O dönemde Akşam Gazetesi’nde köşe yazarıydım. Türkiye yine bugünkü gibi parçalı bir görüntü veriyordu. Karşı tarafta Necmettin Erbakan ve adamları bulunmaktaydı. Özellikle asker, bunları zararlı öğeler olarak gösteriyordu. İçerisinde benim de bulunduğum köşe yazarlarının çoğunluğu bu siyasi harekatı eleştiriyorduk.

Ve, Erbakan’ın yıkıcılığını dengeleyecek güç olarak da piyasaya Fethullah Gülen sürülmüştü. Gülencilerin kurduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı; medya, sanat, kültür alanına el atmıştı. Bu alanlardaki tanınmış isimleri kullanıyorlar ve ödüller veriyorlardı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e Fethullah Gülen’in bizzat ödül verdiği 1998 yılında bana da “Yılın Köşe Yazarı” armağanı sunulmuştu.

Bu dönemde Fethullahçıların geçmişini bilen ve bunları sürekli eleştiren yazar dostlarımız da vardı ama bizler, irticaya karşı mücadelede daha güçlü bir ittifak kurduğumuzu sanıyorduk.

Gerçi ben kısa süre sonra o ödülü reddettim ve iade ettim. Bunun sebebi de atv’de Fethullah Gülen’in yandaşlarına “devletin kılcal damarlarına kadar sızın!” anlamında sözlerinin yer aldığı videoyu görmem oldu. 21 Haziran’da atv’de Ali Kırca’nın haber programına çıkıp Fethullah Gülen’i yerden yere vurdum. Ama ortam genelde buydu.

ABD’NİN İKİ LİDERİ

Sonraki gelişmeler; 28 Şubat’ın ABD tarafından planlandığını çok açık biçimde ortaya koydu. ABD; Ortadoğu’yu parçalayacak bir plan yapmıştı ve bunu da bölgeye “Ilımlı İslam!” dediği bir İslamcı proje ile yayıyordu. (Bütün bu süreci ayrıntılı biçimde “Muaviye’den Erdoğan’a DİN VE SİYASET” adlı kitabımızda (Toplumsal Yayınlar) gösterdik.)

ABD, BOP diye bilinen bu projede Türkiye’yi laboratuvar seçmişti. Türkiye’de iki lideri vardı: Birincisi, dinsel liderdi ve o da Fethullah Gülen’di… İkincisi, siyasi liderdi ve Tayyip Erdoğan’dı…

28 Şubat’ta ABD ve İsrail yanlısı subaylar, işte bu iki ismi parlatmak için Türkiye’de şeriat tehlikesi var diyerek kamuoyunu korkuttular. Erbakan’ın öcü gibi gösterilmesiyle kamuoyu, ılımlı ve yenilikçi diye pohpohlanan iki isme yönlendirildi: Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen…

ERDOĞAN DA VURDU

Peki 28 Şubatçı generallerin çelmelediği Necmettin Erbakan’a asıl darbeyi kim vurdu?

Elinden tutup yükselttiği, ev kirasını bile ödediği Tayyip Erdoğan…

28 Şubat sürecinde Necmettin Erbakan kuşatılınca, onu eleştirenlerin arasına Tayyip Erdoğan da katıldı. Bu gerçeği son olarak Erdoğan’ın 1984 yılından, Refah Partisi’nin 1998 Ocak ayında kapatılmasına kadar yardımcılığını yapan Milli Gazete yazarı Ekrem Şama açıkladı. Şama, Erdoğan’ın, 28 Şubat döneminde “Çevik Bir ve arkadaşları ile temasta olduğunu” yazdı.

Şama yazısında, “Bir keresinde Balat semtinde böyle bir toplantıda, aynı minval üzere Erbakan’ın aleyhine konuşurken yüksek sesle kendisini bizzat protesto ettik. O da bize cevap vermeye kalkıştığında herkesin huzurunda salonu terk ettiğimizi hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

GÖRÜNEN EL

Başbakan Bülent Ecevit, 2000 yılında, ABD’yi, “Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulmasını savaş sebebi sayarız!” diye tehdit etmişti. Bölgede İkinci İsrail olacak bu projeye evet diyecek bir iktidara ihtiyaç vardı. Bu yüzden, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, hakkındaki yolsuzluk, kalpazanlık vb… iddiaları bir biçimde sumen altı edildi. Kendisine hiç hak etmediği bir yerden, şiir okudu diye 4 aylık bir hapis cezası verildi ve böylece mağdur-mazlum konumuna düşürülerek efsaneleştirildi. Kısa bir hapisten sonra Erdoğan, yanına Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı alarak “Yenilikçi Kanat” adı altında Erbakan’a karşı harekete geçti. Büyük 1999 depreminin yaralarını sarmakla boğuşan Bülent Ecevit başkanlığındaki dönemin koalisyon hükümeti, ekonomik kriz çıkartılarak zayıflatıldı. Yenilikçi diye gösterilen kadro, AKP’yi kurarak Erbakan çevresinden koptu.

Doğru Yol Partisi ile MHP, seçim oyunlarıyla baraj altında bıraktırılarak 2002 Kasım ayında AKP iktidara getirildi.

Sözün özü, 28 Şubat’ın mağduru Erbakan olurken, bu operasyonunun yemişini yiyen de Erdoğan oldu.

İtirazı olan varsa yeniden bir düşünsün: 28 Şubat kimin işine yaradı?

*AKP Lideri Erdoğan bugünkü gücüne o sayede kavuşmadı mı?

*Gülenciler, Erdoğan’ın bilgisi dahilinde açıkça devlete eklenip orduyu bile ele geçirmediler mi?

*ABD’nin 2003 işgalinden sonra Kuzey Irak’ta Kürt Devleti (Barzani yönetiminde) kurulmadı mı? Son süreçte Suriye’nin kuzeyi de PKK/YPG’nin eline geçmedi mi?

*İsrail rahatlayıp Kudüs de dahil Filistin’i bile yutmadı mı?

*Türkiye, bugün ABD ve İsrail ile mücadele veren Suriye rejimi ile savaş halinde değil mi? Bu Esed(!) düşmanlığının altında yatan zihniyet, Suriye’deki İhvancılara arka çıkan 28 Şubat zihniyeti değil mi?

BARIŞ TERKOĞLU’NUN SUÇUNA BAKIN!

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun dün Cumhuriyet’te çıkan köşe yazısını okuyunca yeniden sarsıldım. Türkiye; tecavüz cenneti yapıldı; yetmedi; şimdi bu tecavüzleri mahkeme kararları ile saklamaya çalışan bir hava da oluştu.

Tecavüzcüleri saklamaya çalışanlar; bu rezaleti ODA TV’de haber yapan Barış Terkoğlu’na ceza kesmişler. Barış diyor ki: “Çocuğa karşı işlenen suçların iddianamesini yazıp mahkemeye gönderemeyen Türk yargısı, istismarı Türkiye’ye duyuran benden şikâyetçi oldu. Yazdıklarımı engelledi. İddianamemi yazdı. “Gizliliği ihlal ediyor” diye cezamı verdi. Üstelik kadın hâkimler eliyle...

Elazığ’da Alperen Ocakları’nda başlayan çocuk istismarı, dayak, tehdit, şantaj, yağma, tecavüz girişimi skandalından tek ceza alan kişi ben olmuş oldum. Bu rezaletin “gizli” kalıp sessizce kapatılmasına izin vermediğim için.”

İşte Yeni Türkiye bu…

Aynı zihniyet, bu tecavüzcülerin tarihini gösterdiğim “OSMANLIDA OĞLANCILIK” adlı kitabıma da yasak getirmeye kalkışmışlardı.

İmam hatip yurtlarında, Kuran kurslarında, Ensar ve Süleymancılar başta olmak üzere tarikat ve sözde vakıf yurtlarında fakir fukaranın çocuklarına tecavüz edenleri birileri korumaya çalışıyor.

Adalet dik durmalı, bu rezalete izin vermemelidir.

Eminim ki Barış’a kesilen cezayı üst mahkeme kaldıracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.