CHP'den o karara sert tepki

CHP Kadın Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu, AYM'nin cinsel istismarda “15 yaş” kuralı iptalini eleştirdi.

CHP'den o karara sert tepki

CHP Kadın Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu, AYM'nin cinsel istismarda “15 yaş” kuralı iptalini eleştirdi.

24 Ağustos 2016 Çarşamba 14:09
CHP'den o karara sert tepki
CHP Kadın Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu Başkanı PM Üyesi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Komisyon Üyeleri Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ve Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in, Anayasa Mahkemesi’nin 15 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışı istismar sayıp 8-15 yıl arası hapis öngören maddeyi iptal etmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı.

İşte o açıklama:


"Ülkemizin en önemli ve acil önlem alınması gereken sorunlarından birisi çocuk cinsel istismarıdır.

Geçtiğimiz yıl, resmi nikâh olmaksızın dini nikâh kıyana, dinsel töreni yaptıranlara, çiftlere hapis cezası öngören düzenlemeyi iptal ederek suçu yaptırımsız bırakan, çocuk evliliklerinin önündeki engeli kaldıran; yine çocuğa tecavüz suçunda en az 16 yıl hapis cezası verilmesini düzenleyen TCK'nın 103/2. Fıkrasındaki suç oranını fazla bularak iptal eden Anayasa Mahkemesi yine skandal bir karara imza atmıştır.

Anayasa Mahkemesi 26.05.2016 tarihinde verdiği 2016/46 sayılı karar ile TCK'nın 103. maddesinin birinci fıkrasındaki "15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına" ilişkin hükmü “suç tipine göre fiil ile öngörülen yaptırım arasında makul ve hakkaniyete uygun bir denge bulunmadığı” gerekçesi ile iptal etmiştir.
Bu kararıyla Anayasa Mahkemesi, Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 46 ülke tarafından imzalanan ve 29 ülke tarafından onaylanan Lanzarote Sözleşmesinin özünü oluşturan “Çocuğun yüksek yararı” hukuki prensibini hiçe saymış ve çocuğun cinsel istismarına yönelik olarak var olan cezasızlık kültürünü iyiden iyiye sağlamlaştırmıştır.

Çocuğa yönelik cinsel istismar ve sömürü, en son Karaman’da görüldüğü gibi Türkiye’nin en can acıtıcı ve acil sorunlarından biridir.
Bunu görmezden gelerek, Çocuk istismarında caydırıcılığı amaçlayan Türk Ceza Kanununun 103/1 maddesinin iptal edilmesi ve neredeyse istismarı meşrulaştıracak böyle bir kararın altına imza atılmış olması en hafif tabirle bir hukuk ayıbıdır.

Bu suçların işleniş biçimi ve geldiği boyut caydırıcılık beklentisini elzem kılmışken, cezanın ağır olduğu gerekçesiyle maddenin iptal edilmiş olması toplum vicdanında kabul edilemez olup adalet duygusunu sarsmaktadır. Bu konuda kamuoyunun cezaların ağırlaştırılmasından yana tavrı ile AYM kararıyla tamamen zıttır.

Çocuğun cinsel istismarının ağır bir yaptırıma bağlanması gerekirken, on beş yaşın altındaki çocukların cinsel istismarına verilen sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasını çok bularak maddeyi iptal eden Anayasa Mahkemesi başka Karamanların ve başka acıların yaşanmasının yolunu ve önünü açmaktadır.

Suç ve ceza arasında adil bir denge kurulması gerekliliği her hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Burada söz konusu olan suç ise çocuk istismarıdır. Cezanın adil ve dengeli olup olmadığı tartışılırken, suçun niteliği ve mağdurda yarattığı yıkım göz önüne alınmalıdır. Bunları görmezden gelen Anayasa Mahkemesi sorunu sanki yalnızca bir suç-ceza dengesine indirgemiş, çocuğun yüksek yararını göz ardı etmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bu karar ülkemizde çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarlara davetiye çıkaran mahkeme kararlarının bir uzantısıdır ve çocuğu cinsel bir nesne olarak algılayan çarpık bir zihniyete kapı aralamaktadır.
TBMM 2006 yılında çocuğun cinsel istismarı ve sömürüsüne ilişkin cezaların artırımı kararı alırken cezaların caydırıcı olmasını amaçlamıştır. Anayasa Mahkemesinin caydırıcılığı ortadan kaldıran kararlarını şiddetle kınıyorum.
Ülkemizin kanayan yarası kadına şiddet ve çocuk cinsel istismarı başta Devlet, kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri olmak üzere topyekun bir mücadeleyle önlenebilir.

Ancak, şu da bir gerçek ki “Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum, kadın-erkek eşit değildir, eşit gösteremezsiniz” diyen bir Cumhurbaşkanı, “Vatandaşlar acil servise kız bakmaya gidiyorlar” diyen müftülere resmi nikah kıyma yetkisini müjdeleyen bir Başbakan, cezaları çocuk istismarcıları lehine değiştiren Anayasa Mahkemesi ve kadına dayağı haklı bulan Yargıtay’la bu mücadelenin yürütülemeyeceği de açıktır."
Son Güncelleme: 24.08.2016 14:09
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.