CHP’li Kılıç’tan ‘çerçeve yasa’ çıkışı: İmzamız açık bir çek değil, tarihi sorumluluktur
CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, düzenlediği basın toplantısında kadın cinayetlerinden meclise sunulan toplumsal bütünleşme yasasına ve derinleşen ekonomik krize kadar Türkiye'nin sıcak gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin gündemini sarsan açıklamalarda bulundu. Kadın cinayetlerinden meclise sunulan yeni yasa teklifine ve derinleşen ekonomik krize kadar birçok konuda konuşan Kılınç, partisinin duruşunu konuşmasından kesitlerle net sözlerle ifade etti.
"KORUMA KARARLARI KAĞIT ÜZERİNDE KALIYOR"
Kılınç, sözlerine tam bir yıl önce, 6 Ağustos 2025'te katledilen çalışma arkadaşları Saliha Akkaş’ı anarak başladı. Devletin koruma mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çeken Kılıç, şunları kaydetti:
"Saliha Akkaş boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından bıçaklandıktan sonra tam bir yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Üstelik fail hakkında verilmiş bir uzaklaştırma kararı da vardı. Tabii bize bu hikaye tanıdık maalesef. Saliha'nın elinde devletin verdiği bir koruma kararı vardı. Fakat yanında o kararı gerçek bir güvenceye dönüştürecek etkili bir koruma mekanizması yoktu. Kağıt üzerinde uzak dur denilmişti. Ancak Saliha'nın yaşamıyla fail arasına güçlü bir kamu iradesi konulamamıştı."
İki bin yirmi altı yılının ilk altı ayında yüz elli kadının öldürüldüğünü ve yüz elli bir kadının şüpheli biçimde ölü bulunduğunu belirten Kılıç, İstanbul Sözleşmesi'nin önemini şu sözlerle vurguladı:
"Kadın cinayetleri bir anlık öfkenin, bir aile meselesinin ya da bir tartışmanın sonucu değildir bu ülkede. Kadın cinayetleri tehditleri küçümsememizin, koruma kararlarının etkili uygulanmamasının ve şiddetin önlenmesinde geç kalınmasının sonucudur. İstanbul Sözleşmesi de tam bu nedenle yaşamsaldır. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kadınların yaşam hakkını koruyan bütüncül bir güvenceden vazgeçilmesi anlamına gelmiştir. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bu yanlış karardan dönülmesi kadınların yaşam hakkına karşı yerine getirilmesi gereken tarihi bir sorumluluktur."
"MECLİS ÇÖZÜMÜN ADRESİDİR, ANCAK İMZAMIZ AÇIK BİR ÇEK DEĞİL"
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülecek olan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirmesine Dair Kanun Teklifi"ne de değinen CHP Grup Başkanvekili, partisinin bu teklife imza attığını ancak sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti. Kılıç, "Biz bu meseleye dün başka bugün başka konuşanlardan ya da bakanlardan değiliz. İki bin on üç yılında da bu meseleyi gizli kapılar ardında değil, meclise çözün dedik. Bugün teklifin meclise taşınması yıllardır savunduğumuz tarihsel yaklaşımın da aslında doğrulanmasıdır," diyerek meclisin çözüm adresi olduğunun altını çizdi.
Sürecin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirten Kılıç, şartlarını ve kırmızı çizgilerini şu ifadelerle anlattı:
"Bu teklif PKK, KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her tür oluşumun fiili varlığına son verdiğinin, kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının resmi gazetede yayınlanmasının ardından kanun yürürlüğe girecek. Bizim açımızdan silahsızlanma gerçek, doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır."
Silahların susmasının barışın başlangıcı olduğunu ancak kendisi olmadığını belirten Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:
"Yalnızca silahları toprağa gömmek yetmez. Keyfiliği, ayrımcılığı ve hukuksuzluğu da tarihe gömmek gerekir. Hukukun kişiye, kimliğe, siyasi görüşe ya da iktidarın tercihine göre değiştiği bir ülkede toplumsal güven kurulamaz. Toplumsal güven kurulmadan da silahların susması kalıcı bir barışa dönüşemez. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi'nin imzası hiçbir hükmü tartışmadan kabul edeceğimiz anlamına gelmemektedir. İmzamız açık bir çek değil, devlet ciddiyetiyle üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Terörün sona ermesi ve üniter devlet yapımızın korunması Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırmızı çizgisidir."
"ENFLASYON HER SABAH MUTFAĞA GİREN GÖRÜNMEZ BİR TAHSİLDAR"
Açıklamalarının son bölümünde Türkiye'deki derinleşen ekonomik krize ve yüksek enflasyona dikkat çeken Kılıç, resmi ve gayriresmi enflasyon rakamları arasındaki uçuruma değindi. Vatandaşın gerçeğini çarpıcı sözlerle anlatan Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Enflasyon her sabah mutfağa giren görünmez bir tahsildara dönüştü aslında. Tencerenin kapağını açıyor, çocuğun beslenme çantasına bakıyor, emeklinin cebindeki son banknotu sayıyor ve ay başında da ev sahibinin kapısını çalıyor. Rakamlar farklıdır fakat vatandaşın yaşadığı gerçektir. Maaş ayın sonunu değil artık ayın ortasında, aldığınız günü bile zor görmektedir. Kira artık bir gider kalemi değil aslında kiralarımız da maaşın ortağıdır. Hem de masaya ilk oturan ve payını ilk alan ortaktır. İktidar enflasyon düşüyor diyor. Oysa düşen enflasyon değil vatandaşın yaşam standardı. Fiyatlar düşmüyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor."
İktidarın ekonomi ve bütçe politikalarını da sert bir dille eleştiren CHP'li vekil, ekonomik çözüm önerilerini ve iktidara mesajını şu sözlerle tamamladı:
"Bir yanda vatandaş kirasını ödeyebilmek için kredi kartından nakit çekiyor. Diğer yanda bütçeden iki bin yirmi altı yılında faize iki trilyon yedi yüz kırk iki milyar lira ödenmesi öngörülüyor. Demek ki mesele kaynak yokluğu değil, mesele kaynağın kimin için kullanıldığı. Sarayın kontrollü kur ve yüksek faiz politikası enflasyonu yenemedi. Yalnızca üreticiyi krediye, tüketiciyi borca, ülkeyi sıcak paraya bağımlı hale getirdi. Bu düzen değişecek. Türkiye yoksul bir ülke değil, kötü yönetilen ve adaletsiz bölüşen bir ülke. Türkiye'nin kaynakları da imkanları da var. Eksik olan o kaynakları bir avuç ayrıcalıklı için değil, seksen altı milyon için kullanacak halkçı bir iktidar ihtiyacı var. Bu kadrolar Cumhuriyet Halk Partisi'nde mevcut."