banner87

AKP; sorumlusu olduğu siyasi afetlerin turizmdeki faturasının büyümesi üzerine, 15 yıldan sonra turizmi hatırladı, 3’üncü Turizm Şurası’nı topladı.

Turizmin gündeme alınması ve geleceğe yönelik görüşlerin derlenmesi, bir strateji oluşturulması çabası olumlu olarak görülebilir.

Ancak bazı değerlendirmeler; Turizm Şurası’nın, cari açık veren Türkiye için stratejik sektör olan turizme, sektörün ortak aklı ile bir yön çizme gayretinden çok, AKP’nin kendi kafasındakileri onaylatma arayışına işaret ediyor.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Kaybettiğimiz pazarların kat be kat büyükleri bir el uzatımı mesafede bizi beklemektedir” açıklaması, Türk turizminin çıkış yolu olabilir mi?

Hangi pazarlar kaybedildi?

Avrupa pazarı, turizmin sıfır yılı olan 2016’nın altında.

Gelir ve tanıtım açısından büyük önem taşıyan kongre turizmi 2020’ye kadar sıfırlanmış ve sonrası için de Türkiye’ye talep yok. Hâlbuki kongre turizmi, deniz için gelen turistin 5 katı harcama yapar.

Zengin turistlerin tercihi olan kurvaziyer turizm dipte.

İşte bu kayıplar nedeniyledir ki; Türkiye ucuzluyor, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın
dertlendiği(!) düşük fiyatlar ortaya çıkıyor.

Kaybedilen bu pazarların alternatifi, Japonya, Çin, Hindistan, Güney Kore gibi ülkeler ve Müslüman Dostu Turizm/Helal Turizm olabilir mi?

Hayır.

Çünkü Japonya, Çin, Hindistan ve Güney Kore yeni kazanılacak pazarlar değil aslında kaybedilmiş pazar durumundadır. Bu dört ülkeden gelen turist sayısı 1 milyona doğru giderken, 2016’da 400 bine kadar düşmüştür.

Japonya’dan gelen turistlerin üçte ikisi kaybedilmiş durumda.

Ve bu dört ülkeden 2016’da gelen turist sayısı, Avrupa’dan kaybedilen turistlerin onda biri bile değil.

Yani yeni pazar olarak sunulan ülkelerin; kaybedilen Avrupa pazarının yerini alabilmesi bırakın kısa vadeyi, orta ve uzun vadede de mümkün değil.

Peki, Suudi Arabistan Kızıldeniz’de oluşturacağı turizm merkezlerinde kadınların örtünmeden tatil yapmasını tartışılırken, Türkiye’de turizmin daha muhafazakârlaştırılmasıyla, alkol yasağı tartışmalarıyla çıkış yakalanabilir mi?

Müslüman Dostu Turizm; kongre turizmi, doğa turizmi, gastronomi turizmi, agro turizm, kurvaziyer turizm, sağlık turizmi gibi türlerden biri olarak sürdürülebilir, ancak ana hattı oluşturması mümkün değildir.

Türkiye için Avrupa pazarı da; “kaybettiğimiz pazar” olarak üstü çizilebilecek, yok sayılabilecek bir pazar hiç değildir.

Türkiye’nin yüzünü yeniden Avrupa’ya dönmesi, turizmde katma değer ve istihdam artışı için temel koşuldur.

Ancak öyle görünüyor ki; AKP iktidarı süreçten ders çıkarmış değil.

Sorunun kaynağı doğru okunamadığı için de doğru çözümleri geliştirme konusunda ilerleme sağlanamıyor.

Turizm Şurası için “külliye”nin seçilmesi de bunlardan biridir.

“Otoriterleşen Türkiye”, “OHAL altında bir Türkiye” imajının kaynağı olan “külliye”de turizm konuşarak, imaj düzeltilebilir mi?

Hayır.

Hukuk ve demokrasiden uzaklaşılmasıyla oluşan güven kaybı giderilmeden, turizmin rayına girmesi zor.

O nedenle Türk turizmi için bugün en büyük teşvik normalleşmedir.

Ancak “külliye”de böyle bir havanın olduğunu söylemek güç. Külliyede yapılan Şura’dan böyle bir tavsiye çıkar mı?

O daha da güç.

Çünkü alacakları yanıt belli; “OHAL’den size ne?”

Sorunun kaynağı da işte bu körlük!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
iyi partili serkan 2017-11-12 19:58:55

sayın yazar erdoganın kaçak
sarayına kulliye demeyin
orası kaçak saray