banner87
  Her ne kadar halkımızın gündeminde olmasa da geçen hafta TBMM’de Elektrik Piyasası Kanunu’nda bazı değişiklikler öngören tasarı kabul edildi. Muhalefetin yoğun itirazlarına karşın AKP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen tasarı, vatandaş açısından birçok dezavantajlı maddeye sahip ancak bence en önemlisi, “Ben kayıp-kaçak bedeli ödemek istemiyorum” diyen vatandaşların dava açma hakkının elinden alınması. Biliyorsunuz kayıp-kaçaklar için aboneler, tüketici mahkemelerine dava açabiliyordu. Bu mahkemelerin yetki alanları kısıtlanarak elektrikle ilgili davalara bakmaları engellenmiş oldu.  
   Yasanın bir diğer maddesi de yine büyük bir tartışma konusu olan faturalardaki TRT payı... Yine bu parayı ödemeye devam edeceğiz. Onlarca kez dava konusu olan TRT payının geçmişini kısaca anlatmak istiyorum, karşımıza çok tanıdık yüzler çıkacak. 
3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun (TRT Kanunu) 4’üncü maddesinin C bendine göre, TRT payını ödeme yükümlülüğü doğrudan elektrik tedarikçisine aitti. Yani elektriği üreten ve dağıtan kurumlar bu parayı ödüyordu. Yasada “nihai tüketici” diye bir kavram yoktu. Ancak üreticiler, elektrik sattıkları kişilerle yani biz abonelerle çeşitli anlaşmalar yapıp bu parayı yine bize ödetiyordu. Yasayı bilen kişiler bu maddeyi kabul etmiyordu. Kısaca yasal bir zorunluluk yoktu. Hatta Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 2003 yılında bir karar alarak “TRT payını tüketicilerin ödemeyeceğini” net bir şekilde ortaya koymuştu. 
2008’de yasa çıkardılar  
İşte o yıllardan sonra başlayan elektrik üretim ve dağıtımının özelleştirilmesi döneminde, özel şirketler bu parayı ödemek istemeyince yasal değişiklik yapıldı. 2008 yılında TRT Kanunu’nda yapılan değişiklikle, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde 2’si tutarındaki payın, faturalarda ayrıca gösterileceği ve bu kapsamdaki bedellerin, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirileceği düzenlemesi yapıldı.   
Bu düzenlemenin ardından tedarikçilerin, ikili anlaşmalarına hüküm koymalarına gerek kalmadan, kanun hükmü gereğince TRT payını faturaya yansıtıp önceden müşterilerinden tahsil edebilecek ve topladığı bu bedelleri TRT’ye aktaracaktı. Dolayısıyla 2008 yılından itibaren, kanunen TRT payını ödeme yükümlülüğü elektriği tüketen tüketicilere ait hale getirildi. 
Gelirinin yüzde 60’ını vatandaş ödüyor  
Şimdi gelelim TRT’nin gelirlerine... Biliyorsunuz kendileri şeffaflıktan pek hoşlanmıyor. Ancak yasal zorunluluk gereği, setini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ziyaret ettiği Filinta dizisinin maliyeti sorulmuştu TRT yetkililerine. Dizinin yapımcısı tesadüfe bakınız ki Erdoğan’ın çocuklarının iş ortağı da olan Esenkal ailesi... Diziye ödenen para ise 51 milyon TL... Bu paraların nasıl çarçur edildiğinin en net göstergesi.   
TRT’nin en son açıklanan bilançosu 2014 yılına ait. Bu bilançoya göre, kurumun 2014 yılı geliri 1 milyar 486 milyon TL. Bu rakamın sadece 84 milyonu reklam gelirlerinden oluşuyor. 600 milyon lirası TRT’nin radyo, televizyon, video gibi cihazlar için getirilen bandrol yükümlülüğünden gelmiş. Peki elektrik faturalarından gelen para ne kadar tam tamına 802 milyon TL! Yani kurumun gelirinin yarısından fazlasını biz ödüyoruz. Şimdi şu soruyu sormak istiyorum, “Artık alışın partili bir cumhurbaşkanı var” deniyor ya sadece AKP haberleri yapan TRT de artık partili olduğuna göre, bu yeni dönemde bu kurumu halkın tümü değil, AKP’liler finanse etmeli...
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.