yaşanan kavganın perde arkasını biraz daha araladı ve geçen sene Şubat ayında MİT yöneticilerinin KCK soruşturmasında, Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya tarafından ‘şüpheli’ olarak çağrılması ve Sarıkaya’nın bir hafta içerisinde apar topar dosyadan el çaktırılmasının izini sürdü. Sarıkaya görevden alınmasaydı nasıl bir iddianame hazırlayacaktı? Sorunun yanıtı aslında bugün yaşananların özeti!

İDDİANAME HAZIRLANSAYDI

7 Şubat 2012’de, yaklaşık 3 yıldır sürdürülen KCK soruşturmasında belki de en kritik aşama yaşanmıştı. Savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Emre Taner, Afet Güneş ve iki ismi ifadeye çağırmış, bu isimler çağrıya uymamıştı. Bunun üzerine yakalama emri çıkarılmış, Savcı Sarıkaya'ya dosyadan el çektirilmişti. Hemen ardından İstanbul emniyet müdürleri Yurt Atayün, Erol Demirhan ve Ali Fuat Yılmazer Ankara'ya tayin edilmişti. Peki Sarıkaya görevden alınmasaydı nasıl bir iddianame hazırlayacaktı?

YURT, Sarıkaya’nın hazırlamayı planladığı iddianamenin ayrıntılarına ulaştı.

İşte o ‘açıklanamayan iddianame’den satırbaşları:

*MİT heyeti, istihbarat toplama görevinin dışına çıkmış, KCK’nın yönetilmesine aracılık etmiştir.

*MİT, KCK- PKK’nın silahlı faaliyetlerine göz yummuştur.

*KCK yapılanması, MİT heyeti gözetiminde tamamlanmıştır.

*Özerk Kürdistan'a imkân verilmesinin planlanmıştır.

*MİT’in KCK içerinde 500’den fazla elemanı var.

SAVCI SARIKAYA NE DEDİ?

Savcı’nın elinde PKK/KCK Önderlik Komitesi'ne yönelik operasyonda ele geçirilen 12 ses kaydı ve 19 mektubun da bulunduğu iddia edildi. Emniyet tarafından savcılığa verilen bilgiler arasında, MİT’in elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesine yönelik harekete geçmediği de öne sürüldü. Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT’in PKK yöneticileriyle Oslo’da yaptığı görüşmelerin ses kaydının tamamını da dinlediği ve yakın çevresine ‘Üç gün dinledim, hata yapmadığımı düşünüyorum. Çünkü görüşmelerde vahim bilgiler var’ dediği belirtildi.

MİT’Çİ GAZETECİNİN İFADESİ

AFP muhabiriyken PKK kamplarına giderek MİT’e bilgi götürdüğü ortaya çıkan Mustafa Özer de verdiği ifade de PKK’nın yayın organı olan ANF’nin nasıl kontrol edildiğini anlatmıştı. Özer ifadesinde şunları söylemişti: “H. Y. isimli şahıs bana İ. K.’ın örgütün beyni olduğunu, bu adama ulaşmamız gerektiğini söyledi. Ben daha sonra Hollanda’ya gittim. İ.K’yla Amsterdam’da buluştuk. Beni örgütün yayın organı olan ANF’nin içerisine soktu. Orayı kendisi yönetiyordu. Beni oradakilere arkadaşı olarak tanıştırdı.”

“CEMAAT BAŞBAKAN’A GÜVENMİYOR”


Vatan yazarı Ruşen Çakır, dün köşesinde Gülen Cemaati'nin PKK'nın çekilme ve barış sürecine başlangıçtan beri mesafeli yaklaşmasını ve son günlerde sürece yönelik mesafesinin daha da artmasını konu edindi. Çakır, Cemaat’in bu tavrının altında Başbakan Tayyip Erdoğan'a tam olarak güvenmemesinin belirleyici rol oynadığı görüşünde. İşte Çakır'ın köşesinden çarpıcı bölümler:

“... Burada cemaatin, sürecin üç ana aktöründen ikisine (Abdullah Öcalan / PKK ve Hakan Fidan) kuşkuyla bakması, sonuncusuna (Başbakan Erdoğan) tam olarak güvenmemesi belirleyici rol oynuyor. Zaten sürecin merkezine Öcalan’ın alınmış olmasını içine pek sindiremeyen Gülen cemaatinin, gerek Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan İmralı zabıtlarında ortaya çıkan Öcalan’ın kendilerine yönelik suçlamalarından, gerekse Murat Karayılan’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamalardan fazlasıyla rahatsız olduğunu biliyoruz. Özellikle Karayılan’ın sözünü ettiği 'belgeler' konusunda cemaatin MİT’ten kuşkulandığını da ayrıca görüyoruz.”

‘OKYANUS ÖTESİ’NDE NE KARAR ALINDI?

Özgür Gündem yazarı Baki Gül dünkü yazısında ‘Gülen Erdoğan’ı tehdit etti’ dedi ve Fethullah Gülen’in son açıklamalarını değerlendirdi. Gül köşesinde ilginç bilgiler verdi: “Geçtiğimiz günlerde Ankara’da Emniyet İstihbarat merkezinde arama yapılmıştı. Bu haber çok gündeme gelmedi. Ama oldukça önemliydi. Daha sonra Zaman gazetesinde ‘AKP iktidar devlet biziz’ babı’nda yorumlar yapıldı. İmralı görüşmeleri alenileşince ‘zehir de olsa içeriz, sulhta hayır var’ sözleri edildi. Son olarak Zaman gazetesinin yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı ‘Süreci kim baltalar?’ başlıklı yazı kaleme aldı. Ayrıca Dumanlı’nın yazısı çıkmadan önce önemli haberler almıştık ‘okyanus ötesinden’. Çünkü ABD’de bir grup gazeteci Pensilvanya’ya gitmişti. Gazetecilerle ‘süreç’ tartışılmıştı. Ancak ‘okyanus ötesinde’ bu tür toplantılarda ‘gazetecilerle toplantı’ adı altında başka işlerin konuşulduğunu biz biliyoruz. Bu seferki toplantılarda alınan karar şu: ‘AKP zemini üzerinden kesinlikle bu süreç desteklenmeyecek!”

FETHULLAH GÜLEN: KUVVET KÜSTAHLAŞTIRIR

ABD’de yaşayan Fethullah Gülen son dönemdeki Hükümet- Cemaat tartışmaları veCemaat’e yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi. Başbakan’a yönelik olduğu iddia edilen “Bazen kuvvet insanı küstahlaştırabilir” diyen Gülen, “Mümin bile olsa ahlaken firavun olur. Sıfatları itibarıyla firavun olur. Bazen nimetlerin sağanak sağanak baştan yağması o da insanı böyle nemrutlaştırır, firavunlaştırır” diye konuştu. Samanyolu TV’de yayımlanan video kaydında, kuvvetin insanı küstahlaştırabileceğini belirtirken “Yani sıradan bir insan gelir, şöyle böyle konjonktürel olarak bir yerde bazı imkânları elde edebilir, dümene oturabilir. Dümene oturduktan sonra artık götürdüğü o vasıtanın içindeki o insanların hiçbirinin hukukuna riayet etmez. Hep tepeden bakar onlara. Hep itab eder, ‘Yerinizde oturun’ der. Adamlar bir şey söyleseler, ‘Az şurada dursanız da bir namaz kılsak, sen dümendesin. Az dursanız da burada bir dinlensek, nefes alsak’, ‘Kesin sesinizi. Siz anlamazsınız o işleri. Ben ne dersem o olur falan’ der” diye konuştu.

MİT, MURAT KARAYILAN’A BELGE Mİ VERDİ?

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı da 29 Nisan ve 6 Mayıs günlerinde ‘İmralı süreci’ne ilişkin sert yazılar kaleme aldı.  29 Nisan’da Dumanlı, Murat Karayılan’ın Kandil’deki basın toplantısını ‘şov’ olarak değerlendirdi ve “Bak şu garip tabloya ki adam (Karayılan), MİT'ten bahsederken bir duygudaşlık yaşıyor adeta. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan bahsederken neredeyse ‘bizim Hakan' diyecek. Öyle zannediyorum ki MİT yöneticileri de (başta Sayın Fidan olmak üzere) rencide olmuştur bu söylemden. Aksi takdirde Karayılan'ın MİT raporlarından kendi dokümanı imiş gibi bahsetmesi tuhaf çağrışımlar içeriyor...Temkin şart, tedbir şart...” diye yazdı. Zaman’ın 1 numarası 6 Mayıs’ta da AKP ve MİT yöneticilerini göreve çağırdı: “Bir de örgüt ne yapıp edip ‘cemaat’e çamur atıyor. Oslo sızdırmalarında daha geçen sene Başbakan Erdoğan'ı hedef gösteren Karayılan, şimdi başına bir taş düşmüş de hafızasını kaybetmiş gibi ‘cemaat’i suçluyor. Hal böyle olunca beklenen o ki bazı insaf ve vicdan sahibi kişiler çıksın bir şeyler söylesin, en azından “Ayıp oluyor!” desin.”

GÜLERCE: ERDOĞAN ÇANKAYA’YA ÇIKMASIN

Gülen Cemaati’nin sözcülerinden Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce önceki gün köşesinden Başbakan Tayyip Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı’na aday olma” mesajı verdi. Gülerce, “Başbakan, bugüne kadar aday olacağını söylemedi. Aday olmazsa, o zaman partili cumhurbaşkanına da ihtiyaç kalmaz” diye yazdı. Gülerce’nin “Mecburi istikamet, C planı” başlıklı yazısında dikkat çeken bölümler özetle şöyle: “… C planı içerisindeki sürpriz hamle, Başbakan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koymamasıdır. Sayın Başbakan, bugüne kadar aday olacağını söylemedi. Aday olmazsa, o zaman partili cumhurbaşkanına da ihtiyaç kalmaz. Demokratikleşme yolunda mevcut anayasada yapılacak esaslı değişiklikler, referandumda halk desteği ile arızasız gerçekleşir. Bu durumda tek şart, Sayın Başbakan’la gerçekten ahenk içinde çalışacak, ona vefasızlık etmeyecek bir şahsiyetin Çankaya’ya çıkmasıdır…”

Yorum Gönder

@name x