Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu konuşmalarında Mısır, Suriye, Filistin ve benzeri dış politika konularına değinerek insanları heyecanladırmaya çalışıyorlar.
Rabia işareti yapıyorlar herkes alkışlıyor.
Esed diyorlar herkes çılgınca bağırıyor.
Filistin eskisi gibi heyecan yaratmıyor.
ABD ve Batıya kafa tutmak milli duyguları kışkırttığı için iyi bir malzeme.
Peki seçime katılan partilerin liderleri ne yapıyor ?
Medya hepsinin söylemlerini yansıtmadığı için insanlar yalnızca CHP, MHP ve HDP liderlerinin söylemlerini duyuruyor.
Vatan Partisi lideri Perinçek hariç liderler  bu söylemlerinde neredeyse dış politikaya hiç değinmiyor.
Oysa AKP'nin sıkıştırılacağı konuların başında dış politika geliyor, gelmelidir.
AKP Suriye'yi yıkmış, Irak'ı parçalamanın eşiğine getirmiş, Mısır ile gerginleştirmeyi sevmiş, Libya'da radikal İslamcılara silah göndermiş, bölgedeki radikal İslamcılara her türlü yardım etmiş ve her türlü karanlık işlerin içinde olmuş.
AKP bununla da yetinmeyerek iç politikasını bölgesel maceralarına göre uyarlamaya çalışmış.
Yani bölgesinde 'İslamcı ' bir parti olarak ortaya çıkan bir AKP doğal olarak içerde de aynı anlayışla davranmak zorunda.
İçerde 'İslamcı' bir görüntü yansıtan bir AKP bölgede tüm İslamcıların ilgisini çekiyor.
Örneğin Suudi Arabistan ve Körfez'in kral, emir ve şeyhleri.
İlgi demek para demek.
Para demek çeşit çeşit yolsuzluk demek.
Para demek memleketi satmak demek.
Kral, emir ve şeyh demek ihanet demek.
Onlarla iş  yapmak onlar gibi olmak demek.
Türkiye'yi çağ dışı, ilkel ve karanlık bir tünelin içine sürüklemek demek.
Türkiye'ye sürekli sorun yaratmak demek.
Özetle AKP'nin 'Arap Baharı' maceraları olmazsaydı bugün Türkiye içte bu denli karmaşık ve zor sorunlar yaşanmazdı.
Örneğin örtülü ödenek.
Kaç milyar dolar olduğu ya da bu milyarların nereye harcandığını bilen yok.
AKP'nin Suriye'de savaşan terör örgütlerine kaç milyar dolar verdiğini bilen yok.
Suriye'deki politikasından dolayı Körfez'in kral, emir ve şeyhlerinin AKP'ye kaç milyar dolar gönderdiğini bilen yok.
AKP'nin özelleştirme adı altında bu kral, emir ve şeyhlere nereleri kaç milyar dolara sattığını bilen yok.
Bunu yapan AKP emekliye iki maaş ikramiyeye karşı çıkıyor.
Bunu yapan AKP mazotun 1,5 lira olmasına karşı çıkıyor.
Bunu yapan AKP tarım ülkesi Türkiye'de çiftçinin yok olmasını istiyor.
Bunu yapan AKP oy karşılığı kendi seçmenlerine cep harçlığı vermeyi ihmal etmiyor.
Peki muhalefet liderleri ne yapıyor?
Hiç adil olmayan bir seçime katılmayı kabul ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan devletin tüm olanaklarını kullanarak seçim kampanyasını sürdürüyor.
YSK sesini çıkarmıyor.
Herkes seçimde hile bekliyor.
Bölge ilişkilerinde kanlı-kansız hilelerin âlâsını beceren AKP'nin içerde bundan vazgeçmesi beklenemez.
Dışarıda kaybeden AKP içerde ikinci bir hezimete tahammül edemez.
AKP'nin dışarıdaki yenilgilerini gören insanlar içerde de yenilmesini sağlayabilir.
Muhalefet liderleri halka bu konuda yardımcı olmalıdır.
Yani AKP'nin Türkiye'yi nasıl bir bataklığın içine sürüklediği anlatmalıdırlar.
Hem de en ince detayları ile.
Bugün AKP yönetiminde Türkiye; Suriye, Irak, Libya, Mısır ve tüm bölge ülkeleri ile kavgalı olamamış olsaydı mazot 1,5 değil bir lira bile olabilirdi.
Emeklilere iki değil tüm dini ve milli bayramlarda ikramiye verilebilirdi.
Askeri ücret iki katına çıkarılabilirdi.
Memleketin tüm ayakkabı kutuları Dolar  ve Avro ile doldurulabilirdi.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.