banner87

Olağanüstü hal koşullarında adaletsiz bir yarışla geçen anayasa değişikliği süreci; bu paketi gündeme getirenler açısından, Yüksek Seçim Kurulu’nun “kanunsuz” ve kamu vicdanını yaralayan kararıyla sonuca ulaşmış gibi gö- rünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da balkon konuş- masındaki “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyimiyle bunu ifade etti. Her ne kadar Üsküdar’da “Evet”, “Hayır”ı geçemese de sonuç, O’nun istediği gibi oldu!

***

Geçen hafta ülkemizin bulunduğu noktayı “Yol Ayırımı” olarak ifade etmiştim. YSK hukuka dönmez ve yanlışta ısrar ederse; Türkiye’nin yolu kıl payı farkla bellidir. Devletin tüm gücünün ve olanaklarının seferber edildiği ağır baskı ortamında, tehdit ve hakaretler eşliğinde yürütülen referandum kampanyasında; 690 bin seçmenin karar değiş- tirmesiyle değişebilecek bir sonuçla “Evet” önde.

Kayıtlı 58 milyon seçmenden (Yurtdışı seç- menlerle birlikte) 25 milyonunun oyuyla Türkiye, bağımsız yargı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin yok edileceği, parti devletinin oluşacağı bir tek adam düzenine doğru yürüyecek. Farkın çok düşük kalmasından ders çıkarılacağı, kutuplaşmanın sona ereceği, çoğulcu bir yaklaşım sergileneceği beklentileri ham hayaldir. Bu çerçevede TÜSİAD ve iş dünyasının tam da referandum günü yaptığı “reform” çağrısı da beyhudedir.

Demokrasi ve hukuku rafa kaldıracak bir dü- zenlemeyi; yine bu ilkeler ve etik değerleri yok sayan adaletsiz bir seçim süreciyle geçirmek için her türlü yola başvuran bir zihniyete; hukuk ve demokrasi çağrısı yapanlara verilecek yanıt bellidir: “Atı alan Üsküdar’ı geçti”. Cumhurbaşkanı’nın bu deyimle birlikte, meydanlarda sık sık tekrarladığı idam konusunu yeniden gündeme getirmesi; tramvaydan (*Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz) inme vaktinin geldiğinin de ilanıdır.

Çünkü idam konusu; Avrupa Birliği ile ilişkilerin kesilmesi, demokrasi, hukuk devleti, dü- şünce ve ifade özgürlüğünü egemen kılma çabalarının durması demektir. Bugüne kadar pragmatist bir çizgi izleyen, iş- birliği yaptığı kesimleri, sonrasında yüzüstü bırakan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kendi hedefleri için yüzde 51’i yeterli göreceğini, demokrasi tramvayına el sallamak isteyeceğini öngörmek kehanet değildir. Geride kalan 15 yıllık iz, bunun kanıtıdır

***

Hayır, Türkiye için umuttu. Ve yüzde 49; umudu yarınlara taşımak için güçlü bir mesaj oldu. Erdoğan’ın Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı olmasıyla yükselen hoyratlığın, yüzde 51 ile zirve yapmasını frenleyebilecek tek güç; Cumhuriyet, adalet, özgürlük, ahlak ve eşitlik gibi ortak değerler etrafında birleşen yüzde 49’un, beraberliğini koruması ve sürdürmesidir. Referandum sürecinde başarılan bu birliktelik, tramvayı yolunda tutabilecek mi, Türkiye’nin karanlık bir tünele girmesini önleyebilecek mi, yaşayıp göreceğiz… Ben umutluyum.

Çünkü devletin tüm gücü ve YSK’nın kanunsuz kararıyla şekillenen yüzde 51; hukuk, demokrasi ve özgürlük talebi karşısında, sürdürülebilir değildir. Adalet ve demokrasi mutlaka kazanacaktır. *14 Temmuz 1996/Milliyet (Erdoğan söyleşisi)

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Dogru 2017-04-25 12:37:39

En sıkı Akp li bile biliyorki gerçek HAYIR oranı en az %60 bu nedenle tüm Hayırcılar bu sonucu bir şans olarak görmeli ve 2019 seçimine hazırlanmalıyız.. Hayırcıların adayı önemli degil, en az 10 tane başkan yardımcısını seçimden önce açıklamalı ve geniş katılım saglamalıyız, seçimde kazanıp Akp li olup ülkeyi karartanları, satanları cezalandırıp hızla Demokrasiye dönmeliyiz..