Dünyanın bir bölümünde yaşayan insanlar açlıktan kırılırken öbür yanda para götürme, zenginlik paylaşma ve vur patlasın çal oynasın düzeni var.
Bu vur patlasın çal oynasıncılar (hedonistler) kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmeden günlerini gün ederler.
Ama sonra öyle bir noktaya gelirler ki yaşam onlara ağırlık vermeye başlar.
Çevreleri de onlardan bıkıp usanmıştır.
Hedonizmin doruğuna çıkan bu insanlar sonunda kendi kendilerini yok ederler.
Aslında başkalarının kendilerini yok ettiğini sanırlar ama aslında yok oluşları kendi ellerinden gelmektedir.
Bugün sizlere yıllar önce izlediğim, hedonizmin doruğuna çıkan dört erkeğin ölümcül hafta sonu tatilinin anlatıldığı bir filmden söz etmek istiyorum.
1973’de gösterime giren Fransız-İtalyan ortak yapımı olan bu filmin ismi La Grande Bouffe yani Büyük Tıkınma.
Ünlü İtalyan yönetmen Marco Ferreri’nin bu filminin baş rollerinde Marcello Mastroianni, Michel Piccoli, Philippe Noiret, Ugo Tognazzi, Andrea Ferreol gibi isimler var.
Filmin kısaca öyküsü şöyle:
Orta yaşlı, varlıklı dört erkek yani Mastroianni, Piccoli, Noiret ve Tognazzi bir hafta sonu Paris yakınlarındaki villaya kapanırlar.
Burada iki gün boyunca hiç durmadan yiyip içecek, çağırdıkları iki hayat kadınıyla seks yapacaklardır.
Başlangıçta efendice yiyip içen bu dört erkek, saatler ilerledikçe işi iğrençliğe vardıracak, bir yandan kusar, gaz kaçırırken sürekli yiyip içecekler, her tarafı da pisleteceklerdir.
Gelen iki hayat kadınını da bu arada boş bırakmamaktadırlar.
Uzun sözün kısası baştan hedonizm içinde intihar etme kararı alan bu dört erkek yemekten çatlayıp ölecekler, cenazelerini de o iki hayat kadını kaldıracaktır.
Tam dalmış bu filmi düşünüyordum aklıma başka bir şey geldi.
Onu da sizlerle paylaşmak istedim.
Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma şiiri…
Şiirden bir kaç kıtayı birlikte okumaya ne dersiniz?

Bu sofracık, efendiler-ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor-bu milletin hayatıdır
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır
Yiyin efendiler yiyin. Bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.
Efendiler pek açsınız bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün yarın kalır mı kim bilir
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir
Yiyin efendiler yiyin bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır kolay kolay...

İşte böyle…
Bugün geçmişe bir yolculuk yaptım.
Umarım bu yolculuğu siz de seversiniz.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.