Uygulamalı eğitimin önemi: Dünya düzdür ya da bilim yalandır

1956 yılında İngiltere’de Samuel Shelton tarafından "Düz Dünya Topluluğu" kurulmuştu. Topluluğun amacı Dünya'nın aslında düz olduğunun ispatıydı ve Dünya’nın yuvarlak olduğuna ilişkin kanıtların uydurma olduğunu düşünüyorlardı. Yüzyıllar önceki yanlış fikirler ile aynı şekilde Güneş'in, Ay'ın ve diğer gezegenlerin aslında düz olduğunu iddia ediyorlardı. Sonrasında neler yaşandı?

Uygulamalı eğitimin önemi: Dünya düzdür ya da bilim yalandır

1956 yılında İngiltere’de Samuel Shelton tarafından "Düz Dünya Topluluğu" kurulmuştu. Topluluğun amacı Dünya'nın aslında düz olduğunun ispatıydı ve Dünya’nın yuvarlak olduğuna ilişkin kanıtların uydurma olduğunu düşünüyorlardı. Yüzyıllar önceki yanlış fikirler ile aynı şekilde Güneş'in, Ay'ın ve diğer gezegenlerin aslında düz olduğunu iddia ediyorlardı. Sonrasında neler yaşandı?

10 Ocak 2018 Çarşamba 17:35
Uygulamalı eğitimin önemi: Dünya düzdür ya da bilim yalandır

Düz Dünya Topluluğu teorilerini Katolik kiliseden (dinsel öğelerden) alıyor ve bir nevi bilimin bulgularını reddediyordu. Hatta Samuel Shelton kendisine uydu fotoğrafları gösterildiğinde bunların sahte olduğunu iddia etmişti. Dünyanın yuvarlak olduğuna ilişkin teorinin ilk Kopernik'e (Copernicus) ait olduğu iddia edilse de, aslında Pisagor (MÖ. 470-MÖ.495) tarafından bundan yaklaşık olarak 2500 yıl önce Dünya'nın hem yuvarlak olduğu hem de Güneş’in etrafında döndüğü bulunmuştu. Gezegenlerin yuvarlaklığına ve Dünya'nın ve gezegenlerin Güneş etrafında döndüğüne ilişkin (Kopernik Sistemi) ilk ispat teleskop ile 1600’ün başında yapan Galileo’ya nasip olmuş, bu nedenle kilisenin baskılarına maruz kalmıştı.

NASA'nın buluşları reddediliyor 

Kopernik Sistemi’nin 1600 yıllarda reddi ile bundan yaklaşık 350 yıl sonra kurulan Düz Dünya Topluluğu’nun ortak noktası kiliselerdi. İslam dünyasında da bugün bazı tarikatlarda, özellikle Arap coğrafyasındaki ülkelerde NASA’nın tüm buluşları reddedilmekte, Dünya düzdür fikri savunulmaktadır.

Bu konuyla ilgili Tunus’ta bu yılın başında (2017) bir doktora öğrencisi doktora tez konusu sundu, başlığı: “Dünya düzdür ve dönmemektedir” idi. Doktora tezi belki reddedilir, ancak lisans, yüksek lisans ve doktora derslerini tamamlamış eğitimli bir öğrencinin bu aşamada böyle bir tezi nasıl sunabildiği üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Yakın zamanda Türkiye’de bir genç benzer şekilde düz Dünya fikrini (çürütüldüğü için teori olamıyor) tekrar gündeme getirdi. Yazı siyasi web sitesinde yer alsa da tartışmalar sonrası kaldırıldı.

Bilim yalandır“ fikri empoze ediliyor

Bugün amatör gözlemcilerin kullandığı mercekli teleskoplar ile tüm gezegenlerin yuvarlak olduğu, hatta Satürn’ün muhteşem halkaları ile yuvarlaklık çok net bir şekilde gözlemlenebilmektedir. Samuel Shelton ya da Tunuslu doktora öğrencisi kendi gözleri ile Satürn’ün muhteşem halkaları görseler yine de çürütülmüş bir teoriye inanırlar mıydı? Kuvvetle muhtemel hayır. Bu bize uygulamalı eğitimin önemini hatırlatıyor. Artık ilkokuldan mümkünse anaokulunda çocukların teleskop ile Satürn, diğer gezegenler ve uzayı kendi gözleri ile gözlemlemesini sağlamalıyız.

Bu gözlem aynı zamanda onların ufuklarını da açacaktır ve hiç kimse günün birinde bundan 400 yıl önce çürütülmüş Dünya'nın düz olma fikrini empoze edemeyecektir. Katolik kilise ve özellikle Arap coğrafyasındaki tarikatlar açısından asıl konu Dünya'nın şekli değil, bir kişiyi çürütülmüş bir teoriye inandırdığınızda onu kendinize çekebilmenizdir. Dünya'nın düz olduğu fikrini kabul eden bir kişi modern dünyanın tüm gerçeklerini ve en önemlisi bilimi reddedecektir. Sonuç olarak “Dünya düzdür” fikrinin ana konusu Dünya'nın şekli değildir, doğrudan doğruya “bilim yalandır“ fikrinin empoze edilmesinden ibarettir.

Ufuk geliştirme masalları yazmalıyız

Şüphesiz Dünya'nın düz olması fikri en uç örnek, çünkü amatör bir teleskop ile bile çürütülebilmektedir. Dijital ve robot çağını yakalayabilmemiz için anaokulundan üniversiteye, hatta doktoraya kadar uygulamalı eğitimi öne çıkarmamız, uygulamaya yer açabilmek için daha az teori vermek zorundayız. Anaokulundan üniversiteye tüm müfredat gözden geçirilmeli ve uygulamaya dönük olduğu kadar öğrencilerin ufuklarını açacak şekilde güncellenmelidir. Anaokulunda çok çalışma, tutumluluk üzerine olan masallar kadar verimlilik, aklını kullanma, ufkunu geliştirme masalları yazmalıyız. Dijital ve robot teknolojileri eğitimlerini meslek liseleri dışında diğer liselerde de vermeliyiz, eğitim tekniğini dijital teknolojiye uyarlamalıyız. Üniversite eğitiminde tüm müfredatı gözden geçirmeli, daha az teori – daha çok uygulama kuralını hataya geçirmeliyiz.

Mevcut durumda üniversite müfredatları birçok programda 20-30 yıl önceki ile aynı olup, teori yoğun-uygulama yok gibi. Öğretim üyelerinin birçoğu derste anlattığı konuların uygulamasını bilmemekte, hala teori yoğun ders işlemektedirler. Örneğin iktisat bölümleri 16. yüzyılda yer alan merkantalizm üzerinden ticaret öğretirken sektör 21. yüzyıldaki dijital ticaretin işleyişini, yapısını, verimliliğin nasıl ölçülüp arttırılabildiğini öğrenmiş öğrenciler beklemektedir. Ne ders kitapları bu değişimi yakalayabilmiş ne de birçok öğretim üyesi bu değişime hazırlanmıştır.

Gerçek hayat ile öğretilen arasındaki bağ koptukça öğrencinin eğitime, üniversiteye olan inancı ve güveni kaybolmaktadır. Bu durum eğitim kurumlarının donması olarak da adlandırılabilir. Dolayısı ile mevcut müfredat ile "Dünya düzdür, bilim yalandır, bilim yoktur, üniversite yalandır" fikirlerinin hepsi kendine bir şekilde yer bulabilmektedir.

Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 10.01.2018 17:35
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.