banner58

Hükümet medyasında yeni kavga: Pelikancılar FETÖcü mü

Hükümete yakın Hürses gazetesi yazarı Fehmi Çalmuk bugünkü yazısında hükümete yakın bazı gazetecilerin Twitter paylaşımlarına yer verdi.

Hükümet medyasında yeni kavga: Pelikancılar FETÖcü mü

Hükümete yakın Hürses gazetesi yazarı Fehmi Çalmuk bugünkü yazısında hükümete yakın bazı gazetecilerin Twitter paylaşımlarına yer verdi.

05 Temmuz 2017 Çarşamba 21:23
605 Okunma
Hükümet medyasında yeni kavga: Pelikancılar FETÖcü mü

Hükümete yakın Hürses gazetesi yazarı Fehmi Çalmuk köşesinde maklube ve inkilabın aynı kökten geldiğini ileri sürdü. Yazısında Pelikancı oldukları ileri sürülen Fuat Uğur, Cemil Barlas gibi isimlerin FETÖ'yü öven eski sosyal medya paylaşımlarına da yer veren Çalmuk, Erdoğan’ın “Metal yorgunluğu” sözlerini irdeledi.

Çalmuk yazısında “İki farklı toplantıda, teşkilatına ilişkin metal yorgunluğu teşhisini koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini duyunca; Can Yücel’in “Yorgunluk” şiiri geldi aklıma…Metalin (oluşturduğu bloğun); titreşim, yüksek basınç ve çekmeye maruz kalması sonucu, atomlarının birbirleri arasındaki bağların gevşemesi sonucu malzemenin istenilen mukavemet değerinin altına düşmesi diye özetleyebileceğimiz metal yorgunluğunun “Ak Parti ile ne alakası var?” derseniz; sıkı durun ve sabırla okuyun…” dedikten sonra şu ifadeleri kullandı:

“Kırk yıldır Maklube yedirilerek inkılap yapmayı, Sızıntı okuyarak/yaparak sızmayı öğrettiler. Maklube ve inkılap aynı kökten geliyor. Altını üstüne getirme, bir durumdan başka bir duruma geçiş anlamına gelen inkılap belki de yaşadığımız 15 Temmuz sendromunu anlatabilecek önemli bir kelime. Yıkılmaz parçalanmaz denilen sert kayaları bile parçalama gücüne sahip olan sızıntıdır. 15 Temmuz’da "Silahlı terör örgütünün Fethullahçı olduğunu o gece öğrendim, bana ahmak diyebilirsiniz" diyen eski Başbakan Yardımcısının bu sözü 40 yıllık sızmanın başarısı mıdır? Böyle bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceden “adanmış kadrolar” deyip arkasından metal yorgunluğundan bahsetmesi kendisine, kadrosuna “şer” değil “serbülentlerin” lazım olmasındandır.”

“Komünizmle Mücadele Derneği Türkiye’de ilk kez İzmir’de kurulur. Kurucular arasında Muzaffer Koru’da vardır. Yalnız üzerinde durmak istediğim konu; Türkiye’nin kuruluşundan sonra dahil olduğu, ancak üye olana kadar psikolojik bir hazırlık dönemi geçirdiği NATO’nun kuruluş anlaşmasında yer alan gizli bir maddesidir” diyen Çalmuk “Gizli maddeye göre bir ulusun NATO ittifakına katılabilmesi için öncelikle gizliliğin esas olduğu, sivil kadrolar aracılığıyla “komünizmle mücadele edecek bir ulusal güvenlik otoritesi kurması” şarttır. Vatikan destekli CIA stratejisi ile kurulan “Komünizmle Mücadele” dernekleri örtülü operasyonlar için bulunmaz bir nimettir. Fethullah Gülen 25 yaşında askerken hava değişimi için geldiği Erzurum’a ele boş gelmez. İzmir’den tüzük getirmiştir. İkinci dernek kuruluşu yaptığını Latif Erdoğan’a anlattığı “Küçük Dünyam” kitabında önemli isimler gündeme gelir. Esad Keşşafoğlu adlı bir “üsteğmenden” de söz eder…Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görev yapmış olan Esad Keşşafoğlu “kontrgerilla eğitimi almış” ilk subaylar arasındadır. Yanındaki yedek subay Mehmet Şevki Eygi’dir. İki kişi daha vardır o dönemde Keşşafoğlu ile yakın temasta olan. Biri çocukluk ve Kurşunlu Medresesi’nden arkadaşı Mehmet Nuri Yılmaz diğeri Cemalettin Kaplan’dır” diye yazdı.

"İKTİDAR KADROLARINI BİR KAŞIK SUDA BOĞACAK SİYASİLERİN..."

Yazısında Melih Gökçek ve Bülent Arınç’ın kavgasına da değinen Hürses yazarı Çalmuk şöyle devam etti:

“Evini gözetleyen askerlerin yakalanmasından sonra Türkiye Cumhuriyet’in mahremine yani Kozmik Oda’ya girildi. Kimse bilmiyor ne olup bittiğini? Türkiye’yi ulusal kriz, işgal gibi teşebbüslerde ayakta tutan, toplumsal sinir uçları olan savunma gücü halkın örgütlenmesidir. Ülkenin işgaline karşı koymak üzere gayri nizami harp yapma teknikleri, hücreleri ve kişileri teşkil edilmiştir. İktidar kadrolarını bir kaşık suda boğacak siyasilerin 15 Temmuz’dan sonra takındıkları tavır, verdikleri demeç ve fiili destek bunun somut örneğidir. Örneğin Türkiye’nin en ücra köşesine kadar yaygın olan Kızılay ve Yeşilay Dernekleri gibi. Bir süredir Cumhurbaşkanı’nın ayakta durmak, direnmek için yaptığı çağrıları duymazlıktan gelir gibi farklı faaliyet görmekteyiz. Terör örgütünden Türkiye’yi ayıklama bir tepsi pirinçten taşları ayıklama gibi değildir. Derneğin 40 yıllık üyelerini hem de imam ve ahlak davasında Milli Görüş safında yer alan üyelerini KHK dayanarak, olağanüstü hale dayanarak delegelikten çıkartmak bir yanlışlık değil, bir tespittir. Yani Kozmik Oda baskınından sonra Türkiye’nin dört bir tarafından, devlet memuru, esnaf, sanatkar, iş adamı ve emeklinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Ya öyle ya böyle infaz edilmekte, Türkiye’nin sinir uçları yakılmaktadır.

TSK’da yapılanda bundan farksızdır. 15 Temmuz’da aslanlar gibi darbecilere meydan okuyan, bedenlerini ortaya koyan, can veren kahraman polis teşkilatının unsurlarına verilen takdir halen neden verilmez. Hele hele ByLock uygulamasıyla ilgili suçüstü yapılan kimi komutanların böyle bir takdire gerek bile görmeyerek, resmi kağıdın arkasına not düşmesi gibi olaylar basit olaylar değildir.”

"15 TEMMUZ SONRASI ALİ KIRAN BAŞ KESEN..."

Çalmuk yazısında bazı hükümete yakın isimlerin Twitter paylaşımlarına yer vererek şunları yazdı:

"Giderek sekülerleşen, dünyevileşen bir kadroların yeniden aslına rücu etmesi gibi tarihi sorumluluk ve zorlukla karşı karşıya olan Cumhurbaşkanı’nın elini kolunu bağlayan, işini zorlayan temel dinamiklerin teker teker bakanlar, bürokratlar, örgütlenme başkanlarının yaptığı tasfiyedir. Batak oynayarak, ıskata ile yapışık kardeş olarak, nargilenin dumanını inadına inadına milletin yüzüne üfürerek endam gösteren kimi danışmanların tespitleri yapması, ulaştırması gerekirdi. Hele hele FETÖ’nün abilik ve ablalık makamını üstlenmiş karı kocanın; danışmanları konfeksiyona boğması, al gülüm ver gülüm kampanyasına dahil ederek Eskişehir’de ‘eski hamam eski tas’ diyerek devrana sarar olması hayret işlerdir. İstanbul Belediyesi’nden Başbakanlığa kadar değişik kadrolarda görev alan bir danışmanın 15 Temmuz’un TSK imamının yanında soluğu alması anlatmaya çalıştığım sızıntının bir kanıtı değil midir ? Medyada Maklube ziyafetlerinin baş aktörlerinin 15 Temmuz sonrası Ali kıran baş kesen olarak millete çeki düzen vermeye gayret etmesi halen iktidar adına sızıntıya devam etmesini de buna eklemek gerekir.

Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamak, farkında olmak lazım. Farkında olan beri gelsin, ses versin hele…Kefenini ve kellesini koyduğu davada yeni baştan, sil baştan başlama niyetini gören, anlayan ve yol arkadaşlığına çıkacak olan da ses versin…Unutmayalım ki yorgun olan metal çöker, yıkılır.”

Önerilen Haberler
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sivas 2017-07-14 17:05:11

yarabbim şer odakları boş durmuyor, insan kılığında hayvanca saldırıyorlar toplumumuza, halkımıza ülkemize. fitne sokmaya çalışıyorlar kardeşler arasına. yarabbim sen Allah u ekber sin bu şerlilerin şerrinden ülkemizzi müslümanları koru. AMİN.