Ülkemizde tohum takas şenliklerini engellemek isteyen ama bunu başaramayan bazı çevreler, bu şenliklerden yabancı tohum şirketlerinin tohum aldığını ve dolayısıyla bu etkinliklerin tehlikeli olduğu yalanını ortaya atıyorlar. Bu çok komik bir iddia! Bir kere bu şenlikler yerel tohumların, biyoçeşitliliğin ve köylü haklarının savunulması için yapılıyor. Yabancı tohum şirketlerinin böyle bir sıkıntısı yok. İstedikleri tohumu Tarım ve Orman Bakanlığının tohum ve gen merkezlerinden resmi olarak alabiliyorlar. Zaten bu amaçla kurulmuş olan ve CGIAR (Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu) denilen uluslararası anlaşmaya ve sisteme Türkiye yıllarca önce üye olmuştu. Bu sistemin amacı özellikle Türkiye gibi biyoçeşitliliğin çok zengin olduğu ülkelerden tohumları kolayca alabilmektir. Üstelik Türkiye bu sisteme para bile ödemektedir. Türkiye örneğin 2005 yılında bu sisteme 500 bin dolar, 2008’de 600 bin dolar, 2009’da 400 bin dolar ödemiştir. Bu bakanlığın web sayfasında görülebilir. (http://www.mfa.gov.tr/consultative-group-on-international-agricultural-research.en.mfa)

     Türkiye tarım devrimine beşiklik etmiş “verimli hilal” denilen bölgenin bir parçası olarak birçok kültür bitkisinin ana vatanıdır. Hâlbuki örneğin Kuzey Amerika kültür bitkileri açısından sadece ayçiçeğine beşiklik etmiştir. Bu nedenle bütün dünyanın genetik kaynaklarına muhtaçtır. Örneğin ABD’ye buğday bizim ülkemizden giderek yayılmıştır. Gene ABD’de 100 yıl önce soya bulunmazken Amerikan donanması ve diplomatik birimler uzak doğudan binlerce soya çeşidini ABD’ye sağlamak için görevlendirilmiştir. Böylelikle şimdi ABD çok büyük miktarlarda soya ihraç etmektedir. Bugün dünyadaki herhangi bir araştırıcı istekte bulunarak tohum ve gen bankalarınızda bulunan bir tohumdan örnek alabilmekte ve bu bakanlığımız tarafından CGIAR anlaşması uyarınca teslim edilmektedir. Bunlar şüphesiz tohum şirketlerine de gitmektedir. Bütün dünyanın gelişmekte olan ülkelerinin yerel tohumları gelişmiş ülkelerdeki tohum şirketleri için bedava kullanılabilecek olan genetik kaynaklar olurken, bu şirketlerin geliştirdiği söylenen çeşitler için fikri mülkiyet hakları talep edilmekte, bu şirketlerin desteklediği tohum yasaları ile köylünün tohum satması yasaklanmaktadır. Tohumlar özgür değildir. Ülkelerin tohum egemenliği bulunmamaktadır. 

     Tarım Bakanlığımız Norveç’teki Svalbard Küresel Tohum ambarı kurulurken olabildiğince tohumluk gönderilmesini teşkilatından istemiştir.

     Tohumlar gizli bir teknoloji değildir. Tohum şirketlerinin bunlara ulaşması çok kolaydır. Birçok türde pazardan ürün aldığınızda tohumu da elde etmiş oluyorsunuz. Örneğin kuru fasulye veya buğday aldığınızda bu aynı zamanda tohumdur. Türkiye’de yabancı tohum şirketleri çok güçlüdür. Birçok eleman çalıştırmaktadırlar. Bunlar her an tohumlara ulaşabilmektedirler. Tohum Takas Şenliklerine bunların ihtiyacı yoktur. İstediği tohumları elde edebiliyorlar. Resmi olarak da bakanlıktan sağlayabiliyorlar.

      Burada şu gerçeği de ortaya koymamız gerekiyor. Genetik kaynakların bütün dünyanın kullanımına açılması şüphesiz gereklidir. Bütün dünya çiftçileri bu olanaklardan yararlanmalıdır. Biz de Latin Amerika’dan domates, mısır vb. aldık ve gerekirse ıslah amacıyla yine bunlara muhtacız. Ancak tohum şirketleri bunlar üzerinde tekelci haklar elde etmek istemektedirler. Karşı olunması gereken budur. Tohumlarını sadece satmak onlara yetmemektedir. Destekledikleri yasalarla da herkesi kendi tohumlarına mecbur etmek istemektedirler.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.