Bana göre teknik direktörler iki çeşittir: Hücum düşünenler ve defans yapanlar. Örneğin günlerdir konuşulan Tudor, Aykut Kocaman, Tolunay Kafkas defans zihniyetlidir. Atlet futbolcuları tercih ederler, topun ardına geçme, hiza olarak kayma ve neticesinde gol yememe esas endişeleridir. Bu ilkeler günümüz futbolunun gereklerinden birkaçıdır dolayısıyla hücum düşünenler bunları yadsır demiyorum ama öncelik olarak hangi ilkeleri benimsediğin önemlidir.

         Defansif ilkeleri öne çıkaran hocalar kalkıp solbek pozisyonunda stoper oynatabilir (Tolunay Kafkas - Mustafa Akbaş). Ya da forvet seçerken ilk kriter koşu mesafesi ve baskılama gücüdür. Bir forvet topu yere indirip, top kapıp üstüne 12 km koşabiliyorsa karşı karşıya altı net pozisyonu kaçırması önemli değildir. (İgor Tudor – Mustafa Yatabare)

         Bir de futbolun özünden, seyir zevkinden, yetenekten korkmayan hocalar vardır. Risk alırlar, belki birkaç sezon düşmemeye oynarlar ama akıllarında hep ileri oynamak vardır. Zamanında Borussia Dortmund küme düşmemeye oynuyordu ama tribünlerde yine seksen bin kişi vardı. Bu nasıl sevgidir, ne nankör futbolcular demiştim ilk fark ettiğimde. Sonra maçları izlemeye başlayınca ben de müptelası olmuştum Klopp futbolunun… Sabır gösterdiklerini, bir gün yükseleceklerinden emin olduklarını gördüm.

         Özgür Çek’i ve yeteneğini bilenler bilir, FB altyapısından çıkan muhteşem bir solbek, hatta açık… Yıllarca yedek bırakıldı. Ya da adına yazı yazdığım Berkan Emir. Yıllar içinde Ahmet İlhan, Mehmet Akyüz ve hatta Oğulcan Çağlayan… Atlet yanları, defansif özellikleri, koşu mesafeleri nedeniyle ilk 11 çıkmalarının önüne geçilen birçok yetenekli futbolcu oldu. Gerçek futbolcuları oynatacak hocalar azdı.

         Modern futbol denen menemin gerekleri ile yeteneği buluşturan Rıza Çalımbay var örneğin. Skor yazarlarına kalsa Rıza Hoca artık klas hoca. Halbuki geçen yıl da süperdi Rıza Hoca. Hakem kararları ile giden puanları eklesek belki de lig üçüncüsü idi. Abdullah Avcı’dan önce o konuşuluyor olacaktı. Belki de bu yıl ligi zorlayacak olan Başakşehir değil, Kasımpaşa’ydı.

         Kıymeti bilinmeyen bir hoca daha: Rizespor’da tüm zorluklara karşın direnmeye, ayağa kalkmaya çalışan Hikmet Karaman var. Karaman’ın ardında duran, stad harcaması yapan başkan Metin Kalkavan var.

         Geçen hafta Akhisar: 1 Rizespor: 0. Maçı izlemeyenin diyeceği şeyler açık. Özgür Çek solbek. Mehmet Akyüz, Recep Niyaz, Jantscher, Kweuke 11’deler… Ev sahibi 3,5 atıyor, üç buçuk pozisyonla galip geldiler. Oyunu bir yana bırakın, Rizespor’un yeni transferi Nosa’nın kaçırdıkları bile kahredici. Ama yılmamak, pes etmemek lazım.

         Bu hafta Rizespor maalesef yeni hoca gazıyla gelen, haftaya Beşiktaş ile sezonun maçına çıkacak olan Galatasaray’la oynayacak. Uygun hakemle de gelecektir büyük camia takımı ama biz futbolseverlerin Hikmet Hoca’dan beklediği iç sahadaki BJK maçı gibi bir oyun değil. Savaşıp, goller atmak futbolu sevenlerin görevi. Yenileceğiz belki ama nasıl yenileceğimiz de açık. Yıllar içinde öğrendik.

         Rize’de Kweuke, Antalya’da takımın yarısı olmayabilir ama (sabırla) gelecek güzel…

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.