Fethullahçı sözüm ona Hizmet Hareketi 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından tam anlamıyla terör örgütü ilan edildi. Hepimizin bildiği gelişmeleri burada tekrarlamanın anlamı yok.

Ancak, 2002’den 17/25 Aralık 2014’e kadar Fethullahçılarla pek iyi geçinen necip hükümetimiz, başına ne çoraplar örüldüğünü anlayınca birden hidayete eriverdi.

Yıllarca yazmaktan elimiz uyuştu, söylemekten dilimizde tüy  bitti.

Ama duymak istemeyen kulaklar sağırlaştı.

Ne zaman ki çıkarlara halel gelmeye başladı gümbürtü koptu.

ABD’de birilerinin Fethullah Gülen ve ekibini koruyup kolladığını dünya âlem biliyordu.

Aksi durumda koskoca bir kıta olan ABD’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine neresine giderseniz gidin Fethullah müritleriyle karşılaşabilir miydiniz?

Her neyse…

Benim anlatmak istediğim bizim yöneticilerin aymazlığı.

Müşavir, baş müşavir ordusu var.

Ama aralarında dünyayı okumayı bilen bir tek kişi bulunmuyor, anlaşılan.

Sizlere taa 2009’da yazılmış bir makaleden söz etmek istiyorum.

“Fethullah Gülen’in Büyük Hırsı: Türkiye’deki İslamcı Tehlike” başlıklı, Rachel Sharon-Krespin imzalı makale ABD’deki düşünce kuruluşu Middleton East Forum’un üç ayda bir çıkardığı Ortadoğu’yla ilgili siyasi konuların irdelendiği strateji politikaları dergisi Middleton East Quarterly’de 2009 kış sayısında yayımlanmış.

“Türkiye’de iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) liderlikteyiz yedinci yılına girerken,  partinin hükümete geldiği laik, demokratik sistemden ülkede eser kalmadı” giriş cümlesiyle başlayan makale şu çarpıcı ifadelerle devam ediyor:

“AKP devlet bürokrasisindeki ele geçirerek Türkiye’nin temel kimliğini değiştirdi. AKP’nin yükselişe geçmesi öncesinde Ankara ABD-AB ekseninde politikalar izliyordu. Bugün ise, AB’ye tam üyelik söylemleri sürerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Avrupa’dan Rusya ve İran yönüne çekmekte, Ortadoğu’da İsrail’den uzaklaştırarak, Hamas, Hizbullah’la Suriye’ye yaklaştırmaktadır. “Hıristiyanlık, ABD, Semitizm düşmanlığı giderek artmaktadır. “

Şimdi sıkı durun, konu Fethullah’a geliyor: “Türkiye’nin geçirmekte olduğu bu değişimin ardında sadece AKP değil, gizemli Hocaefendi Fethullah Gülen liderliğindeki İslamcı tarikat da var. Bu tarikat kendini hoşgörü ve diyalog destekçisi olarak tanıtsa da tam karşı amaçlara çalışıyor. Gülen 1998’de şeker hastalığı tedavisi gerekçesiyle Türkiye’den ABD’ye gelmişti. O zamandan beri 100 kadar müridi tarafından korunan Pennsylvania’da büyük bir arazi içindeki konutunda yaşıyor. Gülen ABD’deki bu karargâhından uluslararası çaptaki imparatorluğunu ve şöhretini yaptı.”

Makalenin sonlarına doğru şu ilginç tespit var: “Gülen’i pek çok akademisyen, gazeteci, ideolojik yandaşı destekliyor. Gülen’in faaliyetleriyle ilgili kaygılarını dile getirenler gerek Türk gerek ABD gerekse de AB medyasında paranoyak olarak yaftalanıyor. AKP hakkında laik Anayasa’yı ihlal ettiği gerekçesiyle kapatma davası açıldığında Türkiye’de İslamcı yandaş medya, Batılı diplomatlar ve gazeteciler bunu anti-demokratik yargı darbesi olarak niteledi. İşin ilginci, aynı çevrelerin Ergenekon davasını alkışlamaları, bir yanda İslamcılık ve demokrasiyi bağdaştırırken laikliği faşizmle aynı kefeye koymalarıydı. İslamcı yayın organlarında defalarca İslamcı- lara reformist demokrat sıfatı uygun görülürken laik Türklerin ise yobaz olarak damgalanmaları çağdaş siyasetin en saldırgan aynı derecede de en etkili yalanlarından biri olmalıdır.”

İşte, böyle sevgili okurlar.

Bu konularda Batı’da sayısız makale yayımlandı.

Bence bu en çarpıcılarından birisi!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.