Kadın  hakları üzerine ,yazılan, söylenen , tabii ki yaşanan ve mücadele edilen tüm konuları incelemeye kalksak binlerce yıl geriye gitmemiz gerekecektir.

Günümüze  geldiğimizde  ise sorunun nerede derinleştiğini göreceğiz.

Doğduğu ilk andan itibaren ayrıma tabi tutulan kadının ,günümüzde en çarpıcı sorunlarından ilki şüphesiz maruz kaldığı şiddettir.Kadına yönelik,şiddetin önlenmesi konunun özünü oluşturmaktadır.Zira bugün canımızı yakan tüm o haberlerin kaynağında önlenemeyen şiddet olgusu saklıdır.

Avrupa Konseyinin "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" ,bilinen yaygın adıyla güzel şehir İstanbul’un verdiği ,önemli bir sözleşme olan İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ile kağıt üzerinde önleme tedbirinin altını çizdiğimiz ama kadınları öldürülmekten koruyamadığımız çok açık .Bu yakıcı gerçeği yüksek sesle dile getirmemiz gerekiyor.

Türk Ceza Kanunu içerisinde ‘kasten öldürme suçu’  nun ,adam öldürme olarak yaygın ifade edilişi ,sorunun çözümünün çok gerisinde kaldığımızı bize gösteriyor.Öncelikle tanımlanan hiç şüphesiz insandır.Bu konuda ,gerek Anayasamız  gerekse İstanbul Sözleşmesi bize ‘tedbir al-Önle’ demektedir.

İlk yapılması gerekenler konusunda ;İstanbul Sözleşmesi ayrıntılı yol haritası çizmektedir.

Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar, kapsayıcı ve eş güdümlü politikalar uygulamak,Mali kaynaklar ayırmak,Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamak gibi imzacı devletlerin sorumlulukları bulunmaktadır.

Bütün bu yapılması gerekenlerin hızlandırılmasını konuşmamız lazımken,

İktidar kanadının ;
“Gençlerin geç yaşta evlenmesini” İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkilendirerek sözleşmenin yeniden gözden geçirileceği kararı aldığı iddiası korkunçtur.

Bırakınız ,kadınlar ne yer ne içere ne giyer ,nasıl güler ne zaman evlenir kaç çocuk yapar kendileri karar versinler.Gençlere ilişkin yapılacaklar ise ,iş imkanı,eğitim fırsatı ve geleceğin planlaması olmalıdır ,şiddetle mücadelede geri adım atarak değil!

Kadınların mücadele ile elde ettikleri haklarında geri gidişin önüne geçmek gerekir.Üstelik bu sadece kadınların değil,erkeklerin vicdanı olan tüm insanların ortak sorumluluğudur.Bırakınız ,kadınlar ne yer ,ne içere ne giyer ,nasıl güler ne zaman evlenir kaç çocuk yapar ,yapmaz ne düşünür ,ne Yaşar kendileri karar versinler.Kadın Haklarını kazanımlarını tartışmaya açmak yerine,

Sizler de ,gençler bu ülkede ilk olarak neyi talep eder bir daha düşünün!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.