banner87

 Sizlere, uluslararası ilişkilerde bugün yaşadıklarımıza ışık tutacak, nereden nereye geldiğimizi anlatacak eski bir yazıyı aktarmak istiyorum. Yazan emekli büyükelçi Suha Umar. 31 Ekim 2012’de Cumhuriyet’te yayımlandı. Büyükelçi Umar’ın izniyle yazıyı köşeme alıyorum.
Başlık, yazımın başlığına taşıdığım “Kardeşim Davutoğlu”…
“Yaşça da meslekte de ağabeyiniz sayılırım.Biliyorum, dış ilişkilere meraklısınız. Kitap da yazmışsınız.Uzun cümleleriniz nedeniyle kolay olmadı ama okudum. Ama korkarım siz dış politikaya hala çok uzaksınız. Ancak size hayranlık duymamak da elde değil. Konuya bu kadar uzak olup bu kadar bildiğini zannetmek, bu kadar bilmeden uygulamaya kalkmak az cesaret değil. Görüyorsunuz bildikleriniz doğru, hele uygulanabilir hiç değil.
“Hemen kızmayın! Kaybettikçe sinirlenmek normal olsa da oyun kuran, dünyaya akıl veren devlet adamı sinirlenmez. Bu diplomasinin de ilk kuralıdır. Korkarım siz bunu da, diplomasi dilini de bilmiyorsunuz.
“Bosna-Hersek için oy istediğiniz NATO ülkelerinin bakanlarını katliam ve soykırımla suçlamak olmaz. Size oy verse döndüğünde işinden olur.
“AB, Türkiye’nin Suriye konusundaki tutumunu anlayışla karşıladığını söylerken, ‘Susun, Türkiye başını derde soksun, ’diyor.
“Hepimiz dine saygılıyız. Farkımız, biz dini devlet işlerine karıştırmayız. Batılı bizim için gâvur veya kâfir değil, sadece örneğin Amerikalı, Fransız, Alman vs.dir. Din gözlüğüyle bakınca bu devletlerin dış politikalarını anlayamıyorsunuz. Hepsi Hristiyan’dır ama esas olan ulusal çıkardır. ‘Tartış- maya açılmalıdır’ dediğiniz ulusalcılık Batı’nın önde gelen ilkesidir. Gerektiğinde AB içinde bile herkes bildiğini okur.
“Batılı meslektaşlarınız adam kullanmak konusunda çok beceriklidirler. ‘Ahmet şu bizim İran’da tutuklu gazetecilerimizi kurtarıver’ derler ama sizi Ortadoğu konusundaki toplantılara davet etmezler. Hinoğlu hinler, hem adamlarını kurtarırlar hem de sizi ‘Batı’nın adamı’ durumuna düşürüp bir taşla iki kuş vururlar.
“Korkarım siz Ortadoğu’yu da bilmiyorsunuz. Ortadoğu’ya asker göndermeye kalkışıyorsunuz. Tarih de bilmiyorsunuz. Osmanlı atalarımız bölgeyi altı yüzyıl, üç beş subay ve bir avuç askerle yönetmişlerdi. Arapların aralarındaki sorunlara karışmayarak, bölgeye yeni düzen vermeye çalışmayarak Siz Suriye ile İsrail’in arasını bulmaya, Müslüman Kardeşler’i iktidara getirmeye, ülkeleri kimin yöneteceğine karar vermeye, Hamas ve Meşal’i desteklemeye kalkıyorsunuz. Müslüman Kardeşler başa gelince Türkiye’yi lider mi seçecekler? Böyle olmayacağını daha şimdiden aldıkları tavırdan, sözlerinden anlayamıyor musunuz?
“Balkanlar’ı dağ-bayır bildiğinizi söylüyorsunuz. Dağ-bayır bilmek çobanlarla avcıların işidir. Dışişleri Bakanlarının tarih, sosyoloji, kültür vs. bilmeleri gerekir. Balkanlar’ı bilseydiniz Saraybosna’da ‘Balkanlar’da Osmanlı Mirası’ konuşması yapar mıydınız? Balkanlar’da da en korkulan düşüncenin ‘Osmanlıcılık’ olduğunu bilmeden bölgeyi nasıl bileceksiniz? Unutmayın siz o konuşmayı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu olarak değil, Türk Dışişleri Bakanı olarak yaptınız. Aradaki farkı göremiyor musunuz?
“Kitap yazarken masa başında ahkâm kesmişsiniz. Dışişleri Bakanı olduktan sonra da Büyük Arnavutluk projesinin sadece Balkanlar’da değil, bütün Avrupa’da herkesin tüylerini diken diken ettiğini anlamadınız mı? Sizce Batı Kosova’da neden Sırp azınlığı bıraktı?
“Yunanistan ile egemenlik sorunlarının sıfır sorun politikası ile çözülebileceğine gerçekten inandınız mı? Denktaş’ı devirip Kıbrıslı soydaşlarımıza kabul ettirdiğiniz Annan Planı’nın ‘Alınan alınmıştır, şimdi gerisine bakalım’ yaklaşımı ile anında rafa kalkmış olması da mı size bir şey anlatmadı?
“Ermenistan ile protokol yapmaya bu kadar hevesli olmanın gerekçesi neydi Parlamentolarda Ermeni kararları daha da hızla ve artarak çıktı değil mi? Sorunu bu kadar anlamamak kimseye nasip olmaz.
“Pro-aktif dış politika ‘Siz istemeseniz de ben vereceğim’ demenin Arapçası mı? Düşündükçe aklıma neler geliyor. Yazsam sizin kitaptan kalı olacak. Gelin, siz diplomasi, dünyaya yön vermek, bölgelere düzen getirmekten vaz geçin. Bakın, sizi istediği gibi yönlendiren ABD bile bunu başaramadı. Dünyayı kurtarmak sevdasından vaz geçerseniz inanın önce Türkiye, sonra dünya rahat bir nefes alacak! Bundan büyük hizmet olur mu?”
İşte böyle…
Arap Baharı rüzgârlarına kapılıp Şam’daki Emevi Camii’nde bir kaç hafta içinde Cuma namazı kılma düşleri görmek Türkiye’yi bugünkü Afrin batağına sapladı.
Dış politikayı monşerlere elli basarak ben bilirim, tavrının ülkeyi nerelere getirdiğini emekli büyükelçi Suha Umar’ın yazısı bütün çıplaklığıyla anlatıyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet 2018-02-15 11:51:20

Kristal mağazasına filin girmesi gibi.

Avatar
Veysel kara 2018-02-15 16:00:09

Daha ne denebilir ki!elinize sağlık.