Baykal ilk kez açıkladı: CHP eğer 20 Ocak'ta...
Eski CHP Lideri, Antalya milletvekili Deniz Baykal Başkanlık sistemi için 18 maddelik anayasa değişikliğinin 339 oyla meclisten geçtiği gecenin sabahında, "CHP'nin kurultay çağırıp partinin yeniden yapılandırılarak referanduma girmesi" önerisi yaptığını ilk kez açıkladı.
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök bugünkü yazısında, Deniz Baykal'ın gönderdiği mektuba yer verdi. Baykal mektubunda, 20 Ocak'ta 18 maddelik anayasa değişikliğinin 339 oyla meclisten geçtiği gecenin sabahında "CHP'nin kurultay çağırıp partinin yeniden yapılandırılarak referanduma girmesi" önerisi yaptığını ilk kez açıkladığını belirtti.
Baykal'ın Özkök'e gönderdiği o mektup:
“Siz, Hayır oylarının “huzur”, “sükûnet” ve “keyif” için yeterli olduğunu sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz Ertuğrul Bey. O “telaş”, o “hırs” olmazsa o 49 bir sabun köpüğü gibi kaybolur. Zaten o “telaş” ve “hırs” olmasaydı o 49 da olmazdı.
Hatta o tasarının meclisten çıktığı 20 Ocak gecesinin sabahında, parti içinde o zaman önerdiğimiz gibi, biraz daha “telaş” ve “hırs” gösterebilseydik ve Kurultayı çağırıp yeni bir parti yapılanması ile referanduma girebilseydik o 49 bugün 50’nin çok üzerinde olacaktı.
İktidarın, her şey avucunun içinde olduğu halde, referandum sonrasında bile sergilemeye devam ettiği “telaş” ve “hırs”a bakın da biraz ibret alın!
Türkiye bu noktaya adım adım ve göz göre göre geldi. Türkiye’yi bu noktaya taşıyan saldırganlıkların karşısında onlara en büyük desteği veren, işte bu temelsiz, zamansız ve yapay bir huzur ve sükûnet özlemi olmuştur.
Ertuğrul Bey, siz ancak o hırs ve telaş başarıya ulaşırsa, gerçek bir huzur ve sükûnet içinde keyifli olabilirsiniz.
Bilmelisiniz ki referandumdaki o hırslı çalışma, Cumhurbaşkanı adayı olmak için değil, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehlikesini ortadan kaldırmak için yapıldı.
Referandumdan önce 20 Ocak’ta partinin yeniden yapılandırılması önerisi, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehdidinden Türkiye’yi kurtarabilmek için yapıldı.
Şimdi de kitlesel bir ön seçimle belirlenen ve ana muhalefet partisinin etrafında tüm Türkiye’yi seferber etmeyi amaçlayan hırslı mücadele teklifimizin amacı, birilerinin Cumhurbaşkanlığı’nın sefasını sürmesi değil, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehdidini Türkiye’nin önünden kaldırmaktır.
Nasıl olsa kaybedeceğiz, bari 49’un tadını çıkaralım demeyi reddeden, bütün gücüyle bir çıkış öneren insanların hırsına ve telaşına biraz saygı lütfen.
7 Haziran sonrasında Cumhurbaşkanı’nın en kıdemli siyaset adamı olarak benimle görüşme talebini, Dışişleri konutunda görüşerek kabul etmemi bunca gelişmeden sonra sizin, ağır suçlar kapsamında değerlendirmekte olduğunuzu görmek beni çok şaşırttı.
Açık konuşalım. Bütün mücadelelerimde hep siz karşımda oldunuz. Geldiğimiz yer ortada. Bari bu defa limon sıkmaktan vazgeçin. Çünkü bu mücadele benim mücadelem değil, Türkiye’nin mücadelesi.
Belki de Türkiye’nin son şansı.
Sevgili Ertuğrul,
İşte yazı bu. Tek kelimesine dokunmadan aynen yayınlamanı bekliyorum. Aslında senin idari maslahatçılığına tepki gösterenlerin başında Tansu’nun geldiğini de söyleyecektim. Neyse başka sefere. 20 Ocak’ta kurultay çağırıp partinin yeniden yapılandırılarak referanduma girmesi önerisini ilk kez paylaşıyorum.
Sana ve Tansu Hanım’a Olcay’dan ve Benden selamlar sevgiler.
Görüşmek umuduyla.
Deniz Baykal”