Çernobil Nükleer Santral Kazası’ndan sonra bölgede yeniden mi hayat oluşuyor?

2019’un Mart ayında açıklanan araştırma sonuçlarına göre Çernobil Nükleer Santral Kazası’ndan sonra bölgede biyoçeşitliliğin oluştuğu gözlendi.

Çernobil Nükleer Santral Kazası’ndan sonra bölgede yeniden mi hayat oluşuyor?

2019’un Mart ayında açıklanan araştırma sonuçlarına göre Çernobil Nükleer Santral Kazası’ndan sonra bölgede biyoçeşitliliğin oluştuğu gözlendi.

09 Haziran 2019 Pazar 13:29
Çernobil Nükleer Santral Kazası’ndan sonra bölgede yeniden mi hayat oluşuyor?

soL (Zelal Özgür Durmuş)- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin son dönemine denk gelen nükleer santral kazası sosyalizmin karalanması için çokça kullanılan bir vaka olarak tarihe geçmiş görünüyor. Kaza ABD’nin 2. Dünya Savaşı bittikten sonra Hiroşima ve Nagazaki’ye kasıtlı olarak attığı atom bombasıyla karşılaştırılmakta ve bu hainliği neredeyse aklayacak ifadelerle propaganda yapılmakta.

Çernobil kazasıyla yayılan radyasyonun atom bombasından 400 kat büyük olduğu kayıt edilmiş. Ancak radyasyon yayılımının seyrelmesi, doğada doğal olarak bulunan radyasyon dozuna canlıların dayanıklılık düzeyi ve sonuçta emilen radyasyon ile hastalık çeşitleri, hasta ve ölüm sayılarının karşılaştırması gelişen tekniklerle yapılabiliyor. Kent merkezlerine atılan atom bombasıyla bir kasabadaki nükleer kazanın ilk an ölüm sayılarının karşılaştırması pek makul değil. Doğal olarak arada büyük bir fark var.

Kesin söylenebilecek olan ABD’nin bombası katliam amaçlı yapıldı. Sovyetler Birliği ise kaza süreci ve olduktan sonra çok büyük bir seferberlikle tehlikeyi en aza indirmeye çalışmış.

Kazanın esas etkisi ise uzun erimde ortaya çıkmakta, radyoaktivite kirliliğine maruziyet, çeşitli hastalıklar ve yaşamın yeniden yeşermesi süreç içinde incelenmektedir.

ÇERNOBİL'DE NE OLMUŞTU?

Çernobil Nükleer Santrali, Ukrayna’nın Pripyat şehrinin 14,5 km kuzeybatısında yer alan Çernobil şehrinde 1972 yılında kurulmuştur. Çernobil Nükleer Santral kazası ise 26 Nisan 1986 günü, dördüncü reaktörde yapılan bir deney esnasında iki patlama şeklinde gerçekleşmiştir. İlk patlama saat 01:23’te, ikincisi birkaç saniye sonra meydana gelmiştir.

[3 Mayıs 1986 tarihinde görülen radyoaktivitenin yayılım alanı]

Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda ve tıbbi gözlemlerde kaza sırasında ve sonrasında radyasyona maruz kalan küçük çocuklar ve bebekler arasında tiroit kanseri vakalarında önemli bir artış olduğu belirlenmiş. Ancak lösemi ve diğer kanser türleri, doğum anomalileri, konjenital anomaliler ya da Çernobil kazasına bağlanabilecek radyasyonun sebep olduğu diğer hastalıklarda önemli bir artış olmadığı ortaya konulmuştur [TAEK].

Kazadan en çok etkilenenler, öncelikle bölgede yaşayan insanlar olmuştur. Ancak pek çok Avrupa ülkesi gibi ülkemizde bu kazadan çeşitli seviyelerde etkilenmiştir. Kazadan etkilenen ülkelerin birbirinden farklı acil durum ve kriz yönetimi süreçleri olmuştur. Etkilenen ülkelerde genel olarak çevre ve gıda maddelerinin kirlenmesi, çeşitli sağlık sorunları ve tarıma dayalı ekonomik yapının kesintiye uğradığı görülmüştür.

Ülkemizde acil durum ve kriz yönetimine ilişkin çeşitli tedbirler alınmasına rağmen Karadeniz Bölgesi’ndeki kontamine çay ve fındığın iç piyasaya sürüldüğüne dair söylentiler, halk arasında endişe yaratmış; dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral’ın çay içtiği görüntüler akıllara kazınmıştır. Örneğin Amerika’daki Oak Ridge Laboratuvarları’nın Sağlık Fiziği Müzesi’nde Rize Tomurcuk Çayı kontamine olmuş çay olarak sergilenmiştir.

[Oak Ridge Sağlık Fiziği Müzesi’nde sergilenen Rize Tomurcuk Çayı]

BUGÜNKÜ ÇERNOBİL YABAN HAYATI

Kazanın çevre üzerindeki ilk etkisi önemliydi. Radyasyondan ağır etkilenen alanlardan biri, “Kızıl Orman” olarak bilinen çam ormanıydı. Bu alan en yüksek radyasyon dozunu almıştır (çam ağaçları anında ölmüş ve tüm yapraklar kırmızıya dönmüş). Sadece birkaç hayvan bu yüksek radyasyon seviyelerinden kurtulmuştur.

Bu nedenle, kazadan sonra bölgenin yaşam için bir çöl olacağı varsayılmıştır. Bazı radyoaktif bileşiklerin çevreden ayrışıp ortadan kaybolmasının ne kadar sürdüğü göz önüne alındığında, kaza bölgesinin yüzyıllar boyunca yaban hayatından yoksun kalacağı öngörülmekteydi.

Bugün, kazadan 33 yıl sonra, şu anda Ukrayna ve Belarus'taki bölgeyi kapsayan Çernobil tecrit bölgesi, diğer hayvanların yanı sıra kahverengi ayılar, bizonlar, kurtlar, vaşaklar, Przewalski atları ve 200'den fazla kuş türüne ev sahipli yapmaktadır.

2019'da Çernobil yaban hayatı ile çalışan ana araştırma gruplarının birçoğu İngiltere'nin Portsmouth kentinde bir araya geldi. İngiltere, İrlanda, Fransa, Belçika, Norveç, İspanya ve Ukrayna'dan yaklaşık 30 araştırmacı araştırmanın son sonuçlarını duyurdu. Bu çalışmalar büyük memeliler, yuva kuşları, amfibiler, balık, yaban arıları, solucanlar, bakteri ve dökülen yaprakların ayrışımı üzerine yapılan çalışmaları içermektedir.

Bu çalışmalar şu anda alanın büyük bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yaptığını göstermiştir. Ayrıca, mevcut radyasyon seviyelerinin Çernobil'de yaşayan hayvan ve bitki popülasyonları üzerindeki büyük olumsuz etkilerinin genel olmadığını doğrulamıştır. Çalışılan tüm gruplar, sabit ve gözlemlenebilir popülasyonların olduğu tecrit bölgesi içinde bulunmaktadır.

Alandaki yabani hayvan çeşitliliğinin açık bir örneği TREE projesi (İngiltere Ekoloji ve Hidroloji Merkezi'nden Nick Beresford tarafından yönetilen TRansfer-Exposure-Effects) tarafından verilmektedir. Bu projenin bir parçası olarak, hareket algılama kameraları birkaç yıl tecrit bölgesinin farklı alanlarına yerleştirildi. Bu kameralar tarafından kaydedilen fotoğraflar, tüm radyasyon seviyelerinde faunanın zengin çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Kameralar, bölgenin Ukrayna tarafındaki kahverengi ayı ve Avrupa bizonunun gözlemini, kurt ve Przewalski atlarının sayısındaki artışı kaydetmiştir.

[Çernobil tecrit bölgesi (Ukrayna) içinde çekilmiş Avrupa bizonu (Bison bonasus), boreal vaşak (Lynx vaşak), geyik (Alces alces) ve boz ayı (Ursus arctos)]

Çernobil amfibileri ile yapılan çalışmalar ise tecrit bölgesi boyunca radyasyon bakımından daha kirli alanlarda dahi bol miktarda popülasyon tespit etti. Ayrıca, radyasyonla yaşamak için oluşan adaptif tepkileri temsil edebilecek işaretler bulundu. Örneğin, tecrit bölgesi içindeki kurbağalar, dışında yaşayan kurbağalardan daha koyu renktedir; bu da radyasyona karşı olası bir savunma olarak düşünülmekte.

[Oryantal bir ağaç kurbağası (Hyla orientalis), Çernobil (Ukrayna)- Mayıs 2018]

Ek olarak radyasyonun kimi olumsuz etkileri bireysel düzeyde de saptandı. Örneğin, bazı böcekler daha kısa bir ömre sahip gibi görünmekte ve yüksek radyasyonlu bölgelerdeki parazitlerden daha fazla etkilenmektedir. Bazı kuşların yüksek derecede kontaminasyonlu bölgelerde yaşarken albinizmin yanı sıra, fizyolojik ve genetik değişikliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu etkiler bölgedeki yaban hayatı popülasyonunun sürdürülmesini etkilemediği görülmüştür.

Radyasyonun, Çernobil yaban hayatı üzerindeki olumsuz etkilerinin yaygın olmaması durumunun çeşitli faktörlerin sonucu olduğu tartışılmaktadır:

İlk olarak, doğal düzeyde var olan radyasyon sebebiyle yaban hayatı radyasyona daha önce düşünüldüğünden çok daha dirençli olabilir. Diğer bir alternatif olasılık, bazı canlıların radyasyonla başa çıkmalarını ve tecrit bölgesi içinde zarar görmeden yaşamalarını sağlayabilecek uyarlanımsal tepkiler göstermesi, yani mikro evrim sürecinin işlemesi olabilir. Ek olarak, tecrit bölgesi içindeki insanların yokluğu, özellikle büyük memeliler olmak üzere, birçok türün lehine olabilir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.