Üsküp'te Batı Balkanlar ve Avrupa Birliği'nin geleceği tartışıldı
Muratcan Işıldak, Jean Monnet Uluslararası Konferansı'nda Batı Balkanlar'ın Avrupa Birliği sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'te, International Balkan University ev sahipliğinde düzenlenen Jean Monnet Uluslararası Konferansı'nda Avrupa Birliği'nin geleceği, Batı Balkanlar'ın üyelik süreci ve bölgesel iş birliğinin mevcut durumu ele alındı. Konferansa katılan araştırmacı ve siyaset bilimci Muratcan Işıldak, Avrupa Birliği ile Batı Balkanlar arasındaki ilişkilerin son yıllarda giderek daha karmaşık bir hale geldiğini belirterek, özellikle Avrupa Birliği'nin 2030 yılına kadar yeni genişleme dalgası gerçekleştirme hedefinin mevcut siyasi ve kurumsal koşullar altında gerçekçi görünmediğini ifade etti.

Konferansın ana teması olan "Between Accession and Ambiguity: The Western Balkans and the European Project" başlığı, bölge ülkelerinin uzun yıllardır devam eden üyelik süreçlerindeki belirsizlikleri ve Avrupa Birliği'nin genişleme politikasındaki tereddütleri gözler önüne serdi. Katılımcılar, Avrupa Birliği'nin Ukrayna savaşı sonrasında genişleme söylemini yeniden canlandırmasına rağmen, üyelik müzakerelerinin sahadaki gerçekliklerle aynı hızda ilerlemediğine dikkat çekti.
Işıldak, Batı Balkanlar'ın her birinin farklı siyasi ve ekonomik dinamiklere sahip olduğunu belirterek, bölgeyi tek bir çerçevede değerlendirmenin mümkün olmadığını vurguladı.
Sırbistan, müzakere sürecinde en ileri aşamalardan birinde bulunmasına rağmen, Kosova ile ilişkiler, hukukun üstünlüğü ve dış politika uyumu konularında ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Özellikle Rusya ile sürdürülen ilişkiler ve yaptırımlar konusundaki farklı tutumlar, Belgrad'ın üyelik sürecini yavaşlatan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Karadağ, teknik olarak Avrupa Birliği üyeliğine en yakın ülke olarak görülüyor. Ancak yargı reformları, yolsuzlukla mücadele ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi alanlarında halen önemli eksiklikler bulunuyor. Buna rağmen Karadağ'ın önümüzdeki yıllarda üyelik konusunda en fazla ilerleme kaydetmesi beklenen ülkelerden biri olduğu değerlendiriliyor.
Kuzey Makedonya, uzun yıllar boyunca isim sorunu nedeniyle beklemek zorunda kalmış, ardından Bulgaristan ile yaşanan tarih ve kimlik temelli anlaşmazlıklar nedeniyle yeni engellerle karşılaşmıştır. Ülkede Avrupa Birliği üyeliğine verilen destek sürmekle birlikte, müzakere sürecindeki sürekli gecikmeler kamuoyunda hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Arnavutluk, son yıllarda reform süreçlerinde önemli ilerlemeler kaydetmiş olsa da özellikle yargı bağımsızlığı, organize suçlarla mücadele ve kamu yönetiminin güçlendirilmesi alanlarında Avrupa Birliği tarafından yakından izlenmeye devam etmektedir.
Bosna-Hersek, bölgenin en karmaşık siyasi yapısına sahip ülkesi olmayı sürdürmektedir. Dayton Anlaşması sonrasında oluşturulan çok katmanlı yönetim sistemi, karar alma mekanizmalarını yavaşlatmakta ve Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecini zorlaştırmaktadır. Etnik ve siyasi ayrışmalar, ülkenin reform kapasitesini sınırlayan temel faktörler arasında yer almaktadır.
Kosova ise halen beş Avrupa Birliği üyesi ülke tarafından tanınmamakta ve bu durum üyelik perspektifini doğrudan etkilemektedir. Sırbistan ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik süreçler devam etse de kalıcı bir çözüm sağlanabilmiş değildir.
Konferansta yapılan değerlendirmelerde, Avrupa Birliği'nin son yıllarda sıkça dile getirdiği 2030 yılına kadar genişleme hedefinin, siyasi söylem açısından önemli olmakla birlikte mevcut koşullar altında oldukça iyimser bir yaklaşım olduğu görüşü öne çıktı. Batı Balkan ülkelerinin büyük bölümünde reform süreçlerinin tamamlanamamış olması, Avrupa Birliği içerisindeki genişleme yorgunluğu ve üye devletler arasındaki görüş ayrılıkları dikkate alındığında, üyelik süreçlerinin daha uzun bir zamana yayılması beklenmektedir.

Muratcan Işıldak, Batı Balkanlar'ın Avrupa perspektifinin korunmasının yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, Avrupa'nın güvenliği, istikrarı ve demokratik geleceği açısından da stratejik önem taşıdığını belirterek, üyelik sürecinin yalnızca teknik kriterler üzerinden değil, bölgesel barış ve demokratik dönüşüm perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konferans, Avrupa Birliği ile Batı Balkanlar arasındaki ilişkilerin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmaların ardından sona erdi.