Emine Ülker Tarhan sessizliğini YURT için bozdu...

CHP Eski grup başkan vekili Emine Ülker Tarhan, uzun süredir devam eden sessizliğini gazetemiz YURT için bozdu.

26 Şubat 2017 Pazar 15:57
Emine Ülker Tarhan sessizliğini YURT için bozdu...

YURT Gazetesi - Haber Merkezi

 

Emine Ülker Tarhan’a göre AKP’nin ‘hayır’cılara terörist nitelendirmesi yapmasının nedeni referandum sonrası için düşünülen bir manevra olabilir. “Hayır çıkarsa, ‘bunu saymam çünkü kumpas var’ demenin alt yapısını hazırlıyor olabilir” diyen Tarhan’a göre ‘hayır’ çıkarsa iç savaş AKP içinde olacak.

 

Emine Ülker Tarhan, iktidar kanadının ‘Hayır diyenler terör örgütleriyle aynı tercihte bulunuyor’ söyleminin referandum sonrası için bir manevra olabileceğini söyledi. Tarhan, 16 Nisan’da yapılacak başkanlık anayasası referandumunda sandıktan hayır çıkarsa, toplumun geleceğe umudunun tazeleneceğini, ‘evet’ çıkarsa hukuk teminatının tümüyle yok olacağını söyledi. Tarhan, bugünlerin yolunun ise 2010 referandumunda döşendiğini anlattı.

loading...

 

‘Hayır’ diyenlerin terör örgütlerinin yandaşı, destekçisi olduğu yolunda bir söylem var iktidar kanadında. Bu söylem sizce terörü meşrulaştırmıyor mu?

 

Bir ülkenin yaklaşık yarısı terörist olabilir mi? Yüreklere korku salmak ve kutuplaşmayı körüklemek için yapılıyor. Bakın kritik durumlarda esas düşman nedir biliyor musunuz, korkudur ve onu içimize yerleştirmelerine izin vermemeliyiz. Evet, Türkiye çok büyük sorunlar yaşıyor. Terör ve dış tehlikeler ortada.

 

Bunlar olurken kim yönetiyordu?

 

Sormadan edemiyorum, hiç mi kabahati yok hendekler kazılıp şehirlere bombalar yığılırken göz yumanların, dış politikadaki yanlış ata oynamaların, devleti cemaate teslim etmenin hiç mi payı yok bu sonuçta. Kim yönetti bu ülkeyi bütün bunlar olurken. Kim yönetiyordu, biz dinlenirken, izlenirken? 2010’da da hayır diyenlere terörist diyorlardı ama kimin terörist çıktığı ortada. Oysa benim ve benim gibilerin yurtseverliğini sorgulayacak bir merci tanımıyorum. Biz aldanmadık hiç, ne söylediysek gerçekleşti. Onlarsa ne söyledilerse tersi oldu.

 

Ya çoğunluk terörist çıkarsa?

 

‘Hayır’ diyenlerin topunu terörist ilan edecekseniz. Ya ülkenin çoğunluğu ‘terörist’ çıkarsa? Ülkenin yarısına karşı savaş mı açacaksınız? Bu sözler hayır diyenleri günahkâr ilan etmekle saflarını sıkılaştırmayı amaçlıyor. Belki de bu sözler referandum sonrası bir manevra alanı açmak için de söylenmiş olabilir. Hayır çıkarsa, ‘bunu saymam çünkü kumpas var’ demenin alt yapısını hazırlıyor da olabilir. “Hayır” çıkarsa iç savaş olur diye aba altından sopa gösteriyorlar. Bence hayır çıkarsa çıksa çıksa AKP içinde bir iç savaş çıkar.

 

İktidarlar sessizi sever 

Uzun süredir siyasetin uzağındasınız. Nasıl bir Türkiye görüyorsunuz?

 

Büyük yazar Galeano bakın “düzen”i nasıl anlatıyor: “Görevliler, görevini yapmaz. Politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemez. Seçmenler, oy kullanır ama seçemez. Medyası bilgilendirmez. Okullar cahillik öğretir. Yargıçlar, kurbanları cezalandırır. Ordular, kendi vatandaşlarıyla savaşır. Polisler, suç işlemekten, suçla savaşmaya zaman bulamaz. Kârlar özelleştirilirken iflaslar kamulaştırılır. Para, insandan özgürdür. İnsanlar nesnelerin hizmetindedir.” Sizce burası nereye benziyor? Düzenin böyle olduğu ülkelerde, örgütlenme, dayanışma cezalandırılır. Boyun eğmeyi kim kuşkuyla karşılarsa kendini hapiste bulur. Çünkü birilerinin zengin olması için birilerinin boyun eğmesi zorunludur. İktidarın en sevdiği tarzdır sessizlik. Bu tarza uymayanlar yani sessizlik rolünü ezberlemeyi reddedenler cezalandırılır. En büyük zulümlerse yasalar eliyle yapılır.

 

Korkuyla toplum imal ediliyor

 

İktidara bakıyorsunuz, güçleri kendi vatandaşlarına yetiyor, dışarıya ise çaresizler. İktidardan beslenenler mü- temadi memnun. Toplum imal ediliyor, imalat için kullanılan hammadde ise kolektif korku. Karşı çıkanları adeta kasığına diz atarak uyarıyorlar. Olmadı, vatan hainliğiyle yaftalıyorlar. Terör korkusu, düşünme korkusu, söyleme korkusu, gelecek korkusu, aç kalma korkusu say say bitmiyor. Düzen iyi insanları iyi halli mahkûma çevirmiş. Ama asıl can sıkıcı olan çocuklarımız. Ders kitaplarıyla baskının pedagojisi uygulanıyor adeta.

 

İlkesi belirsiz muhalefet

 

Muhalefete bakıyoruz. Ne olduğu gibi görünen, ne göründüğü gibi olabilen partiler. İlkesi belirsiz, bir seçim sağcı bir seçim solcu geçinen, bir başkanlık kötüdür diyip, ardından başkanlık isteyen, nerede bir yaratıcı muhalif hareket olsa hemen aradan sızıp solculuk, duruma göre sağcılık oynayanlar, daimi istikşafi bir yönetim anlayışına sahip olanlar, ağızlarından düşmeyen “halkın parasını” çar çur eden vekillere sahip partiler. 

 

Süreç 2010’da başladı

 

Bu referandum ile 2010’daki referandum arasında bir paralellik görüyor musunuz? Paralellikten öte bir bağlantı da var. Dünyanın sayılı anayasacılarından Prof. Dr. Andrew Arato’nun o zaman söylediği gibi 2010 değişikliği tıpkı bir soğana benziyordu, dış halkalar savunulabilecek maddelerdi, soğanın cücüğünde ise tehlike vardı. O da, frenlenemez ve sınırlandırılmamış bir çoğunluk dayatmasının geldiği gerçeği. Bir şeyleri saklayarak geçirmek istiyorlardı, niye? Sonraki hamleleri için yargıyı özellikle anayasa mahkemesini bertaraf etmek istiyorlardı da ondan. Bu iki kademeli bir strateji ve buradaki soru, ikinci kademedeki anayasa değişikliklerinin karakterinin ne olacağıydı. Gördünüz ne olduğunu. Ve beklediklerinden de kolay oldu. O paket iktidarda olup kendini güvenceye almak isteyen, mutlak ve asla gitmeyen bir iktidar yaratmak isteyenlerin işiydi, en kurnaz yol seçilmişti. Devamı gelecekti, belliydi. Sonuçları da gördüğünüz gibi ağır oldu.

 

Bugünlerden kötüsü kapıda

 

Epey bir mağduriyet stoklamışlardı, ama artık tutmuyor. O zaman da hayırcılar terö- rist deniyordu, bugün de ama pek de inandırıcı değil. 2010’da Türkiye’yi dolaştım ve kabul edilmemesi için de çok çaba gösterdim. Sonuçta daha önceki referandumun bunun bir altyapısı olduğunu, bugün yapılanlar için döşenen taşlar olduğunu ve “orada” durmayacağını söylemiştik, öyle de oldu. Eğer evet çıkarsa yeni değişikliklere hazır olmak gerekiyor. Yaşadığımız bu ağır sürecin çok daha ağırını yaşamanın adayıyız.

 

’Evet’ ile hukuk kalmaz

16 Nisan’da sandıktan evet çıkarsa ne olur, hayır çıkarsa ne olur?

 

‘Evet’ çıkarsa yeni değişikliklere hazır olmalıyız. Değişiklik başkana üniter yapıyı değiştirecek idari düzenlemeler yapma imkânı veriyor. Bunu ve belki de meclisi tamamen devre dışı bırakacak anayasal çerçeveyi çizmek için de başka işbirlikleri düşünürler. Geçerse, hukuk güvenliği kalmaz, hayırcıların terörist muamelesi göreceği tehditleri hayata geçirilir, halkın itirazlarını taşıyacağı bir mecra da kalmaz. Uhrevi ve mutlak devlet anlayışı tek kişinin şahsına özgülenmiş olur. Belli kişi ve zümreler için hukuktan muafiyetler doğar. Baskı, ağırlaşarak devam eder. Cici muhalefet kalır da, cici olmayan muhalif kesimler sistemden dışlanır. Kısacası “Evet” çıkarsa, ülkemiz için bir “sihirli değneğimiz” olmayacak.

 

‘Hayır’ ile inanç tazelenir

 

‘Hayır’ çıkarsa Erdoğan koltuğunda cumhurbaşkanı olarak oturmaya devam eder ama kitlelerin siyasi tabloyu değiştirme gücüne inanç tazelenir. Belki her şey birden daha iyi olmaz, ekonomimiz birden düzelmez, terör hemen bitmez belki ama hep beraber çözüm üretme şansı- mız olur. Toplumsal uzlaşmanın yolu açılır, hukuk önünde eşitlik duygusu güçlenir, kurucu değerler yeniden hatırlanır. Umarım Türkiye eninde sonunda bugün ya da yarın hayır diyecek, çünkü 80 milyon birden büyüktür. Pranga mı diyorlardı, evet Türkiye prangalı. Hayırla bu prangadan kurtulabilir. Yaşamak meselesinin en iyi yanı da bu tür sürprizler yapma yeteneğidir.

 

CHP’DE UMUT YOK

 

Düşünün iktidar hedefi olması gereken ana muhalefet lideri, hayır çıkarsa ülke normale dönecek her şey eskisi gibi olacak diyor. Siz eskinin normal olduğunu mu sanıyorsunuz? Hani anayasaya uyulmuyordu, hani tarafsızlık ilkesini ihlal ediyordu. Hayır çıkarsa nasıl hiçbir şey değişmez. Nasıl bir enerji düşüklüğüdür bu. Nasıl eskiden olduğu gibi beraberce karşı devrime katkı sunmaya devam ederler inanamı- yorum. Kurucu babasına kefere diyenlerin, onun dönemini biz artık 30’ların CHP’si değiliz diye yerenlerin yönettiği bir parti. İşte o yüzden o cenahta yönetimsel anlamda umut yok. Yahu, hiçbir şey yapamıyorsan, iktidarı “hayır” çıkarsa ne yapacağı konusunda sıkıştır.

 

2010’da hayır denilseydi…

 

GERİYE dönüp baktığımızda o referandumda hayır denilseydi, Türkiye 15 Temmuz’u yaşamazdı. Baskı bu noktaya gelmezdi. Ancak o gün, soğanın halkaları yani perdeleyici argümanlar daha güçlüydü. Darbecileri yargılayacağız, kadına pozitif ayrımcılık getireceğiz, bireysel başvuru hakkı gibi kisveleri iyi kullandılar. Mağduriyet edebiyatları tuttu. Devlette etkili bir ortakları vardı ve liberal muhalefeti bertaraf ettiler. Durumu kavrayamayan nedamet getirmiş solculardan oluşan zavallı türün yetmez ama evet kampanyasının da desteğiyle kazandılar. Şimdi ise eski ortakları yok gibi görünüyor. Yeni bir ortakları MHP var ki, eski ortak kadar hazırlıklı mı emin değilim. 

Son Güncelleme: 26.02.2017 15:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.