Dün sabah işe giderken radyo programına bağlanan ve AVM’de restoran işleten bir kadın girişimciyi dinledim. “İnsanlar artık o kadar dikkat ediyor ki 15 liraya satmak için büyük fedakarlık yaptığımız menüyü bile pahalı buluyorlar” dedi. Hatta restoranının hemen yanındaki özel üniversitede okuyan ve daha rahat harcama yapan gençlerin bile fiyatları fazla bulduğunu söyledi. Aynı işletmeci, “Köfteyi yüzde 1 KDV ile alıyor, yüzde 8 KDV ile satıyorum, aradaki yüzde 7’lik fark nereye gidiyor” sorusunu da sordu. Bu KDV sorunu başka bir yazının konusu, irdelenmesinde fayda var.

İnsanların yüksek fiyatlara karşı olan duyarlılığı Nielsen tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına da yansımış. Nielsen’in her yıl açıkladığı ‘Küresel Sürdürülebilirlik Raporu’nun 2018 versiyonundaki veriler, krizin giderek derinleştiğini gösteriyor. Şöyle ki artan fiyatlar karşısında vatandaş, şu üç aksiyona yönelmiş durumda: Sadece ihtiyaçları olan ürünleri alıyor, fiyatlara daha fazla dikkat ediyor ve alışveriş için indirimleri takip ediyorlar.

10 kişiden 8’i eve kapandı

Raporun en çarpıcı sonucu ise insanların artık dışarıda zaman geçirmek yerine eve kapanmış olmaları… Çünkü giyim, dışarıda yemek ve kişisel bakım/kozmetik gruplarında ciddi bir tasarruf söz konusu. Bu tasarruf kalemlerine 2019’da tatil ve elektronik ürünlerin de eklenmesi bekleniyor.

Öte yandan AVM ziyaretleri, konser ve diğer eğlence ve kültür sanat etkinliklerine katılımda da ciddi bir düşüş var. Oranın yüzde 75’e ulaşmış olması yani her 10 kişiden 8’inin eve kapanmış olması birçok sektörün bu trendden olumsuz etkileneceğini gösteriyor.

Bu verilerin 2018 yılına ait olduğunun altını çizmek gerekiyor. 2019 yılında enflasyon, işsizlik gibi kalemlerde yaşanan artış, insanları daha da eve kapatmış durumda. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde yaşayanlar kentin ana arterlerine dikkatli gözlerle baktığında bu durumu fark edebilir. Zaten kafe ve restoranların cirolarında yaşanan düşüşler de can yakıcı bir sorun olduğunu gösteriyor.

Tüketici güven endeksi dip yaptı

Vatandaşın kemer sıkmaya devam ettiğini ve durumun giderek daha vahim bir hal alacağını birkaç gün önce açıklanan Tüketici Güven Endeksi’nde de görmek mümkün.

Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası iş birliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarına göre, tüketicinin güveni mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 13 oranında azalmış; nisan ayında 63,5 olan endeks mayısta 55,3’e gerilemiş. Bu şu anlama geliyor, tüketicilerin yarısının geleceğe dair beklentisi kötümser…

Endeksin alt kırılımlarında daha vahim bir tablo var. Maddi durumunda iyileşme beklentisi yüzde 10, genel ekonomik durum beklentisi yüzde 14.9, işsiz sayısı beklentisi yüzde 11.3 ve tasarruf etme ihtimali beklentisi yüzde 20.3 oranında azalmış. Yani halkımız ekonominin daha da kötüye gideceğine, işsizliğin artacağına, gelirlerinde artış olmayacağına dair bir beklenti içinde. Bir ekonomi için en kötü durum, morallerin bozuk olması, beklentilerin olumsuza kayması. Bu durumda kimse harcama yapmayacağı için iç talepte ciddi bir düşüş yaşanacak.

Bakalım, Berat Albayrak’ın açıkladığı (sayısını gerçekten unuttum) paketlerin sonuncusu olan “İvme” tüketici beklentilerinde olumlu bir ivme yaratacak mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.