SAVAŞ halindeyseniz, ele geçirdiğiniz önemli bir tepe, mevkii veya kenti ele geçirdiğinizde oraya bayrak çekersiniz.
Dünyanın neresi olursa olsun, insan topluluklarının kaldığı yerlerde egemenlik sahası oluşur. En azından dünyada sınıf farklılıkları var oldukça.
★★★
Hele değişik uluslararası güçlerin paylaşım odağı ise, bu bölge bir dakika bile egemensizlik içinde geçiremez.
Bir de vekâlet savaş bölgesi ise, her dakika anlıktır.
Hemen devlet daireleri ve organizasyonları oluşmaya başlar.
Elbette savaşı paraya çevirme konusunda uzman “iş adamları” da adeta topraktan fışkırırlar.
★★★
Terör örgütleri bile egemen olduklarını sandıkları alanlara “bayrak”larını asarlar.
Derhal kendi egemenliklerini, ekonomi, siyasi ve kültürel alanda pekiştirmeye çalışırlar.
Değişik adlar altında aslında kendi devletçiklerini kurarlar.
O bölgeyi bulundukları ülke bütünlüğünden koparırlar, bölerler.
★★★
Bölücülük işte böyle işler.
Dünyanın neresinde olursanız olun!
Tıpkı komşularımız Irak ve Suriye’de olduğu gibi.
Amerika, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile Irak’ı ve Suriye’yi bölmek istiyor muydu?
Sonuçta BOP gerçekleşiyor mu?
Suriye ve Irak Hükümetleri ile çatışarak kime ve niye hizmet edilir?
Biz bu terör ve savaş dünyasının neresindeyiz?
★★★
Ülkemiz de sınırları boyunca kendisi için potansiyel bölücülük tehlikesi olarak gördüğü oluşumlara izin vermeyeceğini deklere edip müdahale etti.
Çünkü hiç bir ülke yanı başında büyük tehdit oluşumu istemez.
TSK, en son Afrin harekâtında Suriye’de Suriyelilerden oluşan ve uzun bir müddetten beri eğittiği, donattığı ÖSO kuvvetlerini sahaya sürdü.
Resmi açıklamalara göre 3500 kadar terörist öldürüldü.
6500 civarında TSK askeri ve 25.000 civarında da ÖSO mensubu Afrin harekâtına katıldı.
Maalesef sadece Afrin harekâtında bile çok sayıda (50 civarında) şehit de verildi.
Ayrıca bunun 3 - 4 katı ÖSO mensubu da öldü.
Afrin merkezine girilmeden 4-5 gün önce teröristler Afrin’i terk etmiş, olduğundan kent içinde büyük ölümcül çatışmalar yapılmadı.
★★★
Afrin’de şimdi ÖSO da bayrağını dikti ve yeni bir düzen ve bir oluşum kuruyor.
Sonuçta Suriye bölünmüyor mu, sizce?
Kısa vadede bakıldığında müttefik ve hatta kontrol altında olduğundan sorun yok diyebilirsiniz.
Ama orta ve uzun vadede 2 büyük problem var: Birincisi, birliği ve bütünlüğünü kabul ve korumak istediğimizi beyan ettiğimiz Suriye Devleti ve resmen tanıdığımız Suriye Hükümeti ÖSO’yu terörist örgüt ve bölücü olarak görüyor.
İkincisi ise, biz ÖSO güçlerine ve benzerlerine ne kadar ve ne süre güvenebiliriz?
Sizce, Kuzey Irak ‘tan (Barzani!) ders çıkarmışa benziyor muyuz?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nihal çakmak 2018-03-28 08:36:09

Anladığım ÖSO resmi Suriye devletine karşı oluşmuş bir illegal güçtür.TC nin terörle savaşımında birlikte görünüyor olabilir.Asıl sorun yarın alınmış olan Suriye şehirlerini resmi Suriye Devletine geri teslim ettiğimiz zaman olacak olanlardır. Bu savaşta hiçbir kazancınız olmaksızın sayıları giderek artan terörist gruplarının tümüyle imhasının imkansız olmasıdır.Suriye ve İran şu an gözlemci durumundalar. Yarın ordumuza" İşiniz bitti,çıkın artık Suriyeden diyeceklerdir