Bizim kronik bir hastalığımız var; vasatlık. Onlarca yıldır vasatlığa verilen prim sistemi ele geçirmiş durumda. Öyle ki yönetimlere bakıyorsunuz: en kritik görevlerde vasat altı nitelikteki insanlar var. Sen, ben, bizim oğlan zihniyeti sistem haline gelmiş. Bu devlet bürokrasisinde, siyasette, şirketlerde, sivil toplum kuruluşlarında her yerde...

Şimdi soracaksınız; durup dururken nereden aklına geldi vasatlık ya da vasat altılık? Hemen söyleyeyim. Dün,  Sözcü Gazetesi’nde kırk yıllık arkadaşım Saygı Öztürk’ün yazısını okurken. Geçtiğimiz hafta vefat eden emekli büyükelçi Kaya Toperi’nin anısına bir yazı yazmış. Orada okuduklarım beni hiç şaşırtmadı.

Bilmeyenler için anlatayım. Büyükelçi Kaya Toperi bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli bir diplomattı. Hatta 1980 askeri darbesinden sonra kızağa çekilmeyi beklerken darbeci askerler de onun liyakatinden yararlanmayı tercih etmişlerdi. Şimdi dönelim Saygı Öztürk’ün yazısına.

“Kaya Toperi, Turgut Özal’ın vefatından sonra Bern’e büyükelçi olarak tayin ediliyor. 1993’te Bern’de büyükelçi iken PKK tarafından saldırıya uğruyor. Toperi o günü şöyle anlatıyor:

“Ankara’dan tanıdığım dostum Belçika sefiresi beni telefonla arayıp 120’den fazla PKK’lının ellerinde beysbol sopaları ve taşlarla sefarete doğru yürüdüklerini haber verdi. Kapı tamirat halinde olduğu için kırıp girdiler. Baktım taşlar yağıyor camlara. Hemen alt kata indim, panjurları kapattım. Camdan dışarı bakarken biri kocaman bir taş alıp kurşungeçirmez cama fırlattı. Cam çatladı. Hayatımda o kadar çirkin ve kindar bakış görmedim. O an her şey karardı.

“Odamdan Browning ve Smith Wesson tabancalarımı aldım. Polise kapıyı açmasını söyleyip hemen havaya ateş etmeye başladım. Polisler de ateş ettiler. Yedi kişiyi ayağından birini de dizinden vurdular.”

Yazıda bundan sonra anlatılanlar gerçekten içler acısı. Kaya Toperi kelle koltukta büyükelçiliği savunuyor ama apar topar Ankara’ya çağırılınca Dışişleri Bakanlığı’ndakiler ona “Sana mı kaldı silaha sarılmak?” diyerek ciddi ciddi eleştiriyorlar. Toperi bu olay yüzünden sekiz ay bakanlık koridorlarında süründürülüyor. Ancak sekiz ay sonra Seul’e büyükelçi atanıyor.

Zaten Toperi’nin uzun süredir ayağını kaydırmak isteyen bir takım Bern’deki olayı fırsat biliyor. Toperi gibi pek çok diplomatın başına bakanlıktaki vasat altı kişilerin ayak kaydırma taktikleri yüzünden nice tatsız iş gelmiştir.

Bir de tabii ki PKK seviciler var. Toperi’nin PKK saldırısına karşı silaha sarılmasından fena halde rahatsız olanlar. Bu yazı, okurlarsa onları da rahatsız edecektir.

Lafı fazla uzatmadan...

Bir parlak diplomat daha bu dünyadan göçüp gitti. Meydan daha fazla vasatlara ve vasat altılara kaldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.