Kılıçdaroğlu: Adaleti yeniden tesis etme arayışındayız

Kılıçdaroğlu: Adaleti yeniden tesis etme arayışındayız

Enis Berberoğlu ile tutuklu gazetecilerin durumunu Yurt'a değerlendiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Herkese adalet getirmek için mücedele edeceğiz" dedi.

İstanbul Maltepe’de sizi, bizi 12-13 gün sonra ne bekliyor? Enis Berberoğlu ve benzeri durumda olan insanlara ne mesaj vermek istersiniz?

K.K.- Bu yürüyüşün temel amacı, kim adaletsiz bir uygulamayla karşı karşıya ise, biz bu yürüyüşe destek vermesini istedik. Biz bu yürüyüşle Türkiye de olmayan adaleti ve  yargı bağımsızlığını yeniden inşaa etmenin yollarını arayacağız. Dolayısıyla şu anda Türkiye hapishanelerinde binlerce kişi, masum binlerce kişi yatıyor. Haksız kararlarla yatıyorlar. Yargı tümüyle siyasal iktidarın kontrolüne girmiş durumda. Siyasal iktidarın talimatlarına göre karar veren bir yargı süreci var. Dolayısıyla bu süreç Türkiye’de adaleti bitirdi. 
Bizim arayışımız da yeniden adaleti tesis etmek. Bu ülkeye adaleti yeniden getirmek… Bunun mücadelesini yapacağız.  Elbetteki Enis Berberoğlu’nun önce müebbet hapse, sonra iyi halden indirilerek 25 yıl hapis cezasına çarptırılması bardağı taşıran son damla olmuştur. Ve Türkiye’de artık adaletin olmadığını sadece biz değil, Türkiye’de yaşayanlar değil, bütün dünya bilmektedir. Ve biz bunun mücadelesini vereceğiz.

BASININ YÜZDE 90'I İKTİDARIN ELİNDE

Bu konuyla biraz bağlantılı ve yurtdışı bağlantılı bir konu...  AKP Genel Başkanı geçenlerde El Cezire Televizyonuna yapılan baskılara basın özgürlüğü adına karşı çıktı. Çok güzel bir şey aslında… Basın özgürlüğü konusunda yurtdışında bu kadar özgürlükçü bir AKP Genel Başkanı kendi ülkesinde nasıl acaba?

K.K.- Türkiye’de basının yüzde 90’ından fazlasını iktidar kontrol ediyor. Mali destekler kamu kuruluşları aracılığıyla yapılıyor. Bankalar, bazı finans kuruluşları bu desteği yapıyorlar özellikle havuz medyasına. Bu bağlamda havuz medyasına büyük ölçüde kaynak aktaran kuruluşlar var. Özel ödeneklerden bu havuz medyasına kaynak aktarılıp, aktarılmadığını bilmiyoruz ama tarihte bunun örneklerini gördük. Bu süre içinde acaba bu tür özel kaynaklar ayrılıyor mu, onun bilgisi elimizde yok, ama büyük bir ihtimalle bu tür kaynakların da ayrıldığı kanısındayım. O gazetelerin tirajları gerçek tiraj değil. Şişirme tiraj.  Dolayısıyla o gazetelerin yazdıklarının kamuoyunda çok fazla bir etkisi de yok. Bunu da gayet iyi biliyoruz zaten. Televizyon kanalları finanse ediliyor. Devletin, verilen ihaleleri karşılığında belli kaynaklar büyük miktarda bu kuruluşlara aktarılıyor. Dolayısıyla onlar da televizyon yayınlarını kamudan aktarılan bu kaynaklarla yerine getirmeye çalışıyorlar. Kendi ülkesinde medya üzerindeki baskıyı bu kadar yoğunlaştıran, yandaş medyaya bu kadar kaynak aktaran bir partinin genel başkanının yurtdışındaki medya ile ilgili olarak medya özgürlüğünden söz etmesi aslında bir çelişkinin ürünüdür. Neden çelişki? Çünkü kafasında demokrasi şekillenmemiş. Medya özgürlüğü kavramının ne olduğunu bilmeyen bir kişinin demokrasi ve medya özgürlüğünden söz etmesi abestir.