banner87

Cumhuriyet dönemi ve sonrasını yaşayan edebiyatçılarımızın eserleri öyle ayrıcalıklıdır ki benim için... Kalemlerine yansıttıklarıyla o dönemleri yaşatırlar size...
Hayatlarındaki yaşanmışlıkları ruhunuza kadar hisseder, kaybolursunuz o satırlarda.
Çünkü onlar:
Cumhuriyet öncesi karanlığını...
Saltanatın kaldırılmasını...
Kurtuluş Savaşı’nın onurunu...
Emperyalist planların vahşetini...
Kuvayı Milliye ruhunu...
Siyasi bir zafer olan Lozan Antlaşması sürecini...
Cumhuriyet’in kuruluş coşkusunu...
Halifeliğin kaldırılışını...
Tekke ve zaviyelerin kapatılışını...
Hukukun laikleşmesini...
Latin alfabesine geçişi...
En önemlisi de Atatürk’ün çağdaş, demokratik, özgürlükçü ve halkının refah içinde yaşayacağı bir vatan inşa etme mücadelesi verdiği o zorlu süreci yaşamışlardır.
Bu yaşanmışlık yetmezmiş gibi, sıkıyönetimleri, içeride ve dışarıda oynanan oyunları, “Cumhuriyet’in Dev Çınarı”nın gidişini; evlatlarını öksüz bırakışını...
Hasan Âli Yücel’in edebiyata olan katkısı; Köy Enstitülerinin yanı sıra yurtdışına gönderdiği öğrencilerin büyük edebiyatçılar olarak değerli çevirilerle ülkesine dönerek açtığı kültür kapısı ve aydınlanma yadsınamaz.
Hatta acılı bir kuşak, savaş yorgunu bir döneme de imzasını atmış oldu. Yaşadıkları sürgünler, hapisler, işkenceler, ülkeden sü- rülmeler o aydın insanların ülkeye katacağı değere aynı zamanda engel oldu. Belki de tüm bunların yaşatılmasının sebebi buydu.
Niye mi bunları anlatıyorum!
Harika bir kitap okudum...
1940’lar edebiyatını, o dönemin Beyoğlu’nu, Burgazada’sını, sosyal hayatı, giyimleri, yemeleri içmeleri, aşkları, entrikaları, kalabalıklar içerisindeki yalnızlıkları...

Yalnız Hatta Yapayalnız...

Bir Sait Faik Abasıyanık romanı…
Destek Yayınları’ndan çıktı.
Çok satan kitapların editörü
Özlem Esmergül’den.
Ah Özlem, bana Sait’i nasıl sevdirdin...
Onun içindeki o fırtınalar, gelgitler, görür görmez âşık oluşlar, bir kalemde kestirip atmalar, aşktan vazgeçmeler o kadar samimi, o kadar gerçek ki...
Bu kitapta sadece Sait Faik okumuyorsunuz; o dönemde gazete veya dergi basmak ve yayımlamak için yaşanan zorlukları, yazdığı masum yazılar için hapis yatan, işkence gören yazarları ve dönemin sosyal tarihini de okuyorsunuz.
Orhan Veli, Bedri Rahmi, Abidin Dino ve daha niceleriyle hasret gideriyorsunuz.
Uzun bir süre başka kitap okumak istemiyor, Sait’in yalnızlığını paylaşmak istiyorum.
Dokunmayın bana...

Kafamda “DELİ” Sorular*

Elden çıkarılan Türk Telekom’um 2017 yılında 1,1 milyar TL net kâr ettiğini duyunca sinirden delirmek!
* Vatan toprağının her bir karışının önemini ve “milliyetçilik” kavramını Nagehan Alçı’ya keçi sütü ikram ederek öğretmek!
* Türk dizilerindeki oyuncuların şişirilmiş dudaklarından mide bulantısı geçirmek! 
Bol okumalı günler diliyorum.
Hoş kalın!...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hakan 2018-02-11 03:23:58

diger yazdiklariniz belki Dogru olabilir sonucta birseyler yaziyorsunuz elestirmiyorum,, ama su latin harfleri diyorsunuzya turk toplumu zaten degisimi sever istemesekte dunyaya ayak uydurur,,,ama kendinmize ait bir alfabemiz olmamasi ilginc degilmi aslinda varda kullanmamisiz devamli gocler yuzunden,,,neyse gecelim bunu,,,japonlar latin harflerimi kullaniyor yok adamlar dunyanin en gelismis toplumu gelismek birilerini taklit etmekle olmaz biraz kendindende birseyler katacaksin sonra bocalar durursun