Battal Özkapıcı

Battal Özkapıcı

Afetlerden Sonra Ne Değişiyor?

Deprem oluyor, binalar yıkılıyor. Yağmur yağıyor, şehirler sular altında kalıyor. Kar yağıyor, hayat duruyor. Her felaketin ardından aynı açıklamalar, aynı tartışmalar… Peki, yaşadığımız felaketlerden gerçekten ders çıkarıyor muyuz?

Deprem olur, üstyapımızı tartışırız. Sel olur, altyapımızı sorgularız. Yangın çıkar, müdahale imkânlarımız gündeme gelir. Her felaketin ardından benzer açıklamalar yapılır, alınan tedbirler anlatılır, yeni projeler duyurulur. Peki, sonuç?

Elbette depremi durduramayız, aşırı yağışları veya doğanın bütün tehlikelerini engelleyemeyiz. Ancak güvenli binalar yapmak, altyapıyı güçlendirmek ve afetlere hazırlıklı olmak bizim elimizde.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri hepimize büyük acılar yaşattı. Ardından yapı güvenliği, kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık yeniden gündeme geldi. Peki, aradan geçen üç yılı aşkın sürede, özellikle beklenen Marmara depremine yönelik ne kadar ilerleme sağlandı?

İstanbul'da kaç riskli bina tespit edildi, bunların kaçı güçlendirildi veya yenilendi? Hastaneler, okullar, köprüler ve kritik altyapı tesisleri büyük bir depreme ne kadar hazır? Afet sonrasında barınma, ulaşım, haberleşme ve içme suyu ihtiyaçları nasıl karşılanacak?

“Hiçbir çalışma yapılmıyor” demek doğru değil. Ancak “Çalışmalar yapılıyor” demek de İstanbul'un yeterince hazır olduğunu göstermiyor. Önemli olan, yapılan çalışmaların mevcut riskleri ne ölçüde azalttığını ortaya koyabilmek.

Benzer bir durum şiddetli yağışlarda da karşımıza çıkıyor. İstanbul'da içme suyu havzaları dışında kalan 168 ana dere üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bu derelerin 108'i, yani yaklaşık yüzde 64'ü fiziksel değişime uğrayarak doğal yapısını önemli ölçüde kaybetmiş.

Üstelik dere yataklarının korunmasına ilişkin geçmiş imar kararları da düşündürücü. 1988'de kaldırılan koruma bandı, 1990 ve 1994'te her iki yanda 100 metre olarak yeniden düzenlenirken, 2013'te yapılan değişiklikle belirli dere kesimlerinde 100 metrelik yapı yaklaşma sınırının yerini en az 10 metrelik işletme bandı almış. Sonraki yıllarda düzenlemeler yeniden değişmiş olsa da geçmişteki müdahalelerin sonuçlarını sorgulamak gerekiyor.

Elbette olağanüstü hava koşulları her zaman sorun yaratabilir. Ancak daha önce su baskını yaşanan noktalarda ki eksikliklerin giderilmesi; tahliye sistemlerinin güçlendirilmesi; arken uyarı ve ulaşım planlarının güncellenmesi çok önemliydi. İşte asıl mesele, geçmişte yaşananlardan sonra neyin değiştiğini ortaya koyabilmek.

Afetlere hazırlık yalnızca plan yapmak, toplantı düzenlemek veya proje açıklamakla sınırlı kalmamalı. Çalışmaların uygulanabilirliği sınanmalı, eksiklikleri giderilmeli ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Halkın da bu süreçlere bilinçli ve etkin katılımı sağlanmalıdır.

Çünkü afet yönetiminde başarı, yalnızca felaket sonrasında gösterilen çabayla değil, felaket öncesinde ortadan kaldırılan risklerle ve önlenen kayıplarla ölçülmelidir.

Her felaketi önleyemeyiz. Ancak zararlarını azaltabiliriz. Geriye hepimizin üzerinde düşünmesi gereken tek bir soru kalıyor:

Bugün bir felaket yaşansa, dün yaşadıklarımızdan çıkardığımızı söylediğimiz derslerin hangileri gerçekten hayat kurtaracak?

Önceki ve Sonraki Yazılar