Yarın Türkiye siyasi tarihi açısından çok önemli bir seçim yaşayacağız. Milyonlarca seçmen sandık başına giderek “parlamenter sistem” ya da “tek adam rejimi” arasında tercih yapacak. Bu seçim, 5 yıllığına hükümet, belediye başkanı ya da muhtar seç- meye benzemiyor. Ülkenin, kendimizin, çocuklarımızın nasıl bir rejimde yaşayacağına karar vereceğiz. O nedenle “Bugüne kadar sandığa gittik de ne değişti”, “Beni ilgilendirmez ne hükümeti ne muhalefeti beğenmiyorum zaten” gibi bahaneler anlam taşımıyor. Bu seçimde nasıl yönetilmek istediğine karar vereceksin, parlamenter sistemi, kuvvetler ayrılığı prensibini beğenmeyenler, gerçek demokrasi olmadığını düşünenler de olabilir ancak sandığa gitmeyerek daha geri, daha sorunlu bir rejime dolaylı da olsa “evet” demiş olacaksın.

SGK’ya genel müdür seçmiyoruz

Bu referandum sürecinde ben de sokaklara çıktım, İstanbul’un farklı yerlerine giderek çalışmaları izledim, seçmenlerle konuştum. Hatta canımı dişime takıp her partinin, Erdo- ğan’ın mitinglerini dinledim. AKP mitinglerinde “yol, köprü, hastane yaptık hayırlı olsun, evet deyin ki daha çok bina yapalım” vaatlerinin ardından söz dönüp dolaşıp Kılıç- daroğlu’na geldi. Hatta her mitingde yıllar önce SGK Genel Müdürü olarak katıldığı bir programın görüntüleri yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu görüntüleri özellikle İstanbul ve İzmir mitinglerinde kullandı. Sanki SGK’ya genel müdür seçiyoruz! Birkaç gün önce sosyal medyada gördüğüm bir saptama, referandum sürecinde AKP’nin yürüttüğü siyasi etiğe aykırı çalışmasını özetliyordu. Sizinle de paylaşayım: “Yurtdışından birini getirip 2 gün AKP’nin seçim çalışmalarını izletsen, Kılıçdaroğlu diye biri var ve ülkeyi ele geçirmek istiyor diye düşünür.”

AKP, yeni anayasa ile ülkenin nasıl bir değişim yaşayacağını anlatmak yerine hayır cephesinin bileşenlerine saldırmayı tercih etti. Çünkü anlatacak bir şey yok. Getirilmek istenen “Türk tipi cumhurbaşkanlığı” sistemiyle tüm yetkilerin tek bir kişiye bağlanacağı, halkın seçtiği milletvekillerinin kukladan öteye gidemeyeceği, muhalefetin denetleme, sorgulama hakkının ortadan kaldırılacağı, deneyimli bürokrasinin yok edilip tüm yetkilerin “Saray’ın danışmanlarına” verileceği bir “AKP tipi cumhurbaşkanlığı” sisteminin anlatılacak ne yanı var ki?

Kısaca, yarın sandığa gidip Erdoğan mı, Kılıçdaroğlu mu seçimi yapılmayacak. Yarın sandığa gidip ülkenin geleceği belirlenecek. Ülkenin yarısı Erdoğan’ı çok seviyor, güveniyor olabilir, peki Erdoğan gittikten sonra gelecek kişiye bu kadar güvenebilecek misiniz?

Birkaç gün önce konuştuğum bir taksi şoförünün sözleriyle bitireyim: Biz Doğu’da ağalık sisteminden zor kurtulduk, şimdi tüm ülkeye ağalık sistemi getirilmek isteniyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.