Av. Mehtap Demirhan Özdemir
BİR ÇOCUĞUN SUÇU, BİR AİLENİN SORUMLULUĞU! MİNGUZZİ DAVASI İLK Mİ?
Kamuoyunda Minguzzi Yasası olarak anılan çocuk adalet sistemi düzenlemesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesindeki yaş küçüklüğüne bağlı ceza indirimleri yeniden düzenlendi. Bazı ağır suçlarda öngörülen hapis cezalarının alt ve üst sınırları yükseltildi. Kasten öldürme ve belirli ağırlaşmış yaralama suçlarında, hâkime, somut olayın özellikleri ve kanuni koşullara göre yaş küçüklüğüne bağlı indirim hükümlerini uygulamama imkânı tanındı.
Düzenleme aile sorumluluğu açısından ise, TCK'nin 233. maddesinde yapılan değişiklikleri getirdi. Bu değişiklikler, ebeveynliğin yalnızca çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olmadığını; bakım, eğitim, güvenlik ve gözetim sorumluluklarının da hukuki önem taşıdığını gösteriyor.
Yine, çocuğun tehlikeli araçlara ulaşımında, gerekli dikkat ve özenle muhafaza edilmemesi de suç sayılıyor.
Tüm bu düzenlemeler, cezai sorumluluklara ilişkin. Peki hukuki sorumluluk ne olacak?
Size Türk Medeni Kanunu'nun 369. Maddesi'nde düzenlenen ev başkanının gözetimi altındaki küçüğün başkasına verdiği zararlardan doğan sorumluluğundan bahsedeceğim.
Diyeceksiniz ki; insanların çocuğu ölmüş veya yaralanmış, tazminatı ne yapsınlar!
Sizi 2012 yılına götüreyim şimdi. Türkiye'de bu maddenin, kasti bir suçla ilgili ilk uygulandığı karara.
Ankara'da yaşanan olayda:
•Çocuklar arasında daha önce yaşanan kavga ve şiddet olayları öğretmene bildiriliyor.
•Şikâyetlerin tekrarlanmasına ve ailelerin uyarılmasına rağmen şiddet olayı yeniden yaşanıyor.
•Son olayda, kardeşini almak için okula giden bir çocuk bıçaklı saldırıya uğruyor ve ağır yaralanıyor.
•Çocuklar eylemleri nedeniyle cezalar veriliyor.
Peki; çocukların ailesi ne olacak? Böyle çocuk yetiştirmek yanlarına kar mı kalacak? Bazı araştırmalarım bu maddenin olaya uygulanamayacağı yönünde. Pes etmiyorum.
Sincan 4. Aile Mahkemesi, 2011/227 Esas, 2012/480 Karar sayılı kararı ile; Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesindeki ev başkanının sorumluluğuna dayanılarak, çocukların velayet altında bulunması ve ailelerin gözetim yükümlülükleri dikkate alınarak anne ve babaların hukuki sorumluluğu olduğunun kabulü ile maddi ve manevi tazminata hükmediliyor.
Suçun bireyselliği vardır, bu nedenle cezai sorumluluk bireyseldir elbet. Ancak; ailenin görevi yalnızca kendi çocuğunu korumak değil, diğer çocukların güvenliğine de katkıda bulunmaktır. Bir çocuğun geleceğini korumak, başka bir çocuğun hayatını tehlikeye atmasına göz yummak değildir.
Anne ve babanın sorumluluğu, çocuğunun karnını doyurmak, okul masraflarını karşılamak ve onu geleceğe hazırlamakla sınırlı değildir. Ona öfkesini yönetmeyi, başkasının hakkına saygı göstermeyi, yaptığı yanlışın sonuçlarını üstlenmeyi de öğretmektir.
Minguzzi Yasası olarak anılan düzenlemeler, çocuklara ilişkin ceza hükümlerini ağırlaştırırken ailelerin belirli yükümlülüklerini ihlal etmelerine yönelik yaptırımları da güçlendirmiştir. Ancak; bununla birlikte, mağdur ailelerin, avukatların da TMK 369 maddesinin uygulanmasına katkı sunması gerekmektedir.
Şimdi soruyorum size:
Camı kırılan bu maddeye dayanarak tazminat talep ederken, canı alınan talep etmesin mi?