Erbil-Süleymaniye
Ne Erbil ne de Süleymaniye'de IŞİD tedirginliği yok. Her iki şehirde ciddi güvenlik önlemlerine rastlamadım. Oysa bundan 5 ay önce IŞİD Erbil'e 15 kilometre kadar yaklaşmış ve PKK militanları yetişmeseydi belki de bugün Erbil IŞİD'in işgali altında olacaktı. Böyle bir işgal en çok İslamcı Kürtleri sevindirirdi.

Onlar da az değil.
Süleymaniye ve Erbil de görüştüğüm herkes çok ilginç hikayeler anlattı. Iraklı bakanlar, Kürt politikacılar, aydınlar ve gazeteciler. İşte bu nedenle fırsat buldukça bu coğrafyanın her yerine gidiyorum.

Çünkü bir olayı anlamak için okumak yetmiyor. Mutlaka o olayın yaşandığı yere gitmek ve oranın insanları ile konuşmak gerekir. O insanların dil ve kültürünü bilmek ayrı bir avantaj.
Örneğin Süleymaniye ile Erbil arasındaki fark. Biri daha entellektüel diğeri daha çok aşiret yapısına dayalı.

Durum öyle olunca rekabet, çekişme ve zaman zaman düşmanlık çok doğal oluyor. Ama Barzani'ciler daha avantajlı. Çünkü hastalığından dolayı Talabani siyaset dışı.

Ama bu durum göreceli olarak Barzani'nin lehine gibi görünse de rakipleri farklı düşünüyor. Örneğin Barzani'nin Ankara ile ilişkileri konusunda çok şey söyleniyor.

Bir çoğuna göre bu ilişki çok karanlık. Bazılarına göre Barzani IŞİD'in Musul işgalini önceden biliyordu ve bu konuda Ankara, Katar ve Iraklı Sünniler ile işbirliği yapmıştı.
Bunlara göre Barzani IŞİD'in Musul işgalini fırsat bilerek Kerkük'ü Kürdistan'a bağlamayı hesaplıyordu.

Ama olmadı çünkü IŞİD kendisine yardım eden herkesin hesabını bozdu ve tek başına insiyatif almaya karar verdi. IŞİD bugün Irak'ın %25-30'nu kontrol ediyor. Şiilerden hoşlanmayan ya da onlara karşı düşmanca duygu besleyen bazı Sünni aşiretler  farklı düzeylerde de olsa IŞİD ile dolaylı-dolaysız işbirliği yapıyor. Böyle bir denklem devam ettiği sürece IŞİD'i yenmek pek kolay olmayacaktır.
Süleymaniye ve Erbil'de görüştüğüm insanlar Koalisyon uçaklarının bombardımanında IŞİD'e büyük zarar verildiğini söylediler. Onlara göre bu bombardıman ve tüm cephelerde süren kara savaşlarında şimdiye kadar en az 10 bin IŞİD'çi öldürüldü. Buna karşın Irak ordusundan, milis Şii birliklerinden ve peşmergeden de o kadar insan öldü.

PKK'nın durumu ise çok farklı.
Erbil ve Süleymaniye'dekilere göre PKK militanları bu savaşın belki de en disiplinli ve etkili grubu. Onlar olmazsaydı IŞİD Erbil ve çevresini işgal eder ve Musul çevresinde  bir çok köy ve kasaba geri alınamazdı. Herkes tarafından beğeni, takdir ve destek alan PKK Kobani zaferinden sonra daha da prestij kazanmış durumda. Bazılarına göre PKK'nın Irak ve Suriye'de en az 50 bin militanı var.
Iraklı Kürt politikacılara göre bu rakam doğal olarak Türkiye'deki Barış Sürecini etkileyecek ve PKK'yı uluslararası ve bölgesel denklemlerde önemli  bir faktör haline getirecektir. Böyle bir olasılık Ankara kadar onun müttefiği ve PKK'nın 'rakibi' Barzani'yi çok yakından ilgilendirir ya da tedirgin eder. Belki de bu nedenle Süleymaniye ve Erbil'de herkes HDP'yi yakından takip ediyor ve seçime parti olarak katılma olasılığını merak ediyor.
Süleymaniye ve Erbil'de bana en çok bu konuda soru soruluyordu.
Bir o kadar da Suriye soruları vardı.
Çünkü Erbil ve Süleymaniye'de herkes Ankara'nın IŞİD ile ilişkilerini konuşuyor.
Herkes yabancı IŞİD'çilerin Türkiye üzerinden Suriye'ye oradan da Irak'a girdiğini anlatıyor.
Herkes AKP yönetiminde Ankara'nın Suriye'de savaşan tüm gruplara nasıl destek verip yardım ettiğini biliyor.

AKP yönetiminde Ankara'nın böylesi kötü sicili Erbil ve Süleymaniye'de milyarlarca dolarlık iş yapan Türk şirketlerini ve orada çalışan binlerce Türk işçisine de yansıyor. Bir çoğu Suriye, Irak ve Libya'da olduğu gibi Kürdistan kapılarının da Türklere kapatılacağı endişesini taşıyor.
Hiç kimse Irak ya da Kürdistan'ın ne olacağını bilmiyor.
Onlarca senaryo var.
IŞİD tüm senaryoların anahtarı.
IŞİD Irak ve Suriye'de kaldığı sürece hiç bir senaryo uygulanmaz. O zaman da bir tek IŞİD senaryosu geçerli olur.

Yani Irak ve Suriye'nin parçalanması ve sonrasında başta Türkiye olmak üzere diğer bölge ülkelerinin sıraya konulması.
Detayında çok farklı etnik, dinsel ve mezhepsel çatışmalar var.
Sünniler, Şiiler, Aleviler, Türkler, Araplar, Kürtler, Persler, Ezidiler, Hıristiyanlar ve diğerleri.
Yani radikal, sert, yumşak, light ya da ılımlı İslamcılar. Hani şu ABD'nin Türkiye'de eğitip Suriye'ye sokacağı militanlar.
Adamlara tank, top ve her türlü silah verilecek sonra da 'Gidin Suriye'de insanları öldürün' denilecek.

Uyarı olarak da şöyle bir not düşecekler:
Öldürürken  IŞİD gibi radikal değil Nusra ve ÖSO gibi ılımlı olun'.
Coğrafyamızın her tarafı herşey için çok müsait.
ABD ve Batı bu coğrafyayı dağıtmak mı istiyor şimdilik öyle görünmüyor.
IŞİD kontrol altına alınırsa düşünebilirler.
Her zaman olduğu gibi İsrail onlara yardım etmeye hazır.
İsrail'in Kürdistan'da bile çok adamı var.
İsrail'in adamı olmayanlar da farkında olmadan aynı amaca hizmet ediyor.
Herkes herkese düşman ve insanların birbirine güveni sıfırlanmış.
Böyle bir ortamda en ufağından en büyüğüne kadar hiç bir sorun çözülmez ve çözülemiyor.
Her taraf bataklık ve yerli ya da yabancı timsahlar pusuda.
İki günlük Süleymaniye ve Erbil seyahatimden böyle bir izlenimle döndüm.
Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani yani bilinen adı ile Mam Celal'e geçmiş olsuna gittim ama çok ilginç ve bir o kadar önemli şeyler öğrenerek döndüm.
Demek ki bu coğrafyada arayı açmamak gerekiyor.
Karşı taraf yani ortak düşmanlarımız ve onların yerli yan sanayi defolu malları çok hızlı hareket ediyorlar.
Çünkü çok paraları var.
Baksanıza doların yükselişine!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.