Geciken ve nazlanan ilkbaharın  şu güzel pazar günü güncel başdöndürücü politika konularından biraz uzaklaşalım.

Gidenin de , gitmeyenin de , yaşayanın da, hiç görmeyenin de hergün defalarca sevindiği veya pişman olduğu ama herhalükarda  müthiş olan  kentimiz İSTANBUL’a farklı bir pencereden bakalım relaks bir pazar günü sukuneti içinde.

Dinlerin merkezi olarak İstanbul .

Dini açıdan müthiş tarihi bir merkezdir İstanbul. 

Yüzyıllarca islam dünyasının merkezi olması, büyük dini mimari eserleri  görünen yüzünün sadece  bir kısmı…

İstanbul , günümüz HIRISTİYAN ORTODOKS dünyasının da merkezidir…. 

Bu o kadar büyük ve önemli bir güçtür ki, doğru yaratıcı politikalar uyguylanabilirse , İstanbul yüz milyonlarca ortodoksun  sadece dini değil, ekonomik , ticari , sosyal ve kültürel  çekim ve etki merkezi olur.

Hatta avrupa barışı ve bütünleşmesi için çok belirleyici rol oynayabilir. 

Türkiye , ortodoks hiristiyan  Balkan ülkeleri içinde olumlu bir ağırlık kazanabileceği bir olanağı atıl tutmaktan , hatta olumsuz bazı nitelendirmelerden kurtulur.

Türk –Yunan ilişkilerinde yapıcı katkıları olabilir.

Hatta ilk bakışta Rus ortodoks kilisesi ile aralarındaki rekabetten dolayı ters de görünse, Rusya ile bile ilişkilerde ayrı farklı bir zenginlik yaratabilir.

Vatikan böyle bir gelişmeden huzursuz olabilir. 

O da,  PAPA’nın sorunu olsun ,  artık.

İstanbul sadece hiristiyan değil, İSLAM dünyası açısından da , sadece dini inançla sınırlı olmak üzere pozitif bir etki alanı haline gelebilir. 

Ancak, siyasi değil ,  yani  toplumsal kurallar koyucu değil, yanlızca birey ile tanrı arasındaki şahsa özel açıklayıcı bir yapı oluşturulabilirse. 

Örneğin,  Diyanet İşleri  islamın tüm mezheblerine adil ve eşit mesafede kalabilirse ve hepsini kapsayacak şekilde pozitif çağdaş yorumlarına katkıda bulunabilirse… 

Toplumu ayrıştırıcı ve huzursuzluk ve korku yaratıcı ve çağdışı söylemlere düşmeden. 

Mezheplere eşit mesafede durarak , adil ve hakkaniyetle davranarak.

Çakma dini cemaat görünümündeki suç ve çıkar örgütlerine prim vermeden !

Dini esasların çağdaş ve evrensel insan haklarına uygun yeni yorumlamalarına ve söylemlerine ihtiyacımız yok mu ?

Örneğin yılbaşındaki Ortaköy katliamından hemen sonra yaptığı katliamı lanetliyen açıklaması gibi …

Laikliğe en çok sahip çıkması gereken kurumlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığı olmalı. 

Zira aksi halde din dünyevi egemen gücün etki alanına sokulur ve toplumsal barış ve huzura hizmet etme gayesi kaybolabilir.

Biliyorum , bazıları için çok şey, hatta hayali şeyler istiyorum.

Hayallerle başlar bir çok önemli güzel değişim ve gelişim.

Ancak ,Türkiye bundan hiç bir zarar görmez. 

Sadece kazanırız. 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.